Birleşmiş Milletler ve Irak
Ted Glick
29 Ağustos 2003
Barış hareketinin, “Birlikler Hemen Şimdi Eve” talebini
destekliyorum. “Irak Halkına Demokrasi ve Kendi Kaderini Tayin
Hakkı” talebini de destekliyorum. Bu türden bir duruşa sahip olmak
hayli kolaydır.
Zor olansa, ‘daha sonra ne’ sorusunun yanıtını vermektir. Bu
noktaya kadar gitmeye gerek var mı? Iraklılar için, Iraklılar
tarafından yönetilen bir Irak’ın bugünkü ABD işgalinden nasıl
kurtarılacağı konusunda söyleyecek bir şeyimiz olması gereksiz mi?
Siyasetin sol kanadında yer alanlardan bazıları evet diyor. Ve
ABD’nin yerine geçmek üzere Birleşmiş Milletlere ya da başka
birilerine –mesela Arap Birliği’ne- herhangi bir çağrı yapılmasına
karşı çıkıyorlar. 2003 Amerikan işgalinden 12 yıl önceki Irak
trajedisi sırasında, ekonomik yaptırımlar suretiyle Birleşmiş
Milletlerin suça ortak olduğuna dikkat çekiyorlar ki bu da gayet
yerinde bir saptama. Ayrıca, haklı olarak, Amerika’nın Irak’ı işgal
ettiği sıralarda, yazın, BM’nin, Irak’a girmesinin hatalı olduğuna
ve bunun, işgale destek vermek anlamına geldiğine de dikkat
çekiyorlar.
Ama bu tutumda problemli olan bazı noktalar da var.
Irak, yaklaşık otuz yıldır diktatörlük rejimiyle yönetilen bir
ülke. Yarı-özerk Kürt bölgesi ve iki siyasi partisi dışarıda
bırakılacak olunursa, geriye, camiler ve dini gruplar haricinde
“sivil toplum” denilenden pek az şey kaldığı görülecektir.
Saddam Hüseyin iktidarı altında Irak, esas itibariyle Sünni
rejimin, Şii çoğunluğu bastırdığı bir toplum oldu. Bazı Sünni
bölgeler, başka bölgelere tanınmayan cinsten ayrıcalıklara sahipti.
Demokratik bir Irak oluşturmak yönünde sarfedilen çabalaraysa ciddi
bir sekte vurma potansiyeli taşıyan yakınmalar ve gücenmeler söz
konusu.
Üstelik, Şii cemaat içinde, ılımlılarla radikaller arasında olmak
üzere, en az bir çatlak da söz konusu ki, bu da, geçtiğimiz hafta,
önde gelen ılımlı bir din adamına suikast girişimine sebep oldu.
Ayrıca, eski Saddam Hüseyin rejimi üyelerinin, şu anda ve
gelecekte, ne derece örgütlenmiş olacaklarını da kim bilebilir ki?
Amerika çekilirse/çekildiğinde, idare biçim(ler)ini bulması için
kendi haline bırakılacak bir Irak’ta, silahlı mücadeleler de dahil
olmak üzere, ciddi çatışmalar, muhtemelen de bir iç savaş beklemek
akla yakın olur. Patlak vermesi halinde bir iç savaş, kolaylıkla
Irak sınırlarını aşarak komşu ülkelere sıçrayacaktır.
Bir de, ABD çekilir çekilmez, ordusunun Kuzey Irak’a girme durumu
olan Türkiye de söz konusu.
Bunlar, sol yelpazede yer alan diğer grubun, ABD’ye çekilme
çağrısı yapma, daha sonra da, Irak’ın öz-yönetimi doğrultusunda
atılacak geçici adımın bir parçası olarak BM’ye çağrı yapma
gerekçelerinden sadece birkaçıdır. Ya da, buna alternatif olarak,
ABD’ye, belirli bir sürede çekilmesi yönünde oluşturacağı planlarını
açıklaması, ve bu zaman dilimi içinde de, BM’nin, Irak toplumunun
temsilcileri aracılığıyla artan bir denetim üstlenmesi konusunda
çağrı yapmanın gerekçeleridir.
Dikkatinizi çekiyorsa, bu, Bush iktidarı bileşenlerinin
bazılarının iteklemeye çalıştığı şeylerden değildir, olamaz da. Bush
iktidarı bileşenlerinin isteği şudur: Irak topraklarında BM
katılımının sağlanması, bu sırada da ABD’nin işgali sürdürmesi.
Barış hareketi, bu plan karşısında açık ve net olmalıdır.
Geçici bir süreliğine ABD’nin yerine BM’yi koyma duruşuna karşı
olanlar, arkalarını, BM’nin ABD’nin uşağı olduğu eleştirisine
yaslıyorlar –ki bu, tarihsel olarak da doğrudur-. BM’nin eski Genel
Sekreter Yardımcısı ve Irak’taki BM İnsani Yardım Koordinatörü olan
Denis Halliday, daha birkaç gün önce, “BM Güvenlik Konseyi’nin ABD
ve İngiltere tarafından ele geçirilerek, özellikle de Irak, Filistin
ve İsrail konularında, yozlaştırıldığını” söyledi.
