Yoz bir İşgale Geri Dönüş
Amira Hass
1 Ağustos 2007
Geçen haftanın korkutucu haberlerinden birinde,
İsrail’in, 1000 adet silahın Ürdün üzerinden Filistin
Özerk Yönetimi başkanı Mahmut Abbas’a bağlı güvenlik
güçlerine aktarılmasına yeşil ışık yaktığı belirtildi.
Bu, İsrail’in, Abbas’ın kuvvetlerine silah ve
güvenlik malzemeleri transferi için verdiği ilk izin
değil. Bu haberle ilgili korkutucu olan, Abbas ve
çevresinin Gazze Şeridi’ndeki başarısızlığın tamamen
askeri olduğu yanılsamasını devam ettirmeleridir. Aynı
derecede korkutucu olan durumsa, El Fetih’in, İsrail ve
ABD’nin umduğu (ve Gazze’de başarısızlıkla sonuçlanan)
şeyi yapmaktaki kararlılığıdır: Hamas’la Savaş.
Geçtiğimiz günlerde başka pek çok rahatsız edici
haber vardı: Bir kez daha İsrailli delegelerin,
yurtdışındaki Filistinli resmi delegelerle görüşmelerine
izin veriliyor: Başbakan Ehud Olmert ve Abbas yakın bir
gelecekte, bu sefer Erika Şehri’nde tekrar görüşecekler.
İsrail ve Filistin Özerk Yönetimi arasındaki sivil
düzenleme yenilendi. Başkan George W. Bush’un
Filistinlilerinin yaşam standartlarını iyileştirmek
amacı ile küçük ve orta ölçekli Filistin işletmeleri
için 228 milyon dolarlık krediyi onaylamasının ardından
Ramallah’taki Mukataa’da yeni bir ABD-Filistin iş
projesi başlatıldı. Dışişleri Bakanlığı’nın 27 Haziran
tarihli resmi duyurusunda, “… barış içinde ve bağımsız
bir Filistin devleti için önemli bir adım olarak,
Birleşik Devletler Filistin ekonomisini güçlendirme
görevi üstlenmiştir” denildi. Neden bu haberler endişe
verici? Çünkü geçmişe, yani 1994 ve 2001 yılları
arasında sürdürülen ve El Fetih hareketinin başarılı bir
şekilde dahil edildiği “işgal yönetimi” stiline geri
dönüldüğünü gösteriyor. Önceden olduğu gibi şu anda da,
İsrail ve Batı tarafından kabul gören (meşruiyeti geçici
olan ve güven arz etmeyen) bir Filistin Hükümeti var.
Görüşmeler güya devam ediyor: İşgal devam ediyor ve
Filistinliler dövüşüyorlar. Tüm bunlar ikinci intifadaya
sebep olmadı mı?
Ramallah’ta Filistin hükümetine liderlik yapan kişi
El Fetih üyesi değil. Fakat El Fetih’in ruhu yönetim
şekli olarak hakimiyetini sürdürüyor ve bu durum, halkın
büyük bir bölümünü bu hareketten bıktırdı. Örneğin
Yasser Arafat, himayesi altındaki sadık kişilerin
sayısını artırmak için fakir ailelerden ve mülteci
ailelerden az ama yaşamak için ihtiyaç duyulan bir ücret
karşılığında insan toplayarak güvenlik güçlerininin
sayısını gereksiz bir şekilde artırmıştı. Arafat,
böylece, İsrail sömürgesi ve ayrılık politikası
karşısında kendi politik iktidarsızlığıyla hiçbir
bağlantı kurulmaksızın politik desteğin süreceğini umut
etti.
Bu taktiğin başarısızlığı 2006 seçimlerinde belli
oldu. ABD ve İsrail’in “Abbas’ın güvenlik güçlerini
destekleme” güvencesi, Arafat’ın mantığının, Filistin
halkını her türlü “jestin” –gereğinden fazla güvenlik
elemanı için maaş verilmesi de dahil olmak üzere- hedefi
olarak gören bu üç lideri yönlendirmeye devam ettiğini
gösteriyor.
Sanki İsrail işgali altındaki yaşam Filistinlilerin
sıkıntısının temel sebebi değilmiş gibi “fakirlik”, daha
ziyade durup dururken ortaya çıkmış gibi görülüyor.
1994 ve 2001 yılları arasında “barış süreci” olarak
adlandırılan kehanetlerin ve “Filistin ekonomisini
güçlendirmek barışı sağlayacaktır” kutsal sözünün
himayesinde, kıdemli El Fetih üyelerinin çoğu ve
çevrelerindekiler kişisel servetlerini oluşturmaya hız
verdiler. Bu, elbette ki meşru olabilirdi: İşgal
altındaki topraklardaki yerli halkın önemli bir
bölümünün ekonomik durumu İsrail’in seyahat
kısıtlamasından dolayı kötüleşmemiş olsaydı ve Arafat ve
Filistin Kurtuluş Örgütü’nün hazinesinde kendileri için
duran para olmasaydı.
Her zaman için yeni zenginleşmiş Filistinlilerin
bağlantıları ile Filistin güvenlik gücü üyeleri
arasında, Filistin güvenlik gücü üyelerinin bağlantıları
ile İsrail’in Şin Bet gizli servisi veya İsrail’deki üst
düzey insanlar arasında doğrudan bir bağlantı vardı. Bu
çeşit bir yakınlık (üst düzey El Fetih üyeleri ve Şin
Bet ilişkisi) seyahat izinlerini sağladı, “aile
kavuşmasını” garantiledi vb. Bunlar gibi işgale bağlı
himayecilik Filistinlilerin “barış süreci” ve irtikâp
arasında bağlantı kurmasını sağladı.
2006 ve 2007’nin başarısızlıkları, El Fetih’in
dersini alması için hâlâ yeterli olmadı. Kendini,
himayecilikten ve ”doğru insanlara yakın olursan
–yoksulluk denizinde- zengin olmak için uygun fırsatlar
elde edersin” sisteminden uzakta tutmadı.
Çeviren: Ayça Günaydın (Feminist
Kadın Çevresi)
Makalenin orijinali için
tıklayınız. |