Chomsky'e Cevap
Cynthia Peters
27 Nisan 2004
Toplumsal değişim hareketlerimiz Noam Chomsky’nin çalışmalarından oldukça fazla yararlanmıştır.Kendi konuşmalarına ve yazdıklarına getirdiği inanılmaz enerji, milyonlarca insanın ABD’nin dış ve iç politikasına dair çözümlemeleriyle karşılaşması anlamına gelmektedir. Fakat onun favori retorik tekniği bende her zaman gerilim yaratmıştır.Bir şeyin çok bariz olduğunu savunacaktır. Belki de bu durumun insanları savunmaya yöneltiğinin farkında değildir. İnsan elinde olmadan sormadan edemiyor: “Ya benim açımdan bu bariz değilse?”
Eğer Chomsky bir şeyin çok bariz olduğunu düşünüyorsa ama benim bu konuda kafa karışıklığım varsa, bu benim aptal olduğumu mu gösterir? Örneğin her konuşmasının sonunda karşılaştığı soruları ele alalım. Her gün buna dair mektuplar aldığını söylüyor. 1980’lerde South End Yayınlarında çalışırken, ABD’nin Amerika ve Ortadoğu’daki emperyal politikalarına dair yaptığı uzun eleştirilerine bununla ilgili bir şeyler eklemesini isterdik. Eğer bu kitaplara bakarsanız 600 sayfa çözümlemenin sonunda kısa bir paragraf bulursunuz ve ne demek istediğimi anlarsınız.
Soru, bu durumda bireylerin ne yapabileceği.
Ve Chomsky bunun cevabının gayet açık olduğunu düşünüyor. Progressive’in Mayıs 2004 sayısında David Barsamian’la yaptığı bir röportajda, şöyle söylüyor: “Gerçek şu ki, herhangi bir şeyle ilgili bir şeyler yapabiliriz. Nerede olursanız olun sizi ilgilendiren konularda bir şeyler yapan grupları bulmakta bir zorluk yok.”
Bir yandan tabii ki haklı. Gruplara katılmaktan yani örgütlenmekten başka bir alternatif yok. Umutlu olduğum zamanlarda gerçekten ben de problemin, çok fazla sayıda insanın bu bariz gerçeği anlamaması olduğunu düşünüyordum. Pek çok insan çocuklara paylaşmayı öğretmenin ve erkek çocuklarına oyuncak silah almamanın politik bir iş olduğunu düşünüyor. Sığınma evlerinde gönüllü çalışmanın ya da “keyfi hayır işlemenin” toplumsal değişimi sağlayabileceğini düşünüyorlar.Kenevir giyip, bisikletleriyle aşevine gitmenin daha güzel bir dünya yaratmada etkili olabileceğini düşünüyorlar.
Eğer pek çok insan bu şekilde düşünüyorsa, onlara ulaşmalı ve bu çeşit keyfi ve bireysel hareketlerle toplumsal değişimin gerçekleşmeyeceği konusunda onları ikna etmeliyiz. Eğer onları gerçek örgütlenmeden soyutlayan şey buysa, gerçekten şanslıyız. Hedefimiz belirli. Tek yapmamız gereken Chomsky gibi, insanlara yoğunlaşmalarını, yolun açık olduğunu, pek çok varolan örgüte katılmaları ya da yenilerini yaratmaları gerekliliğinin bariz olduğunu söylemek.
Fakat bana öyle geliyor ki insanları geri çeken bu değil. Ne yapacağımızın çok aşikâr olduğu da bana şüpheli geliyor. Ve insanlar haklı olarak “Ne yapmalıyım?” sorusunu sorduğunda bunun karşılığında bu sorunun cevabının bariz olduğunu ima etmekle insanların kendilerini aptal gibi hissetmeleri riskiyle karşılaşırız.
25 yılı aşkın bir süredir politik bilinçlilik ve aktivizm içindeyim ama hâlâ ben bile tam olarak ne yapmam gerektiğini kendime soruyorum. İşte bu toplumsal değişim işinin o kadar da açık olmadığını gösteren bazı problemler.
