FAKİRLER KENDİ KENDİLERİNE ÖRGÜTLENİYORLAR
João Pedro Stédile ile söyleşi
João Pedro Stédile, Jornal do Brasil
10 Ağustos 2003
Brezilya’daki toplumsal hareketler –Brezilya tarihinde daha önce
hiç olmamış bir biçimde- biraraya geldiler. Önümüzdeki ayın 8’i ile
13’ü arasında geniş tabanlı bir ittifaka doğru bir yolculuğa
başlayacaklar: CUT(1), UNA(2), MST , halk hareketleri, şehirli toplumsal
hareketler ve kiliseleri birleştiren Toplumsal Hareketler Birliği.
João Pedro Stédile bu ve benzeri hareketlerin organizatörlerinden
biri. Geçen hafta Brezilyalı fakirlerin kendi kendilerine
örgütlendiklerini duyurarak parlamenterleri, bakanları, yöneticileri
ve toplumun diğer unsurlarını sarstı. Söylediğine göre, her zaman
varolan açlığa karşı artık erzak karnelerini ya da diğer
yatıştırıcıları istemiyorlar, tek istedikleri “iş ve insani onur”.
Bir ekonomist ve Topraksız İşçiler Hareketindeki merkezi bir
figür, Jornal do Brasil’le yaptığı bir röportajda, Tarım Bakanı
Roberto Rodrigues’e mesaj gönderme fırsatını kullanır. Stédile,
topraklarını modernleştiren ve daha verimli hale getiren çiftçilerin
düşmanı olmadığını bildirir. Ona göre böylelerinin bin hektardan
fazla toprağı yoktur. MTS’nin hedefi Brezilya’da tek başına 178
milyon hektar toprağa sahip olan “latifundàrios”(3) büyük toprak
sahipleridir. Tek bir şirketin 2 milyon hektarlık bir çiftliğe sahip
olabileceğini kabul etmez.
Stédile, Rio Grande do Sul basınını, ülkede siyasal
istikrarsızlık durumu yaratmak için bilgileri manipüle etmekle
suçluyor. Ayrıca Lula yönetimini değerlendirmek için çok erken
olduğuna inanıyor ve tarım reformunun önümüzdeki altı ay süresinde
başlayacağından umutlu. Ancak Stédile’ye göre, ne başkan ne PT(4) ne de
ülkedeki başka bir siyasal güç, toplumsal hareketlerin –kırsal
alanda ya da şehirlerde- hakları olduklarını düşündükleri şeyi alma
kararlılıklarının önünde duramayacak.
MST ile toplantıda söylediğiniz ve Rio Grande do Sul basını
tarafından çarpıtıldığını düşündüğünüz şey tam olarak neydi?
Brezilya’daki “latifùndio”nun kökenlerini anlattığım 40 dakikalık
uzun bir açıklama yaptım. Brezilya toplumunun geçmişte tarım
reformunu gerçekleştirmek için kaçırdığı tarihi fırsatları anlattım.
Mesela 1888’de kölelerin özgürleştikleri zaman. Ya da 1930 ve 1964.
Modern ve endüstrileşmiş ülkeler bulundukları düzeye ulaştılar çünkü
onlar toprak mülklerini bölüp dağıttılar. Bizde ise, ne yazık ki
aksi yönde, 500 yıllık bir miras vardı ve bu eşitsiz ve çatışmalı
bir toplum doğurdu. Şimdi bir yanda, biraraya geldiğinde toplam 26
bin “latifundiaristas” oluşturan ve 178 milyon hektar toprağa sahip
olan yüzde birlik büyük toprak sahipleri, diğer yanda da kırsal
alanda yaşayan 23 milyon fakir var. Bunun doğurduğu toplumsal
eşitsizlik öyle büyük ve adaletsiz ki şimdi yeni ve elverişli bir
durum ortaya çıktı. Böylesine büyük bir sosyal farklılığa maruz
kalan güçler arasında karşılıklı bir ilişki var.
Peki, bu yanlış anlama nasıl oldu?
Daha sonra, tarım reformunu gerçekleştirmenin çok kolay olduğunu
söyledim, çünkü mülkiyet altındaki her toprağa bin kadar aile
yerleştirebiliriz; ve onlar tek bir kişiden çok daha güçlü ve çok
daha önemli. Ayrıca, kendini tarım reformuna adamış ve büyük halk
desteği olan bir yönetimimiz var. Yeniyetme gazeteci de bunu
kaydedip, konuşmada bir savaş ilanı olduğunu “keşfeden” patronlarına
gönderdi. Gazetecilik açısından baktığımızda, Rio Grande do Sul’daki
bu işletmenin gerçekleri utanç verici bir olağanlıkla manipüle
etmesinin de ötesinde, profesyonel etikten tamamıyla yoksun bir
durumla karşı karşıyayız.
