Bağdat’tan Rapor

Rahul Mahajan

Empire Notes, 19 Nisan 2004


Not: Bu raporu derlemek için Bağdat’taki dört hastanenin doktorlarıyla görüşüldü, hepsi de isimlerinin belirtilmemesini istedi.

Bağdat, Irak: Iraklı tercümanım öfkeyle “Neden Felluce Hastanesinin kapatılmasıyla ilgili sorular sorup duruyorsun?” diye soruyor. Ben bunun büyük bir haber olduğunu ve gerçekten de İngilizce olarak haberinin yapılmadığını söylüyorum. Bana inanmaz bir şekilde bakıyor: Irak’ta bunu bilmeyen kalmadı ki!

Amerika, Felluce kuşatmasına başladığında, çeşitli şekillerde sivilleri hedef aldı. Elektrik istasyonu bombalandı, belki de daha önemlisi, Fırat’ın geçildiği köprü kapatıldı. Felluce’nin başlıca hastanesi nehrin Batı yakasında kalıyor, hemen hemen şehrin tamamı da doğu tarafında. Hastane teknik olarak kapatılmasa da, Hipokrat yeminine inanan hiçbir doktor nehrin öteki yakasında insanlar yığınlar halinde ölürken boş bir hastanede gidip beklemeyecektir.

Bu nedenle, doktorlar hastaneyi kapatıp taşıyabildikleri kadar sınırlı araç ve gereçleri aldılar ve üç odalı hastaların ayakta tedavi edildiği küçük bir klinikte, yerde ameliyatlar yapmaya başladılar. Bu arada, hastaları yetersiz teçhizattan dolayı kaybediyorlardı. Bu durum 14 Nisan’da köprü yeniden açılıncaya kadar İngilizce olarak haber yapılmadı.

Necef’te, İspanyolca “Plus Ultra” ismindeki askeri birlik El-Sadr eğitim Hastanesini aşağı yukarı bir hafta önce kapattı. (nitekim hastane dün de kapalı kaldı.)

200 doktorun çalıştığı hastane (eskiden Saddam Hüseyin Eğitim Hastanesi) Irak’ın en önemli hastanelerinden biridir. Askerler hastaneye girdi ve doktorlara (hiçbir tıbbi araç-gereç almadan) sadece bireysel eşyalarını almalarına izin verip çıkmaları için 2 saat süre tanıdılar. Söylenen gerekçe hastanenin Plus Ultra üssüne yukarıdan bakmasıydı ve bu nedenle direnişçi keskin nişancılar tarafından çatısı kullanınabilirdi.

El-Arabiye aynı zamanda çatışmaların son zamanlarda patlak verdiği Suriye sınırının yanında küçük bir kasaba olan Qaim’de hastanenin kapatıldığını bildirdi. Habere göre, hastanenin etrafındaki binaların üzerine Amerikalı keskin nişan yerleştirilmişti.

Birleşik Devletler hastanelerin işleyişini aynı zamanda başka yollarla da engelledi. Amerikalı keskin nişancıların ambulanslara ateş açmasıyla (bkz.:http://www.empirenotes.org/fallujah.html) ilgili yapılan ilk Batılı haberler öfkeye sebep olmuştu. Buna rağmen, iki gün önce yapılan bir basın açıklamasında Irak Sağlık Bakanı Khudair Abbas Amerikan güçlerinin ambulanslara sadece Felluce’de değil, Bağdat’ın Doğusundaki gecekonduların düzensizce yayılmış olduğu Sadr şehrinde de ateş açtığını doğruladı. Sağlık Bakanı olayları kınadı ve üstlerinden, Yönetim Konseyi ve Paul Bremer’den bir açıklama istedi.

Üstelik, sürekli gündeme gelen başka iddialar da var: düşmanlıkların patlak vermesinden sonra Amerikan askerleri muhtemel direniş üyelerini başka bir yere nakledip sorgulamak niyetiyle hastanelere girip yaralılar hakkında bilgi istiyor. Felluce’deki çatışmalar başladıktan sonraki ilk günlerde, Amerikan güçleri Aadhamiyah’taki Nomaan Hastanesi ve Yarmouk’taki Yarmouk Hastanesi’ne (ikisi de Bağdat bölgesinde yer alıyor) girdiler. Felluce’nin boşaltılmış bölgelerindeki yaralıların büyük bölümü bu iki hastaneye götürüldü. Doktorlar genellikle işgal kuvvetleri için ihbarcı olmaya direniyorlar. Bir doktor bana açıkça, sadece Amerikalı askerlerin tutuklamasını engellemek için birçok defa insanları henüz iyileşmeleri için yeterli vakit geçmemiş olmasına karşın acil servisten tahliye ettiği anlattı. Söylediği gibi; “Onlar kendi yurttaşlarım. Onları Amerikalıların ele geçirmesine nasıl müsaade edebilirim?”