Oran Problemi
İşte problem, tahayyül edilebilir bir düzlemde ölçülemeyeceği hissedilen adaletsizliklerin olduğu bir dünyada yaşama zorunluluğundan kaynaklanıyor. Bu problem sizde “ABD’nin emperyal politikalarının yarattığı korku o kadar büyük ki, fark yaratmak için benim yapabileceğim hiçbir şey yok” düşüncesini uyandırır. ABD askeri şirket makinesinin nasıl işlediğini anlarsanız, onu sadece nefes alıp vererek toplu katliamlara yol açan çok büyük bir canavar olduğunu düşünürsünüz. Canavarın en basit kendi kendini idame ettirme sürecinde keskin pençeleri yıkıma neden olur.Kuyruğunu hışırdatmak gibi anlamsız bir hareket bile korkunç bir insan kaybına ve çevreye zarara yol açar.
Bu canavar çok korkunç ve güçlüdür, bu canavarın bir vatandaşı olarak ne yapmanız gerektiğini merak edersiniz. Diğer vatandaşların ne yaptığını bulmaya çalışırsınız, sonunda Chomsky’nin konuşmalarını duyarsınız ve böylece gidip bir örgüte katılmanız gerektiğini öğrenirsiniz.
Fakat canavarın büyüklüğüyle kıyaslandığında siz çok küçük kalırsınız. Sizi ve canavarı ölçecek bir ölçek bile mevcut değildir. “Bir örgüte katılmak” mucizevi bir düşünce gibi görünmeye başlar ve altı yaşında mucizelere inanmayı bırakmışsınızdır.
Çok da abes olmayarak kendi kendinize “Benim takınabileceğim hiçbir tavır yok! Ne tavırlar serisi, ne hayat boyu sürecek bir tavır, bu görevi karşılayacak hiç bir tavır yok” dersiniz. İşte bu oran problemidir.
Strateji Problemi
Fakat bir şekilde aktivist olmaya karar verebilirsiniz. Sonuçta bu canavar insan yapımı. Eğer bunu biz yarattıysak onu parçalayabilmeliyiz de.Belki de canavara kıyasla ne kadar küçük olduğunuz konusunda değilse de (çünkü bu değişmez) özellikle de bir örgüte katıldığınızda ne kadar da güçlü olduğunuzu değerlendirme konusunda yanılmış olabilirsiniz.
Böylece etrafınıza bakınmaya başlarsınız. Vatandaşlar canavarın nasıl işlediğini araştırıyordur, ve ancak pençelerini çıkardığında, insanları incittiğinde ve yerlerinden ettiğinde, onları ancak hayatta kalabilecek koşullarda güçsüz bıraktığında nasıl işlediği anlaşılır. Çeşitli pek çok grubun, bizim çok pençeli canavarımızın sadece ayak tırnağını budamak için kaynakları bir araya getirecek bir avuç insanı mobilize etmek için canla başla çalıştığını görürüz. Bu, pençeyle karşılaşan insanların çektiği acı ve ızdırapların bir nebze hafiflemesini sağlayacaktır.
Tırnakların eklemlendiği organların potansiyel vahşeti göz önüne alındığında bu çeşit bir faaliyete girişmek pek de akıllıca gelmeyebilir, fakat siz insansınız ve bazı insanların en azından daha az keskin olan pençelerden faydalandığını görürsünüz ve bu çabaya katılmak için harekete geçersiniz.
Fakat durun!İnsanlar şimdi hangi tırnağı budamanın daha iyi olacağını tartışıyorlar ve bir anlaşmaya varamadıkları için dağılıyorlar ve şimdi de tırnak budama kaynakları için birbirleri ile mücadele ediyorlar. Siz de ilk etapta tırnak budamanın etkili olup olmayacağı konusunda çok emin değildiniz. Özellikle de kuyruk hışırdadıkça ve nefes alıp verişler hiç azalmadan sürdüğü müddetçe. Fakat şimdi hangi parmaktan başlanacağı konusunda bu kadar anlaşmazlık varken tırnak budamanın bile başarılamayacağını siz de anladınız.