Size göre, basın sektörü ülkede toplumsal istikrarsızlık
yaratmak üzere kasıtlı bir manevra içinde mi?
Rio Grande do Sul özel vakasında, toplumsal hareketlere ve
Brezilya soluna sürekli olarak saldırıda bulunan bir şirketin gerçek
anlamda medya tekeli olduğu bir durumla karşı karşıyayız. Şirket,
Rio Grande do Sul’da gerçek bir sağ kanat parti haline geldi. Olivia
Dutra’ya yönetimi boyunca eziyet etti, hatta son seçimlerde seçim
anketi sonuçlarına hile karıştırdı. Brezilya basınına gelirsek,
bunun sadece hakim sınıfın çıkarlarını koruyan, burjuva bir basın
olduğu açıktır. Aralarında bir yarış varmış gibi yapıyorlar ama
gerçekte bir tekeller. Brezilya basınında da bir “latifùndio” var.
Şimdi Lula yönetimi döneminde bunların davranışları açık bir projeyi
gösteriyor. Hükümeti köşeye sıkıştırmak ve değişiklik yapmaktan
korkmasını sağlamak için sürekli olarak sahte bir toplumsal gerilim
hali yaratıyorlar.
Sizin bakış açınıza göre bu nasıl gerçekleşiyor?
Hakları için savaşan toplumsal hareketleri sistematik bir biçimde
suçlu duruma düşürüyorlar. Son sekiz yıldır tek seçenek olarak
şevkle destekledikleri neoliberal modelin tetiklediği toplumsal
krizin önemini gizliyorlar. Demeçlerin etrafında gerçeklerden ve
kurgulardan bir karışım yaratıyorlar. Jornal do Brasil’in
okuyucuları son karnavalda, ordunun müdahalesine yönelik taleplerle
yaratılan havayı hatırlayacaktır. Rio de Janerio’daki şiddeti
çözmeye yönelik hiç bir adım atılmadı. Sonra Lula’nın yasama
hakkındaki tek bir sözü kurumsal bir krize dönüştürüldü. Kısa süre
önce Sao Paulo’da bir fotoğrafçının esef edilecek bir şekilde
öldürülmesinin suçu evsizlere atıldı. Benim konuşmamın çarpıtılması
da bu bağlama uymaktadır.
MST’yi ulusal siyasi çerçevede nereye koyuyorsunuz?
Tek yaptığı yoksulluğu, toplumsal eşitsizlikleri ve işsizliği
artırmak olan 12 yıllık bir neoliberal yönetim miras aldık. Kriz
öyle derin ki Brezilya’daki kitle hareketlerinde bir azalma var. Çok
derinlerde işçi sınıfının siyasal yenilgisi öyle büyüktü ki insanlar
hayatta kalmak için bireysel çözümler aramak zorunda kaldılar. Ve
daha kötü olan da şu: bulamadılar.
Ya şimdi?
Çok zor bir durumun ortasında bulunuyoruz. Egemen sınıf bütün bu
yıllarda çok fazla para biriktirdi ve toplumsal eşitsizliklerin
arttığını biliyor. Bu nedenle kitle hareketlerinin yeniden
yükselişinden korkuyorlar. Bir kitle hareketi olması durumunda Lula
yönetiminin daha çok sola yöneleceğini ve modeli değiştireceğini
biliyorlar. Basının, toplumsal seferberliği önlemeye yönelik tüm
ideolojik gücünü kullanarak, bu hareketleri suçlu duruma düşürmeye
yönelik girişimlerinin ardındaki neden budur. Ancak bundan sonra
kendi ayrıcalıklarını sürdürebilecek ve neoliberal modeli tekrar
hayata geçirmeye devam edecekler.
Öyleyse bu bağlamda toplumsal hareketlerin oynayacakları rol
nedir?
Hareketlere ve entellektüel çevrelere baktığımızda, toplumsal
hareketlerin, insanları örgütleyerek ve toplumsal mücadele hakkında
bilinçlilik yaratarak medenileştirici bir rol oynadığını biliyoruz.
