Küba: Cinsel Çeşitlilik – Gökkuşağı Devrimi

Dalia Acosta

26 Mayıs 2008

Çeviren: Semih Togay (Feminist Kadın Çevresi)

Yazının orijinali için tıklayınız.

Küba devriminin zaferinden yaklaşık 50 yıl sonra, cinsel azınlıklar sonunda seslerinin duyulduğunu ve daha adil ve kapsayıcı bir topluma yönelik bir hareket içinde yer alabileceklerini hissetmeye başladılar.

Aralık ayında, hükümete ait Ulusal Cinsel Eğitim Merkezi’nin bahçesinde sevgilisi Elizabeth ile sembolik bir düğün yapan Kübalı genç kadın Mônica şöyle diyordu:. “Ben daima bunun bir parçası olmak istedim. Anneme kaç kere söylediğimi hatırlamıyorum: Bunu başaracağım; devrimi gerçekleştireceğim.”

Bu sırada, 17 Mayıs’ta Havana’daki Homofobi ve Transfobi Karşıtı Uluslararası Kutlama Günü’ne katılmak için 100 kilometre seyahat eden Danilo Rivero, eskiden ülkesinde “homoseksüellerin insan statüsunde görüldüğü” bir zamanın asla mümkün olmayacağını düşündüğünü söyledi.

Rivero, 35 yıl önce eğitim sektöründeki işini bırakıp, hâlâ çalıştığı üretim şirketinde işçi olmaya zorlanmış.

Rivero, IPS’ye şunları söyledi: “Ben gerçek bir Kübalıyım, fazlasıyla Kübalıyım, yeryüzündeki hiçbir şey için ülkemden ayrılmam. Ama artık 53 yaşındayım ve çoğunlukla acı çekerek yaşadığımı söyleyebilirim. Bununla birlikte, şu anda şikâyet etmek istemiyorum, çünkü köprünün altından çok sular aktı.”

Monica, Elizabeth ve Danilo, sadece bir hafta değil, yıl boyunca gerçekleşecek bir dizi girişimin desteklendiği homofobi ve transfobi karşıtı günün merkezi etkinliği için toplanan yüzlerce insandan sadece üçüydü.

11.2 milyon nüfuslu ve esasında “maşist” bir kültüre sahip bu ülkede, son birkaç gündeki bilgi patlamasının eşi benzeri görülmemiştir. Yakın zamana kadar, üniversitelerde birtakım derslerden, bazı işlerden ve yöneticilik pozisyonlarından men edilmek için homoseksüel olmak yeterli bir sebepti.

Bazı genç insanlar “geçmişin geçip gittiğine” inanıyor, ama çoğu gey ve lezbiyen, yüzlerce homoseksüelin 1960’larda Üretime Yardımcı Askeri Birlikler olarak adlandırılan zorunlu çalışma kamplarına alındığı veya 1970’lerde eğitim ve kültür sektörlerinden dışlandığı zamanların hatıraları ve acılarıyla yaşıyor.

40 yaşındaki koreograf Ernesto Rojas:”Büyük adımlar atıyoruz, ama hâlâ daha çok zamana, eğitime ve kültürel değişime ihtiyacımız var. Sadece heteroseksüeller arasında demek istemiyorum, ayrıca onca yılın ayrımcılığı yüzünden acı çeken, şiddeti protesto eden ve ona isyan eden homoseksüeller arasında da.” diyor.

Eşi benzeri görülmemiş bir umumiyetle halka açılışı nedeniyle, çoğu insan tarafından tarihi bir olay olduğu düşünülen Cumartesi etkinliğinden sonra aylarca ve haftalarca, televizyon programları ve reklâmları, aylık gösterimleriyle “Diferente” film kulübü, konferanslar, seminerler, oyunlar ve radyo dizileri sürecek.

Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gün, Dünya Sağlık Örgütü’nün homoseksüelliği ve transseksüelliği akıl hastalıkları listesinden çıkardığı 17 Mayıs 1990 tarihinin anısına kutlanıyor.

Cinsel çeşitlilik hareketinin gökkuşağı renkli bayrağı ilk kez bir Küba devlet kurumunun girişinde özgürce dalgalandı. Gey, lezbiyen, biseksüel, travesti ve transseksüel kadın ve erkekler, yetkililerin ve uzmanların yanında tartışmalara konuşmacı olarak katıldılar.

