Cancun’dan Miami’ye
FTAA1 Seferberliği: Zaferin Stratejik Momentumu

Starhawk

9 Ekim 2003



İçimizden Dünya Ticaret Örgütü2'nün bakanlar düzeyindeki toplantısını protesto etmek için Cancun’a gidenler, geriye, kızarmış gözler, şiddetli öksürükler ve isiliklerle, bitkin bir biçimde döndü; ama coşkulu zafer heyecanı için çekilen onca zahmete değmişti. İlerici politik çalışmalarda tatlı zafer ender görülür. Bir eylemi genellikle, karşı çıktığımız politikaların iktidarının devam ettiğini, bizim ise uzun vadeli değişim için mücadele ettiğimizi kendi kendimize hatırlatarak sonlandırırız. Antidemokratik bir sözleşmenin ya da adaletsiz bir kurumun çöküşünü sokaklarda dans ederek pek kutlamayız.

Cancun bir çifte zaferdi. Birincisi; Kenya’nın başını çektiği küresel güney ülkeleri grevi Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) bakanlar düzeyindeki toplantısının dağılmasına neden oldu. Konferans merkezinin içinde ve dışında, sokaklarda ve dünyanın dört bir tarafında yapılan eylemlerle birlikte barikatlarda kendini öldüren Lee Hyung-Hai’nin güçlü protesto eylemi, gelişmekte olan ülkelerin temsilcilerinin güçlü bir şekilde ayakta durabilmelerini sağlayan bir atmosfer yarattı. Delegeler, güneydeki çiftçiler ve yerli kültürlerin bekası için hayati önemi olan tarımsal meseleleri görüşmeyi reddeden, ancak yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarına ulaşımının artırılmasını dayatan ABD'nin ve AB’nin zorba taktiklerine direnmek için ihtiyaç duydukları desteği sadece eylemlerin sağlayabildiğini söylediler. Tartışılan yatırım kuralları Meksika ormanlarını denetimsiz kesime açabilir; bölgedeki yerli halkın büyük bir çoğunluğunun büyük uğraş vererek aldığı ekolojik sertifikayı geçersiz kılabilir; kamu arazilerini, balık tarlalarını ve enerji kaynaklarını özelleştirebilir ve kamu hizmetlerini ve su kaynaklarını daha ileri bir özelleştirmeye açabilir. Grev, DTÖ’nün, ülkelerin çevrelerini, kaynaklarını ve işgücünü koruyan yasalar çıkarma hakkının altını oyan yeni müzakere turları başlatmasına engel oldu.

İkinci olarak; Cancun, küresel güneyden ve varlıklı kuzeyden aktivistleri; ve “campesino3'lar, işçiler, yerli halk, Meksikalı öğrenciler, sivil toplum örgütleri, barış ve ekoloji grupları ve uluslararası oluşumlar gibi geniş bir yelpazeden grupları bir araya getirdi. Bu gruplar farklı örgütlenme biçimlerine, siyasi kültürlere, tarihlere, kültürlere ve dillere sahipti. Büyük ayrıcalıklar ve baskıya dayalı acı dolu tarihsel ilişkiler bazılarımızı ayırmasına rağmen, hâlâ birlikte hareket edebiliyor, birbirimizi destekleyebiliyor, güçlendirilmiş ittifaklar ve saygı dolu ilişkiler kurabiliyoruz.

Bu zaferin derinliğini anlamak için, bundan dört yıl önce, Seattle zirvesinden önce var olan siyasi iklimi yeniden düşünmeliyiz. O zamanlar, DTÖ’nün ve neo-liberal politikaların ilerleyişi durdurulamaz görünüyordu, ve bunları sorgulamak bile dünyanın düz olduğuna inananlarla ve ilerlemeye inanmayanlarla ittifak yapmak demekti. Şimdi, küreselleşmenin en hırslı kurumu olan DTÖ kendi yolunda durduruldu.

Yine de, zirvenin durdurulmasına karşı uyarıda bulunan bazı ilerici sesler vardı. George Monbiot, 2 Eylül’de The Guardian’da şöyle yazdı: “Tıpkı 1999’da Seattle’da olduğu gibi, tutulmayan sözler ve insafsız koşullar, daha zayıf hükümetleri Cancun’daki ticaret görüşmelerinden çekilmek zorunda bırakabilir. Zengin ülkeler bunun Dünya Ticaret Örgütü’nün sonu demek olacağını bilmeliler. Şimdi, ABD ve AB’nin amacı buymuş gibi görünüyor. DTÖ gibi çökmüş ve yozlaşmış bir kurumdan geriye kalan; yoksul ulusların toplu görüşmelere katılabilecekleri, ve teorik olarak, zengin ülkelerden daha fazla oy alabilecekleri çok taraflı bir topluluktur.”