İnsanların toplumsal hareketler örgütleyemedikleri yerlerde sadece
barbarlık vardır, çünkü bireysel şiddet kural haline gelir, ya da
insanlar - aslında varolmayan - mucizevi, dini çözümlere sığınmaya
çalışan arayışların tuzağına düşerler. Bizim ülkemizde eksik olan
şey şu: medyanın demokratikleşmesi süreci ve bununla birlikte de
bizi ekonomik modelin empoze ettiği krizden ve gittikçe daha da
derinleşen toplumsal krizden kurtaracak bir proje hakkında toplum
içinde yaygın bir tartışma.
Hükümetle MST arasında ülkedeki işler konusunda yaşanabilecek
bir karşılaşmadan korkuyor musunuz?
Tam tersine. Bazı nedenlerden dolayı, tarım reformu konusunda
oldukça iyimseriz. İlk olarak, hükümet tarımın ve tarım reformunun,
kamu işlerinin yanında fakir insanlara kısa zamanda, düşük maliyetle
ve binlerce iş yaratmak için sahip olduğumuz az sayıdaki çözümden
biri olduğunu biliyor. Örneğin bir milyon aileyi yerleştirdiğimizde
3.5 milyondan fazla doğrudan ve şüphesiz ki bir 2 milyon kadar da
dolaylı olarak ticarette ve sanayide, iş yaratmış olacağız. Ayrıca
sol içinde, hükümet ve Lula’nın kendisi arasında tarım reformunun
gerekliliği hakkında tarihi bir anlaşma var. Aynı zamanda
“latifundios”ların kamulaştırılması için tüm Brezilya toplumunun da
gayet etkili desteği var.
Bu senaryoda MTS’nin rolü ne?
MST’nin rolü kesinlikle fakirleri örgütlemek. Fakirlerin
bilinçlenmesini sağlamak ki böylece fakirlikten kurtuluş örgütlü ve
medeni bir biçimde gerçekleştirilebilsin. MST olmasa hepsi şehirlere,
gecekondu mahallelerine geleceklerdir, binlercesi.
Sizden bir “latifundio”nın ne olduğunu, asıl olarak da
verimsiz bir latifundionın ne olduğunu, olabilecek en kesin şekilde
tanımlamanızı rica ediyorum.
Latifùndio kelimesi Latinceden gelmektedir. Tek kişinin sahip
olduğu büyük genişlikte toprak anlamına gelir. Daha sonra Toprak
Yasası’nda kanuni bir tanım kaleme alınıyor, buna göre istismar
edilen latifùndio, kapasitelerinin altında üretim yapan ve toplumun
yararına olmayan topraklar olarak tanımlanıyor. Yeni anayasada ve
1993 Toprak Yasası’nda büyük, verimsiz arsa kavramı ortaya çıktı.
Arazi büyüklüğünü ölçmenin ortalama araçları tayin edildi. Genel
olarak Brezilya’da büyük arsa demek bin hektardan büyük toprak
demektir. Verimsiz arsa, düşük verimlilikle kendini gösteren, sosyal
bir işlevi olmayan ya da iş yasalarına ve çevreye saygı
göstermeyenlerin sahip olduğu topraktır. Bunların arasında, örneğin
köle işçiler kullanarak, uyuşturucu ekerek, kaçakçılığa karışarak
vs. ile yasaları çiğneyenler de bulunmaktadır.
MST bunu mu savunuyor?
Canguşu’da söylediğim MST’nin politikası idi. Hükümetin, işçileri
toplumla bütünleştirmek için en büyük latifundioları, 2 bin
hektardan fazla verimli toprağa sahip ve pazarlara yakın olanları,
kamulaştırması gerektiğini savunuyoruz. Aklı başında hiç kimse bir
kişinin 5, 10, 50 bin hektar toprağa tek başına sahip olmasını kabul
etmez. Aklı başında hiç kimse bu kadar çok topraksız Brezilyalı
varken yabancı şirketlerin 30 milyon hektar toprağa sahip olmasını
kabul etmez. Aklı başında hiç kimse Kanadalı bir çelik şirketinin
Sao Paulo’da en verimlisinden 25 bin hektar toprağa sahip olmasına
izin vermez. Ve bir inşaat şirketi olan CR Almeida’nın 2 milyon
hektardan fazla kayıtlı toprağa sahip olmasını kesinlikle kabul
etmez.