Bu sırada başka birileri kuyruk kıpırdamasını kontrol altına alacak araçlar üretmeyi deniyor. Başka birileri ölümcül nefese karşı panzehir geliştirmeye teşebbüs ediyor. Başka birileri ise canavarın kan dolaşımının otomatik olarak insanların soyulmasına ve aşağılanmasına neden olduğunu keşfediyor. Onlar insanları, canavarın tüm sistemlerinin parçalanarak ve yeniden yerleştirilerek evcilleştirilmesi gerektiği konusunda uyarıyorlar fakat nasıl ve neyle bunun yapılacağını söylemiyorlar.
Dolayısıyla,oran problemini çözseniz ve canavarı yenmenin mümkün olduğu konusunda kendinizi ikna etseniz bile, kendinizi hepsi canavarın farklı parçaları üzerinde örgütsüz bir biçimde çalışan toplumsal değişim aktivistlerinin dünyasında bulursunuz. İnsanlar tırnak budama kaynaklarının çok küçük bir kısmını elde etmek için fon sağlayan büroların kuyruklarında beklerken karşılaştıkları zamanlar dışında birbirleriyle konuşmuyorlar bile. Bilirsiniz bir yerlerde ayak tırnağı -belki de bütün bir tırnağı-işini halledecek bir balta var. fakat bu defa da baltanın kullanımı için eğitim ve planlama gerekli olacak. İşte bu da strateji problemi!
Vizyon Problemi
Fakat gördüğünüz gibi strateji probleminin üstesinden gelmek mümkün.Toplumsal hareketleri incelediniz ve insanların uzun soluklu planlar yaptığını ve uzun yıllar süren çabaların sonunda gelişme kaydettiklerini gördünüz. Daha stratejik düşünmek ve hareket etmek isteyen insanlar olduğunu da fark ettiniz. Stratejik olabilmek için sonunda neyi başarmayı denediğinizi bilmeniz gerektiği gerçeği ile aydınlanırsınız. Bu sorunu insanlarla tartıştıkça insanların baltayı kullanma konusunda strateji üretmeme sebeplerinin eğer kullanırlarsa canavarın düşmesinden korkmaları olduğunu anlarsınız.
“Eee? durum bu değil mi” diye sorarsınız. Açıkça değil. En azından kendileri fark etsin ya da etmesin, bu canavarın koruması altında özel şartlarda yaşayanlar için değil. Onlar zararsız pençelerden yanalar- belki de tamamen pençesizleşmiş canavardan- Çünkü doğrudan darbe hiç hoş değil ve bunun neden olduğu çığlıklar da rahatsız edici Bu insanlar belirli ayrıcalıklardan dolayı canavara bel bağlamış durumdalar.
Canavarın nefes almasını, kan dolaşımının ve organlarının gücünün zarar görmesini değil; ancak canavarın hareketlerinden kaynaklanan kanlı sonuçların biraz daha hafiflemesini istiyorlar. Korkarak fark edersiniz ki, budama işleminde en önemli müttefiklerinizden bazıları, projenize fon sağlayanlar ve nadiren primetimeda size 0-3 saniye yer verenler aslında daha güzel bir dünyaya dair vizyon söz konusu olduğunda müttefikiniz değildir.
Bunun yanı sıra daha güzel bir dünya vizyonunuz olmayabilir de. “Başka bir dünyanın mümkün” olduğunun farkındasınızdır. Her canavar karşıtı aktivist gibi birçok slogan duymuşsunuzdur. Ancak bu başka dünyanın neye benzeyeceğini araştıracak bir alan yoktur ve bu konuda zaman harcamayı düşünmek bile imkansız hale gelir. Hala pençeler atıyor, kuyruk hışırdıyor ve canavarın kalp atışları hiç durmadan atmaya devam ediyor.