Bununla birlikte, George Monbiot, böyle bir şeyin asla gerçekleşmeyeceğini, çünkü zengin ulusların DTÖ'nün karar mekanizmalarını bertaraf ettiklerini kabul ediyor.

Zenginler yararına düzenlemeler yaparken sürekli olarak yoksullara ilerleme vaat eden çökmüş ve yozlaşmış bir kurum, ne gelişmekte olan ülkelerin ne de başkalarının gündemini geliştirmek için etkili bir araç değildir; bu işten kâr eden ulus-ötesi şirketler hariç. DTÖ’nün dönüşebileceği konusunda küçük de olsa bir umut beslemek enerji kaybıdır. Bizler DTÖ’nün potansiyel demokratik dönüşümünün yolunu gözlerken, DTÖ yıkıcı politikalarını genişletmeyi sürdürecek, bu da dünyayı ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacaktır.

Ancak Monbiot’nun uyarıları göz ardı edilmemelidir. Gelişmekte olan ülkeler, ABD Ticaret Temsilcisi Robert Zoellick’in veya ABD yararına muhalifleri içeri tıkmaya söz veren Senato Finans Komitesi Başkanı Senatör Charles Grassley’in şefkatli merhametlerine bırakıldıkları takdirde Cancun onlar için bir zafer olmayacaktır. Yoksul ülkeler teker teker avlanabilir, pazarlık güçlerinin sınırlı olduğu iki taraflı veya bölgesel anlaşmalara sürüklenebilirler. Eğer şirketler ‘sıfır noktasına doğru yarış’ta serbest kalır ve dünyanın dört bir yanında en düşük işçi maliyetlerini ve en gevşek çevresel standartları arayarak dolaşırlarsa; çalışan insanlar, çiftçiler, öğrenciler ve ABD’nin hızla eriyen orta sınıfı için Cancun bir zafer olmayacaktır.

19-21 Kasım tarihlerinde Miami’de gerçekleşecek olan Amerika Kıtası Serbest Ticaret Bölgesi (FTAA) zirvesi küresel şirketler gündeminin bir sonraki büyük sınavı olacak. DTÖ üzerinden yürütülen küresel şirketler yönetiminin başarısızlığıyla birlikte bölgesel ticaret anlaşmaları daha da önem kazandı. Cancun zaferini büyütmek ve sürdürmek için Miami’de büyük bir seferberliğe ihtiyacımız var.

FTAA, NAFTA4 ’yı tüm yarıküreye yayacaktır. Taslak metin, - DTÖ’de tartışmalı bir mesele olan - yatırımcıların gücünün aynı şekilde arttırılmasını; hizmetlerin özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesinin aynı şekilde dayatılmasını; ve şirketlerin, kendi kârlarını azaltan çevre, iş ve güvenlik yasalarını çıkartan hükümetlere karşı dava açmasına izin veren bir maddeyi içeriyor.

Zengin ile yoksul, ve kuzey ile güney arasındaki uçurum Cancun’da olduğu gibi FTAA’da da bulunuyor. Brezilya şimdiden bir karşı taslak hakkında konuşuyor. Gelişmekte olan ülkeler, reformlar veya düzeltmeler için baskı yapabilir; ancak müzakerelerden de çekilebilirler. Eğer bunu yaparlarsa, FTAA da henüz hayata geçmeden rayından çıkarılabilir.

Miami sokaklarında neler olacağı son derece önemli. Cancun’dan bu kadar kısa süre sonra yapılacak ikinci bir grev, küresel iktidar düzenini değiştirecektir. Bush yönetiminin giderek azalan prestijine karşı başka bir saldırı, ve ulus-ötesi şirketlerin hakimiyetindeki küreselleşme projesine ağır bir darbe olacaktır. Gelişmekte olan ülkelerin Bush’un zorbalarından intikam almalarını sağlayacak bu adımı atabilmeleri için, kuzeyde, özellikle de ABD’de güçlü bir muhalefetin olduğunu bilmeleri gerekiyor. Bu muhalefetin etkili bir biçimde gösterilebileceği yer ise sokaklardır.