Bu, Jornal do Brasil’in yürütme kurulu başkanı Sonia
Araripe’nin bir sorusu: “Freio Betto JB’ye olumsuz düşüncelerimizi
daha iyi günler için saklamamız gerektiğini söyledi. Tabloda
toplumsal gerilimin yükseldiğini görüyordu, evsizlerin saldırıları,
işsizliğin güçlenmesi. MST; PT’yi, hükümeti geri dönüşü olmayan
tehlikeli bir uçuruma itmiş olmuyor mu?”
Toplumsal seferberlikler toplumumuz içindeki çelişkilerin bir
sonucudur. Bir yanda zengin bir toplum, diğer yanda milyonlarca
fakir. Fakirler, kamusal hizmetlere ve temel haklara erişimlerindeki
eksikliği nasıl çözebilirler? Örgütlenerek ve savaşarak. Brezilya’da
binlerce fakir çalışma, işleyecek toprak, barınma ve eğitim gibi
cumhuriyete ait hakları için savaşıyor. Fakirler temel istihkak
istemiyorlar. İş istiyorlar ve seçkinler onların çalışmasına izin
vermiyor. Fakirlerin örgütlenip kendi hakları için savaşmaya
başladıkları her zaman, bu medenileştirici etkisi olan bir
harekettir –isterseniz cumhuriyetçi bir harekettir de denebilir.
Sadece Arnaldo Jabor bunda bir sosyalizm ve solculuk görüyor. Bu
yüzden onun anladığı sinemadır, insanlar değil.
Bunda hükümetin rolü nedir.
Lula yönetimi gibi halka dayalı bir hükümet insanların
örgütlenmesine ihtiyaç duyar; aksi takdirde bankerlerin, inşaat
şirketlerinin, yabancı sermayenin ve medya sahiplerinin baskılarına
tutsak olur. Ve dahası; Brezilyalı seçkinleri temsil eden
muhafazakar milletvekillerinin de. Bizim kurmak istediğimiz –tahrikleri
kabul edersek- “geri dönüşü olmayan” çözüm, ekonomik modeli
değiştirmektir. Uçuruma giden yol halihazırdaki ekonomik
politikaları ve “tucanos”tan miras alınan neoliberal modeli
sürdürmektir. Arjantin trajedisini neden burada da yaşayalım?
Topraksızların ve evsizlerin mücadelesi PT yönetiminden
öncesine dayanıyor. Pek çok PT üyesi bu ortam içinde büyüdü. PT’nin
bu hareketleri uluslararası ve ulusal, ekonomik ve siyasal baskılar
nedeniyle terkedebileceğini düşünüyor musunuz?
Bu görev başındakilere ya da bütün olarak partiye bağlı değil.
Değişiklikler Lula’ya bile bağlı değil. Bu ülkedeki toplumsal
değişimler insanların örgütlenme kapasitelerine bağlıdır. Eğer
insanlar örgütlenir ve hakları için harekete geçerlerse, tekrar
tekrar söylediğim gibi Fransız devrimine kadar uzandığı üzere,
ilerlemeci bir hükümete ve insanların yanında yer alan bir PT’ye
sahip olacağız. Eğer insanlar önümüzdeki dört yılda örgütlenmezlerse,
bu durumda hakikaten olumsuz bir tabloya sahip olacağız.
Başkan Lula’nın bu engelleri cesaretle karşılayacak kadar
güçlü olduğuna inanıyor musunuz?
İşte tam da bu nedenle Lula, halkın, sorunların ve gerçek
çözümlerin farkında olmasına gerek duymaktadır. Hükümetin, halkın
harekete geçmesine ve mücadele etmesine ihtiyacı var. Hükümetin,
ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyenlerin güçlü çıkarlarına karşı
koyması için gerekli olan kuvvet, geniş bir toplumsal seferberlik
süreci ile birlikte gelecek. Hükümetin bu çıkarlara karşı
durabilmesine ve halihazırdaki ekonomik modeli değiştirmesine sadece
seferberlik halinde ve siyasal bilince sahip milyonlarca
Brezilyalı’nın gücü yardımcı olabilir. Bizler umutluyuz. Brezilyalı
insanların enerjileri ve örgütlenme konusunda çok tecrübeleri var.
Sadece şu var ki kitle hareketleri inişte.
Bu kitle hareketleri örgütlü mü?
Muazzam bir halk ittifakı kuruyoruz, CUT’u, UNA’yi, MST’yi,
şehirli toplumsal hareketleri ve kiliseleri biraraya getiren
Toplumsal Hareketler Birliği; ve 8-13 Eylül arasında, ulusal
egemenliğimizin savunması için, iş ve zenginliğin dağılımı için yeni
bir gelişmeye doğru, ulusal bir etkinlik organize ediyoruz.