En azından görünür sonuçları olan, gerçek acıyı azaltan ve değerli bir şeyler yaptığınızı hissettiren ayak tırnağı budama işine geri dönersiniz.Canavarın gerçek işlevini bir yana bırakmak ve hatta belki de civardaki tek oyunun bu canavar olduğuna kendinizi inandırmak zorunda kalabilirsiniz. Bu değişimi gerçekleştirmek istemezsiniz ama bu sözde müttefiklerinizin aslında canavardan faydalanan insanlar olduğu gerçeği ile yüzleşmekten daha kolay değil mi? Bu müttefiklerle yüzleşirseniz, kolayca onları alt edemezsiniz, üstelik kaynaklara erişiminizi tehlikeye sokmuş olursunuz, kendinizi daha da marjinalleştirirsiniz, ağzınızı kapalı tutmazsanız ayak tırnağı budama sürecinizin devamı riske girer.
Diyelim ki çok inatçısınız. Ve ihtiyaç olduğu üzere canavarı rasyonelleştirenlerle ilgili stratejik bir karar veriyorsunuz fakat aynı zamanda da diğer benzer düşüncedeki canavar-karşıtı aktivistlerle aynı daha güzel dünya vizyonunu sürdürüyorsunuz. Sürdürmelisiniz de. Yılların tecrübesi size vizyon olmadan stratejinizin olamayacağını, hiçbir yere varamayacağınızı öğretmiştir.
Birazcık fark ettiğiniz gibi, bu en riskli yolculuktur. Aktivistler arasında ayrılıkları ve öfkeli tartışmaları başlatanlar en çok ortak noktası olanlardır. İnsanların hangi parmaktan başlayacakları konusunda bir anlaşmaya varamamalarına üzülenleri görerek bir de onlardan canavarın dolaşım ve solunum sistemlerini değiştirme konusunda ortak bir vizyon oluşturmalarını istiyorsunuz.
Gerçekten de herşeyden geri çekilmeye meyledersiniz. Oran problemini aşıp bariz olan şeyi-yani “sizi ilgilendiren konularda canla başla çalışan” bir grup bulmak- yapmanız yetmez mi?
Hayır bunun yeterli olmadığını keşfedersiniz. Canavarla vuruşmak konusunda ciddiyseniz, daha fazlasını yapmalısınız. Dolayısıyla enerjinizi nerede ve nasıl kullanacağınız, hangi mücadelenin daha önemli olduğu, büyük farklılıklar arasında ittifaklar kurabilmek, canavarın pençelerinin en korkunç etkileri karşısında emeklerken nasıl strateji ve vizyon geliştireceğiniz gibi pek çok kritik kararla karşılaşırsınız ki hiçbirinin cevabı bariz değildir.
Boston Globe’da yayınlanan bir kitap eleştirisinde (25 Nisan 2004), Georgia Scialabba Chomsky için “Amerika’nın en faydalı vatandaşı” diyor. Buna karşı çıkmıyorum. Canavarın yaptıklarını açığa çıkardı ve işleyişini açıkladı –Bu herhangi bir toplumsal değişim aktivistinin alet çantasının en önemli parçasıdır- Fakat keşke bu canavar karşısında bireylerin tavrının ne olacağının çok açık olduğunu ima etmeyi bıraksa. Eğer bunun bu kadar açık olduğunu düşünüyorsak, kendimizi sorunlara karşı, özellikle de yukarıda açıklanan üç büyük soruna karşı-hazırlayamayız. Etkili olamayız. Bu sorunlara yönelmedikçe ve bunları ciddiye almadıkça bu canavara karşı uygun bir hareket çeşidi geliştirmeye başlayamayacağız.
Vizyon ve stratejiye dair daha fazla bilgi için, znete girin (www.zmag.org) yeni baþlayanlar için özellikle www.parecon.org.
Çeviren : Ayten (Feminist Kadın Çevresi)
|
|