Sayılara ihtiyacımız var: Miami’de halk kitleleri, nerede görülebilir ve sayılabilir durumdalarsa, medya nereye odaklanacaksa, delegeleri ve zirveyi nerede doğrudan etkileyebileceklerse, orada bir araya gelmeliler. Yasal, izinli yürüyüş ve forumlara, ve bunların ötesine geçen eylemlere ihtiyacımız var; zirveden ve temsil ettiği politikalardan onayımızı geri çeken; bu antidemokratik tutanakları bozmaya ve rayından çıkarmaya çalışan geniş tabanlı, şiddet içermeyen eylemlere ihtiyacımız var.

Doğrusu böyle bir seferberlik başlamış durumda. Irak işgaline karşı muhalefet sırasında şekillenen büyük bir savaş karşıtı koalisyon olan Barış ve Adalet Birliği5 üyelerini kitlesel ve şiddet içermeyen doğrudan eylemlere katılmaya davet ediyor. İşçiler harekete geçiyor, doğrudan eylemleri kitlesel yürüyüşler kadar desteklediklerini belirtiyorlar. Küresel ekonomi meseleleri etrafında örgütlenmeyi sürdüren, STK’lardan anti-kapitalistlere kadar geniş bir yelpazeyi temsil eden gruplar orada olacaklar. Miami, seferberliğin genişliği ve derinliği açısından Seattle’ı geçme potansiyeline sahip: Miami seferberliği “kamyon şoförleri ve kaplumbağalar6” ı yeniden birleştirebilir, hareketin farklı fraksiyonları arasında bağlantı kurabilir, yeni koalisyonlara şekil verip eskilerini güçlendirebilir, aktivizme Irak savaşıyla başlayanların harekete bağlılığını artırabilir, ve yıllardır cephede yer alanlara yeniden güç verebilir.

Eylemler aynı zamanda, mümkün olduğunu söylemeyi sürdürdüğümüz o yeni dünyayı inşa etmenin araçlarını biçimlendirdiğimiz çetin sınavlardır. Bizler, o dünyanın nasıl olabileceğine dair düşümüzü canlandırıyoruz. Yiyecek, barınak, sağlık hizmeti, yasal destek, eğitim ve bilgiye erişim sağlıyoruz. Yaratıcılığımızı sokağa, davullarla, kuklalarla ve dansla taşıyoruz. Eylemler sırasında, yaratmak istediğimiz dünyayı görünür kılan geçici ama gerçek yeni bir toplumu yaratacağımız, özerk bir alan talep ediyoruz.

Miami seferberlik için kolay bir yer olmayacak. Muhtemelen, yerel gerici güçlerin düşmanlığıyla ve polis baskısıyla karşılaşacağız. Şehir Konseyi şimdiden bandanalardan kuklalara ve kameralara kadar her şeyi yasaklayacak bir yönetmelik çıkarmayı düşünüyor.

Ama hareketimiz, Seattle’dan sonraki dört yıl içinde olgunlaştı. Bu eylemleri örgütleme ve potansiyel baskılarla yüzleşme konusunda artık daha çok deneyimimiz var. Bizler farklılıklarımızdan doğan gerilimleri kabul etme ve buna rağmen dayanışma içinde birlikte hareket etme konusunda zorlu ve önemli dersler aldık.

İçeride müttefiklerimiz olduğu için, işimiz stratejik olarak daha kolay. Aslında, sadece Miami’ye giderek bile karşıtlarımız için bir ikilem yaratıyoruz.

Çünkü eğer baskı uygulamadan eylemlerimizi gerçekleştirmemize izin verilirse, içerdeki delegelere ve tüm dünyaya güçlü bir açıklama yapacağız, ve gelişmekte olan ülkelere müzakerelerden çekilmeleri için bir destek iklimi yaratacağız.

Ancak eğer delegeler askeri bir bölgede çelik parmaklıkların arkasında tecrit edilirlerse; her kapalı kapı ve kontrol noktası, bu politikaların demokrasiyi veya genel refahı desteklediği mitinin bir yalandan ibaret olduğunu ortaya koyacaktır. Her polis copu darbesi, her göz yaşartıcı gaz bulutu, ABD’nin bu politikaları yalnızca muhalefeti kaba kuvvetle bastırarak uygulayabileceğine dair hakim kanıyı güçlendirecektir.