MST’nin başlıca düşman(lar)ı kim?
MST’nin düşmanları Brezilya halkının ve fakirlerin düşmanlarıyla
aynı. Bizim düşmanlarımız sadece çıkar elde etmek üzere ülkeye giren
spekülatif yabancı sermaye. Bir de hiçbir zaman FHC (Fernando
Henrique Cardoso) yönetiminin son sekiz yılında kazandıkları kadar
çok para kazanmamış olan bankerler var. Bizim düşmanımız Amerikan
çokuluslularının FTAA (Amerika Kıtası Serbest Ticaret Bölgeleri)
yoluyla ekonomimizi, Amazonları ve zenginliğimizi kontrol etmeyi
amaçlayan stratejik planı.
Listedeki diğer isimler?
2 bin hektardan büyük tarlalara sahip olan ve genellikle yaygın
sığır yetiştiriciliğine yoğunlaşan ya da değeri yükselirken toprağı
sadece elinde bulunduran büyük verimsiz toprak sahipleri. İyi bir
tarım uzmanı olan ama sosyal sınıf hakkında tek bir şey bilmeyen
saygıdeğer bakan Roberto Rodrigues’e de bir mesaj yollamak istiyorum:
Endişelenmeyin, siz bizim düşmanımız değilsiniz. Tarım
burjuvazisinin, çiftliklerini modernize etmiş, ve verimli, ve
genellikle 100 ila 1000 hektar arasında çiftliklere sahip bir
kısmını temsil ettiğinizi biliyoruz. Yapmanız gereken, toplumsal
tabanınızı, Brezilya tarımının çıkış yolunun ihracatta değil iç
pazarda olduğuna ikna etmektir. En büyük potansiyel gıda pazarı,
yeterli şekilde beslenemeyen 110 milyonluk Brezilya nüfusudur. Son
birkaç yılda gittikçe artan bir şekilde yetiştirilen iki ürün olan
soya ve şeker ihraç etme fikriyle kendinizi yanlış yola sevketmekten
vazgeçin. Tüm diğer ürünlerin üretiminde bir düşüş var. Yiyecekte,
iç pazarda ve aile çiftçiliğinde egemenliğimizi geliştirmemize
yardımcı olun.
MST’nin gelecek altı ay için planladığı faaliyetler nelerdir?
Hiçbir toplumsal hareket, faaliyetlerini planlamaz. Diğer
toplumsal hareketler gibi MST de toplumsal azimkarlığı yoluyla,
yorulmak bilmeden sürekli görevini, yani fakirleri örgütleme ve
bilinçlilik düzeyini artırma işini yapıyor. Her bölge, kendi
sorunları çözmek için ne yapmak gerektiğine karar veriyor. Esasen
tarım reformu da sadece kırsal alandaki fakirlere toprakta iş
sağlamanın bir aracı. Aynı zamanda imza toplayarak ve bunları
Brezilya halkının bu anlaşmayı kabul etmeye ya da reddetmeye karar
verme hakkını kullanmasını sağlamak amacıyla kongreye yollayarak
FTAA’ya karşı ulusal kampanyaya da katkıda bulunuyoruz.
Topraksızlar toprak mı istiyorlar, yoksa Brezilya’da bir
sosyalist devrim mi?