Amerikan medyasının Amerikan saldırısının büyük bir hassasiyetle yapıldığını ve nokta hedeflerin seçildiğini söylemesine rağmen, Felluce’de 700’ün üzerinde insan – ki bunların yarısı sivildir – öldürüldü. Ve Sağlık Bakanlığına göre, geçtiğimiz iki hafta içerisinde diğer şehirlerde 250 kişi öldürüldü ve bunların otuzundan fazlası çocuktu. Hastanelerin kapalı olmasından dolayı ölen birçok kişi ise “özgürleştirmenin” nihai bilançosuna eklenmeyecektir.

Hangi makul ölçüye vurursanız vurun, hastanelerin kapatılması (ve tabii ambulanslara ateş açılması) savaş suçlarıdır. Plus Ultra askeri birliği çatılardan gelebilecek saldırılardan ne kadar korkarsa korksun, hastaneyi kapatmak zorunda değillerdi; basitçe hastaneye girenleri izleyebilirdi. Felluce olayında, durum açıktır ki, mücahitlerin ateşkesle ilgili konuşma istemlerinin sebeplerinden biri hastaneyi yeniden açtırmaktı; aslında, Birleşik Devletler askeri hedefler için sivil insanları (dolaylı olarak) rehin tutuyordu.

Ambulanslara yapılan saldırıyla ilgili yayınlanan daha önceki bir makaleden sonra, birçok insan Amerikan güçlerinin bunu neden yapmış olabileceğini soran yazılar yazdı – bu durum Birleşik Devletleri ordusunun sahip olmasını istedikleri imajla çelişiyordu. Sadece sivil insanları katletmeye mi çabalıyorlardı? Öyleyse, neden?

Aslında durum oldukça basit. Birleşik Devletlerin askeri hedefleri var ve açıkça operasyonlarının askeri verimliliğini maksimum seviyeye çıkarmak için kaç tane Iraklı sivilin öldüğü umurlarında değil. Britanya ordusunun üst düzey bir komutanı son zamanlarda Amerikalıları, Iraklıları “Untermenshen” (ikinci sınıf insanlar) olarak gördükleri için eleştirdi. Aynı zamanda ortalama her askerin tüm Iraklıları düşman ya da potansiyel düşman olarak gördüğünü söyledi. Durum tam olarak budur. Aynı şeyi buradaki düzinelerce insandan duydum; “Iraklılara ne olduğu onların umurunda değil.”

Sivillerin bu şekilde ayrım gözetmeden öldürülmesinin nispeten Amerika’nın askeri hedeflerine hizmet etmesine rağmen – ki bunun amacı düşman ölülerin oranını ölen Amerikan askerlerinkinden mümkün olduğu kadar yüksek tutmaktı – politik hedefler bakımından değerlendirildiğinde bu bir felakettir. Bir Iraklıya, kendi yaşadığı şehirde Kaleşnikof ve RPG ile savaşan birisinin “korkak” ve “savaş suçlusu” olduğunu açıklamak çok zordur (çünkü, görünüşte bu kişinin çöle gitmesi ve gökyüzünden imha edilmeyi beklemesi gerekir). Diğer yandan da, 2000 pound’luk bombayı yerleşim yerlerine atan ve (genellikle olmamasına rağmen) içinde silah olabilir gerekçesiyle ambulanslara ateş açan birinin de bir kahraman olduğunu ve savaş kurallarını uyguladığını açıklayamazsınız.

Ocak ayında ben buradayken işgale karşı yaygın bir memnuniyetsizlik, hüsran ve öfke vardı. Fakat birçok insan hala gelişmeleri kazasız belasız atlatmaya, sabırlı olmaya ve olayların düzeleceğini umut etmeye çalışıyordu. İşgalin sebepsiz zalimliği sonunda bu sabıra bir son verdi.

Bunlar meydana gelmeden önce işgal başarılı olabilirdi: hiçbir zaman asıl amaç olmayan gerçek bir demokrasiyi inşa etmekte konusunda değil, fakat Birleşik Devletlerin Irak’taki kontrolünü sağlamlaştırmak konusunda.

Şu ana bunu başaramaz. Felluce’de direniş, daha fazla savaş suçu işlenerek, bastırılacak; eğer Birleşik Devletler Necef’i işgal ederse, orada da askeri bir zafer kazanabilecek. Fakat bundan sonra, hiçbir askeri zafer Iraklıların direnişini durdurmayacak.

Rahul Mahajan “Empire Notes” (http://www.empirenotes.org) web sitesininin yayımcısıdır ve Bağdat’tan yazmaktadır. Son kitabının adı, “Full Spectrum Dominance: U.S. Power in Iraq and Beyond.”dur. Kendisine rahul@empirenotes.org e-mail adresinden ulaşılabilir.