Eğer polis copunun karşı tarafındaysanız, bu her zaman o kadar rahat olmayacaktır. Şiddetle karşılaştığınızda size yardım edecek şey, gelen herkese sağlayacağımız, hazırlık ve eğitim, companero7 'ların verdiği destek, ve grup dayanışmamızın gücüdür. Miami’de, hazırlanmak ve ihtiyacımız olan politik ve pratik desteği planlamak için vaktimiz var. İnsanları hemen dayanışma grupları oluşturmaları, oraya arkadaşları ve yandaşlarıyla birlikte gelmeleri, veya erken gelerek eylemde bir arada durabilecek gruplar oluşturmaları yönünde teşvik ediyoruz.

Ayrıca, büyük çapta polis şiddetiyle karşılaşmamamız da muhtemel. Cancun'da, polis baskısını bekliyorduk. İki yıl önce, Dünya Ekonomik Forumu’nu protesto eden öğrenciler vahşice dövülmüştü. Bu seferse, polis göstericileri dövmekten veya tutuklamaktan kaçındı, ve hepimize saygılı davrandı.

Miami seferberliği protesto için güvenli ve yasal yollar içerecektir. Doğrudan eylem de, tutuklanma ya da polis şiddeti risklerine maruz kalmadan son derece önemli roller oynayabilecek olan halkın desteğini gerektirir.

Yılmayı reddettiğimiz zaman, ve korkunun karşısında dimdik ayakta durduğumuz zaman, demokrasinin gelişebileceği politik zemini geri istemiş oluruz. Bizler, Bush’a, Ashcroft’a ve diğerlerine, haklarımızı elimizden alamayacaklarını, kaynaklarımızı satıp bitiremeyeceklerini, hayatlarımızı ele geçiremeyeceklerini, ve toplumlarımızı mücadele etmeden yok edemeyeceklerini ilan ediyoruz. Kendimizi iyi hissediyoruz ve başkalarına da ilham verebilecek bir cesaret örneği sergiliyoruz.

Bu nedenle, eğer gelebiliyorsanız 17-21 Kasım tarihlerinde Miami’ye gelin. Gelebileceğinizi düşünmüyorsanız, bir kez daha düşünün. Eğer işinizdeki veya okulunuzdaki sorumluluklarınız size engel oluyorsa, bu politikalara meydan okunmadığı takdirde ileride hâlâ bir işe sahip olup olamayacağınızı, veya eğitim için devlet desteğinin kalıp kalmayacağını bir düşünün. Masrafları karşılayamıyorsanız, ulaşım ve gündelik giderleriniz için topluluğunuzdan maddi destek isteyin. Eğer kendiniz gerçekten gelemiyorsanız, kendi topluluğunuzdan ya da küresel güneyden bir kişiye oraya gelmesi için yardım edin.

Miami’den sonra, 22-23 Kasım’da, ABD ordusunun Latin Amerika için işkenceciler ve suikastçılar yetiştirdiği Amerika Kıtası Okulu8 ’nu protesto etmek için Fort Benning Georgia’ya gidin.

Miami direniş için stratejik bir duraktır. Bizler, Cancun ve Seattle zaferlerinin üzerine yenilerini inşa etmek, ve ABD’de ve dünyada adil ve demokratik bir sistem inşa etmek için ihtiyacımız olan ittifakları derinleştirme, ve bu amaçla bu zaferleri büyütme şansına sahibiz.

-------------------------------

1 Free Trade Area of the Americas: Amerika Kıtası Serbest Ticaret Bölgesi (ç.n.)

2 World Trade Organization (ç.n.)

3 İspanyolca'da çiftçi (ç.n.)

4 North American Free Trade Agreement: Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (ç.n.)

5 United for Peace and Justice (ç.n.)

6 Sistem karşıtı hareketler içinde sendikacıları ve çevrecileri temsil eden “teamsters and turtles”, 1999 Seattle zirvesiyle birlikte alternatif küreselleşme hareketinin sembolü olmuştur (ç.n.)

7 İspanyolca'da yoldaş (ç.n.)

8 School of the Americas (ç.n.)

 

 

 

Çeviren : Derya (Feminist Kadın Çevresi)