Aslında analistler ve sosyologlar arasında Brezilya’daki
toplumsal hareketlerin doğası hakkında çok fazla kafa karışıklığı
var. Neler oluyor? Öyle bir şekilde oluyordu ki tüm dünyadaki sol
gelenek ve klasik sosyolojinin toplumsal hareketleri yorumlamaktaki
tavrı, el kitabına uygun şekilde idi. Toplumsal gruplar ve kesimler
arasında gruplaşmalar vardı. Ve genel olarak bu grupların sadece
gruplarıyla bağlantılı salt korporatif çıkarları vardı ve ideolojik
olarak sağ ya da sol kanattan partiler ya da kiliseler tarafından
yönlendiriliyorlardı. Kapitalizmin finans sermayesi tarafından
kontrol edildiği şu andaki aşamanın ortaya çıkması ve sanayi
yatırımı olmaması ile birlikte. Alt sınıflar ve toplumsal gruplar
birbirlerine karıştılar ve farklılıklarını, ayrı ayrı çıkarlarını
kaybettiler. Üstünlük sağlayan diğer bir nokta şuydu ki, kapitalizm
insanları politize etti. Örneğin, evsizlerin, bir Alman uluslararası
şirketinin boş bıraktığı toprağı ele geçirmek zorunda kaldıkları Sao
Bernardo’ya bakın... Diğer bir bakış açısından ise partilerin ve
kilisenin, hareketleri ideolojik olarak denetim altına aldığı klasik
araçlar krize girmişti. Sonuç olarak Brezilya’da ve tüm dünyada, MST
ve pek çokları gibi, sosyal hareketlerin artık sadece korporatif
olmadığı, daha büyük bir toplumsal bilinçliliği içeren yeni bir
toplumsal hareket tipi ortaya çıktı. Örgütlenebilecekleri daha geniş
araçları var. Toplum projesinin kendisini tartışmanın içine
katıyorlar. Fakirliği ve dışlamayı doğuran, bu ekonomik modeldir. Ve
bu insanları politize ediyor. Bu şekilde, partiler ve kiliseler için
taşıyıcı kayış olmaya son verdiler. Şimdi özerklikleri var. Ve bu
rahatsızlık yaratıyor çünkü elkitaplarının hiçbiri fakirlerin
ideolojik özerkliğe sahip olabileceklerini söylemiyor. Aslında
Brezilya vakasında, seçkinler fakirlerin bir temel istihkak için
mücadele edebileceğini kabul ediyorlar ama fikirleri olabileceğini
kabul etmiyorlar. Halk, toplumsal hareketlerin nasıl işlediğini
anlıyor. Kendi uygulamalarıyla bu hareketleri yaratanlar kendileri.
Anlamayanlar halkın çok uzağında olan ve Habermas okuyarak kendini
mutlu eden akademik entellektüeller. Ve röportaj yapma hakkına sahip
olmalarına bile izin vermeyerek kendi “gazeteciler”ini manipüle eden
ve onları aptallaştıran burjuva basını.
Peki ya sosyalizm?
Her siyasi lider, okumayı seven her insan, halktan herhangi biri
Brezilya’da sosyalizmin sorunun bir parçası olmadığını bilir. Ve bu,
insanların gönüllüğüne bağlı değildir. Tüm toplumsal hareketlerin
isteği toprak, iş, ev, eğitim ve kültür gibi temel hakları garanti
edecek yeni bir toplumsal ve ekonomik proje. Bizim istediğimiz
eşitlik, dayanışma ve adalet gibi geleneksel insani değerlere
dayanan bir toplum kurmak. Bizim projemiz budur. Brezilya için
halkçı bir proje.
Lula hükümeti ilk altı ayını henüz bitirdi. Bu başlangıç
süreci hakkındaki düşünceniz nedir?
Yalnızca 6 ay sonra birşey söylemek zor. Hükümeti henüz
yargılayamayız. Sadece 6 ayı analiz edebiliriz. PT içinde ve solda
hükümet en azından 5 farklı şekilde değerlendiriliyor. Tarım
reformuna bakarsak bu konuda henüz hiçbir şey yapmadılar. Kredi
sorunu konusunda zaten birşeyler yapmışlardı. Ancak hala evin içini
toparlıyorlar. Umarım önümüzdeki altı ayda tarım reformu için ulusal
reformu bitirmiş oluruz, böylece bir milyon ya da daha fazla aileyi
4 yıllık süre içinde yerleştirebiliriz. INCRA’nın tarım reformu için
geniş bir kamu teşekkülü olarak hazırlanacağını ve
güçlendirileceğini umuyorum. Genel olarak söylemek gerekirse
hükümetin ekonomik modeli değiştirmesi gerekiyor. Eğer ekonomi
politikalarını değiştirmezlerse hükümet, Lula ve sol, oyunu
kaybederler. Ve fakirler de toplumsal trajediye düşerler. Bir
hareket olarak ve toplumsal hareketler koordinasyonu içinde
çabalarımız tam olarak insanları örgütlemek ve ekonomik modeli
değiştirmesi için hükümete yardımcı olmak üzere harekete geçmelerini
sağlamak için. Hükümetle insanlarımızın yaşam koşullarını
geliştirecek toplumsal ve ekonomik politikaları benimsemesi için
tartışmamızın nedeni bu.
1 CUT:Merkezi Sendikal Federasyon
2 MST: Topraksız İşçiler Hareketi
3 Latifundia: Büyük arazi
4 PT: İşçi Partisi
çeviren: Aylin Kürkçü
|