“Irak’da Gerçekçilik Nedir?"
Immanuel Wallerstein
125. Yorum, 15 Kasım 2003
ABD Irak’da her geçen gün daha fazla güçlükle karşılaştıkça ABD
şahinleri de kuşkuculara karşı saldırılarında daha fazla öfkelenmeye
başlıyorlar. Kuşkucuları neler olup bittiğiyle ilişkilerini kesmekle
suçluyorlar. Ve bunun ABD’ye asıl güçlük çıkaran şey olduğunu
söylüyorlar. Yani sonunda Amerikan çıkarlarına zarar verenler
Iraklılar değil ama kuşku habercileri. Hatta David Hanson’un 13 Ekim
2003 sayılı National Review’daki (ABD’nin bir numaralı muhafazakar
düşünce dergisi) makalesinde bu “başdöndüren gerçekdışı” örneği
olarak ben de saldırıya uğradım. Hanson’un gösterdiği delil şu:
Immanuel Wallerstein çabuk bir zaferi senaryosunu gözden kaçırarak
“uzun ve tüketici bir savaş” olasılığı uyarısında bulundu. “Çabuk ve
kolay bir zafer, açıkça ABD yönetiminin umudu, en az olası [sonuç].
Buna yirmide bir şans veriyorum.” Sonunu da şöyle bağlıyor “
kaybetmek, olanaksız gibi görünse de (ama Vietnam’da da öyle
görünüyordu) gayet mantıklı bir sonuç.”
Hanson’un, Foreign Policy’nin 2002 yılı Temmuz/Ağustos sayısında
yazdığım bir makaleden alıntıladıklarında ben bugün yüzümü
kızartacak bir şey göremiyorum. Pek çok kişiyle birlikte benim de
Saddam Hüseyin’in büyük kentlere çekileceğini ve evden eve
savaşacağını düşündüğüm doğrudur. Ama görünüşe göre o bizden daha
akıllı çıkıp gerilla savaşına karar verdi. Eski Amerikalı deniz
subayı ve 1990’ların ortalarında B.M. denetçileri arasında yer alan
Scott Ritter o zamanlar işgal durumunda bir gerilla savaşı için
resmi bir plan taslağıyla karşılaştığını ve bu belgeyi ABD
yetkililerine verdiğini söylüyor. Ve Washington Post’un 13 Kasım
2003 sayısında aşağı Sünni üçgenindeki askeri operasyonlardan
sorumlu 82. Hava İndirme Birliği komutanı General Charles H.
Swannack, Jr., böyle bir hesapla karşı karşıya olduklarını düşünüyor:
Saddam Hüseyin’in hep, eğer Irak düşerse, bir gerilla savaşına girme
niyetinde olduğuna inanıyorum. İşte bu yüzden ülkenin her tarafında
önemli sayıda silah saklandığını görüyorsunuz. Bir gerilla savaşına
başlamayı ve savaşmayı planlıyorlardı.
O zaman nerede olduğumuza tekrar bir bakalım. ABD açıkça görüldüğü
gibi hızlı ve kolay bir zafer kazanmış değil. ABD’de uzun yıpratıcı
bir savaşın içinde. O makalede ABD’nin uzun yıpratıcı, kanlı bir
savaşı kazanma şansının üçte iki olduğunu ve gerçek bir yenilgi
olasılığının yalnızca üçte bir olduğunu düşündüğümü söylemiştim. Ama
geçenlerle güya sızdırılan bir CIA raporu ABD’nin Irak’ta kontrolü
gerçekten kaybetmekte olabileceğini söylüyor. Öyleyse ben ABD’nin
kazanma şansını yüksek tahmin etmişim. Ne olursa olsun, tek gerçek
dışı olan şey ABD’nin Irak fiyaskosunda işlerinin iyi gittiğine
inanmaktır.
Saddam Hüseyin’in ABD işgalinden hemen önce, gizli haberciler
tarafından, kendisini iktidarda bırakan ama Amerikan denetçilerine
kitle imha silahları için açıkça izin veren bir anlaşma önerdiğini
seçkin neo-con Richard Perle’nin bize söylemesi sayesinde şimdi
hepimiz biliyoruz. Bu öneri ABD tarafından dikkate alınmadı. Bu
açıklama üzerine New York Times, 7 Kasım 2003’de baş köşede şunları
yazdı.