O halde ne yapmamız gerek? Sessiz kalmak? “Amerika Dışarı” ve
“Irak, Iraklılar İçin”in ötesinde bir tutum almamak?
Irak’ta farklı olarak ne yapılması gerektiği konusunda net bir
tutum almak bana anlamlı görünüyor. Dennis Kucinichi, BM’ye, daha
yeni, şu yönde bir çağrı yaptı: “Yönetimi ele alın, Irak’ın petrol
gelirini açıklayın ve bu parayı Irak halkına dağıtın. Irak petrol
sanayiinde özelleştirme yapılmamalı. BM, Irak’ın yeniden inşası için
açılan ihaleleri ele almalı, böylece Halliburton türünden şirketlere
verilen canım cicim ihalelerine bir son verilmeli”
Bu, BM’nin Amerika’nın yerine geçmesini önermekle yetinen genel
talep açısından bir gelişmedir.
Geçici barış sağlayan birliklerin esas olarak, Arap olmasını veya
Arapça konuşanlardan oluşmasını talep edebiliriz.
Herhangi geçici bir otorite –belki herhangi bir Amerikan veya
İngiliz katılımı olmaksızın oluşacak bir BM/Arap Birliği birleşik
gücü- için belirli bir zaman sınırı konulmasını talep edebiliriz.
Yerel düzeyde, Irak yerel yönetim organlarına temsilci göndermek
amacıyla geçici otoritenin halk meclisleri örgütlemeye öncelik
vermesini ve yeni bir Irak anayasası oluşturulmasında yer alacak
delegelerin seçimi için halkın seçtiği temsilcilerin sorumlu
olmasını talep edebiliriz.
Irak’ın yeniden inşası için gereken parayı Amerika Birleşik
Devletleri’nin ödemesi gerektiğini, ve bunun da Pentagon bütçesinden
yapılacak bir kesintiyle karşılanmasını talep edebiliriz.
Ama tabii, halâ, orada, geçmişi temiz, eli pisliğe bulaşmamış hiç
bir kurumsal varlığın olmaması, tekrar ediyorum, bir tane bile
olmaması gibi bir sorunla da karşı karşıya kalıyoruz. Birleşmiş
Milletler, merhametsiz ve doymak bilmez işadamlarının egemen olduğu
adaletsiz ve kanayan bir dünya gerçeğinin yansımasıdır. Kralların ve
petrol şeyhlerinin büyük bir etkiye sahip olduğu Arap Birliğiyse, ki
görünüşte daha makul bir seçenek gibi, nispeten acizdir.
O halde, bu soruyla nereye varıyorum? İstemeyerek de olsa, bana öyle
görünüyor ki, bir dizi kötü seçeneğin en iyisi, ne yapması gerektiği,
yukarıdaki gibi belirlenmiş görevlerle ve belirlenmiş bir zaman
çizelgesi ile bir BM/Arap Birliği geçici yönetimidir.
Öte yandan, geçtiğimiz sonbahar ve kışın, savaşı durdurmaya
çalışırken, Washington D.C.’deki Capitol’a yürüyor ve hiçbir
şekliyle sütten çıkmış ak kaşık olmayan ABD Kongresine baskı
yapıyorduk. Fakat, Bush yönetimi saldırısını savuşturabilecek
idiysek de, tek kurumsal seçenek buydu.
Peki Amerika’yı Irak’tan defetmede biz, Irak direnişi ve dünyanın
geri kalanı ya başarılı olursa? Amerika’nın yerine başka bir şeyin
konması, birçok sorundan muaf olmayacak ise de, bugünün Amerikan
işgali altında varolmayan baskı kurma yollarını da açacaktır. Bush
iktidarı ve onun Demokrat Partili destekleyicileri, yapmaya
çalıştıkları şeyde başarılı olamazlarsa, Ortadoğu’da ve tüm dünyada
insanlar, kendilerini güçlenmiş hissedecektir. “Yeni Amerikan
Yüzyılı” gayretleriyse ciddi anlamda sekteye uğrayacaktır.
İnsanların dört başı mamur zaferler kazanması nadiren
görülebilecek bir durumdur. Daha ziyade kısmi zaferler kazanılır.
Ama kısmi zaferler de, yeni bir gelecek, toplumsal adalet ve
çevresel sürdürülebilirlik, ki buna da öylesine ihtiyaç var ki,
üzerinden yükselecek bir dünyayı inşa etmede faydalı olabilir.
İktidarda olan gözü dönmüş savaş çığırtkanlarını Irak’tan
defetmek, hiç de küçük bir şey olmayacaktır.
Ted Glick Independent Progressive Politics Network’ün (Bağımsız
İlerici Siyaset Ağı’nın) (
www.ippn.org ) Ulusal Koordinatörü olmakla birlikte bu
düşünceler sadece kendisini bağlamaktadır.
futurehopeTG@aol.comveya
P.O. Box 113 2, Bloomfield, N.J. 07003 adreslerinden kendisine
ulaşabilirsiniz.
i Amerika’da, bazı savaş karşıtlarının ve yeşillerin de
desteklediği Dennis Kucinich Demokrat Parti’den başkan aday adayıdır
(ç.n.).
|