Kadından erkeğe transseksüel olan biri hikâyesini anlattı ve bir erkek olarak ölme hakkının olduğunu savundu.

2004’ten beri Küba’da cinsel çeşitliliği desteklemek için kapsamlı bir program geliştiren CENESEX’in başkanı Mariela Castro IPS’ye: “Şaşırmıştım. Geldiğimde beni neyin beklediğini bilmediğim için gergindim. İnsanların saygılı, dikkatli ve samimi katılım şeklini gerçekten sevdim.” dedi.

1985’ten beri HIV/AIDS‘i önleme konusunda çalışan bir uzman olan Manuel Hernández, IPS’ye, kutlamanın bize “bazen halkın belirli konulara tepkisi hakkındaki korkularımızın temelsiz olduğunu gösterdiğini” belirtti. “Oldukça olumlu bir fikir alışverişi gerçekleştirdik.”

Tartışmalar, cinsiyetçi eğitim eleştirisinden, bazı insanların sırf cinsel yönelimi nedeniyle polis tacizinden zarar görmesine, geylerin buluşmaları için yetkililerce tanınan ve saygı gösterilen alanların olmamasından, lezbiyenlerin homoseksüel topluluklar içinde bile yaşadığı namus sorununa kadar uzandı.

CENESEX’le çalışan Alberto Roque, “Gey Kimliği ve Homofobi” adlı sunumunda “Okullar ‘farklı’ çocuğun diğer akranlarıyla uyuşmadığı ölçüde homofobinin körüklendiği kanallardır” dedi.

“Gettolar”dan kaçınmak amacıyla kapsayıcı alanların yaratılmasını savunan CENESEX’in tutumuna karşıt olarak, gey bir adam hemcins çiftlerin rahat bir ortamda buluşmasını ve sosyalleşmesini kolaylaştırmak için özel olarak gey topluluklara açık mekânların açılmasını önerdi.

Yasal olarak hemcins evliliklerin daha hızlı kabulü ve Castro’ya göre hayatlarını değiştirecek ameliyat için sıra bekleyen, 28 transseksüelin cinsiyet değiştirme ameliyatlarının çabuklaştırılması talepleri de ifade edildi.

Günün haberleri arasında, daha kapsamlı hakları hızlandırmak adına, 1975 Aile Kanunu reformlarında gey ve lezbiyen çiftlerin sahip olduğu evlat edinme hakkının şimdilik iptal edildiği de vardı.

Küba Parlamentosu başkanı Ricardo Alarcón, bir bütün olarak cinsel azınlıkların haklarının lehine yasal öneriler içeren Aile Kanunu reformları hakkında, “talepleri, tüm kriterleri ve fikirleri de hesaba katarak, dikkatli bir şekilde incelemek konusunda istekliyiz.” dedi.

“Bunun, uyum içinde bir entelektüel çabanın hedefi olması gerekiyor.” diye belirtti.

Yönetimdeki Komünist Parti tarafından desteklenen Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gün’ün ana etkinliği olan Cumartesi günkü konferans ve tartışmaların sabah oturumuna katılan bir meclis üyesi, “Bu konular tabuydu ve birçok insan için hâlâ öyle.” dedi.

Gazeteci ve editör olarak çalışan bir psikolog olan Sandra Álvarez, IPS’ye, “karar alma mekanizmalarında yer alanların; geyler, lezbiyenler, travesti ve transeksüellerin taleplerine karşılık vermesinin ne kadar süreceğini merak ettiğini” söyledi. “Daha ne kadar beklemek zorundalar? Zamanlarının daraldığı çok açık.”

“Örneğin Juani’ye bakın. 1970’te kendi durumunu bir problem olarak ortaya koydu; bu, bir dizi çalışmaya ve ilgiye yol açtı ve şimdi 2008’deyiz. Etkinlik esnasında kendi hikâyesini anlatan kadından-erkeğe bir transseksüel Juani’nin hayatını araştırmaya açmasının üzerinden tam 38 yıl geçti.”

Bu günü, ayrımcılık, cinsiyet stereotipleri ve eğitim gibi asla konuşulmayan konular hakkında ülkede yürütülen tartışmalarda bir adım olarak değerlendiren psikolog: “Ne olacak? Bir 10, 15 ya da 20 yıl daha birinin onların zihinlerini açmasını ya da daha duyarlı olmalarını mı bekleyeceğiz?” dedi.