Yönetimin destekleyicileri o zaman Bush yetkililerinin bildikleri
ama halkla paylaşamadıkları şeyler olduğunu söylemekten çok
hoşlanıyorlardı. Bu şeyler arasında savaştan kaçınmamızı sağlayacak
bir öneri bulunduğunu hayal etmek hiç de zor değil.
Bu arada ABD’de bütün anketler Amerikan halkının yavaş yavaş ama
kesinlikle Irak macerasının bir hata olduğu sonucuna varmaya
başladıklarını gösteriyor. En kıdemli senatörlerden birisi olan
Ernest “Fritz” Hollings, 30 yıllık hizmet vermiş Güney Carolina’dan
bir Demokrat, 3 Kasım’da Senato’da yaptığı pek haber konusu olmayan
konuşmasında Irak üzerine kuşkularını açıkladı. Hollings konuşmasına
“Irak savaşında kendi ‘Kamboçya Anları’mı hatırlamaya başlıyorum”
diye başladı, daha önceki bir savaşı işaret ederek. Montana Senatörü
ve sonra ABD senatosu çoğunluk lideri Mansfield, Kamboçya’nın işgali
sırasında artık Vietnam savaşına tahammül edemeyeceğini söylemişti.
Holling, Mansfield’ın Vietnam’da yaptığı kadar uzun beklemek
istemediğini söyledi.
Bu konuşmada önemli olan şu: Hollings Güney’den ve tarihsel olarak
da oldukça muhafazakar bir Demokrat. Ve Bush yönetiminin
tekrarlamalarına karşılık vererek bunun kesinlikle Vietnam
olmadığını söylemenin saçmalık olduğunu söylüyor. Hollings’in temsil
ettiği Amerika’nın ortasından gelen gürültüler gayet gerçek ve hızla
yayılıyor.
O zaman ABD Irak’da gerçekten kaybedebilir mi? Valla, ABD Vietnam’da
gerçekten savaşı kaybetmişti. Tabii bu savaş kazanmayı nasıl
tanımladığınıza bağlı. ABD birliklerinin Irak’da kalmasını ama
onlara kimsenin ateş açmamasını mı kastediyoruz? Önümüzde bizi
bekleyen ise ABD birliklerini kendilerine ateş edilmesi güç beton
duvarlar ardında toplamak. Yoksa “demokratik” bir hükümetin
seçilmesini mi kastediyoruz? Bugün ya da yarın olacak bir serbest
seçim Şii bir çoğunluğa neden olacaktır. Yoksa ABD’nin sponsorluğunu
yaptığı sürgünlerin elindeki bir hükümete değil. Her iki durumda da
seçilenlerin John Locke ya da Thomas Jefferson’u kendi kahramanları
yapacakları, ya da en azından İsrail’e karşı Saddam Hüseyin’den daha
az düşman bir bakışa sahip olacakları ya da yapabildikleri anda
nükleer silahlanmaya başlama olasılıklarının daha az olacağı kuşkulu.
Herşey bir yana Irak’ın da kendi ulusal çıkarları var ve bunlar
ABD’nin ulusal çıkarlarıyla pek de iyi uyuşmuyorlar.
Irak’daki ABD yöneticisi Paul Bremer bu durumu Irak’da uzun süre
yönetici olarak kalarak ve yavaşça kabul edilebilir bir kukla rejim
kurarak idare edebileceğini düşünüyor görünmekteydi. Ama günlük can
kayıpları Washington’daki şahinleri bile bu derece akılsız olacak
kadar zamanları olduğuna dair kuşkuya düşürdü. Ufuk Irak’da, Orta
Doğu’da hatta dünyada ABD için hoş değil.
Bu Bush yönetimini güç duruma sokuyor. Washington’da şimdi bu
stratejiyi bırakmak üzerine mırıldanmalar başlıyor. Kimileri bunun
Bush’a 2004’de şu anki stratejide ısrar etmekten daha fazla oy
kazandıracağını düşünüyorlar. Ama bu hayal kırıklığı yaşayan
taraftarların oylarının kaybına da yol açabilir. Yani bu Bush için
sonu hep kayıp olacak bir durum. Ve tek baş döndüren gerçekdışı bunu
görememektir.
Immanuel Wallerstein
(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır.
Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak
koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda
iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı
üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni
çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da
kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için
yazarına başvurunuz: iwaller@binghamton.edu; faks: 1-607-777-4315.
Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne,
günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan
düşünceler olma amacını taşımaktadır.)
|