FAKİRLER KENDİ KENDİLERİNE ÖRGÜTLENİYORLAR

João Pedro Stédile ile söyleşi

João Pedro Stédile, Jornal do Brasil

10 Ağustos 2003


 

Brezilya’daki toplumsal hareketler –Brezilya tarihinde daha önce hiç olmamış bir biçimde- biraraya geldiler. Önümüzdeki ayın 8’i ile 13’ü arasında geniş tabanlı bir ittifaka doğru bir yolculuğa başlayacaklar: CUT(1), UNA(2), MST , halk hareketleri, şehirli toplumsal hareketler ve kiliseleri birleştiren Toplumsal Hareketler Birliği. João Pedro Stédile bu ve benzeri hareketlerin organizatörlerinden biri. Geçen hafta Brezilyalı fakirlerin kendi kendilerine örgütlendiklerini duyurarak parlamenterleri, bakanları, yöneticileri ve toplumun diğer unsurlarını sarstı. Söylediğine göre, her zaman varolan açlığa karşı artık erzak karnelerini ya da diğer yatıştırıcıları istemiyorlar, tek istedikleri “iş ve insani onur”.

Bir ekonomist ve Topraksız İşçiler Hareketindeki merkezi bir figür, Jornal do Brasil’le yaptığı bir röportajda, Tarım Bakanı Roberto Rodrigues’e mesaj gönderme fırsatını kullanır. Stédile, topraklarını modernleştiren ve daha verimli hale getiren çiftçilerin düşmanı olmadığını bildirir. Ona göre böylelerinin bin hektardan fazla toprağı yoktur. MTS’nin hedefi Brezilya’da tek başına 178 milyon hektar toprağa sahip olan “latifundàrios”(3) büyük toprak sahipleridir. Tek bir şirketin 2 milyon hektarlık bir çiftliğe sahip olabileceğini kabul etmez.

Stédile, Rio Grande do Sul basınını, ülkede siyasal istikrarsızlık durumu yaratmak için bilgileri manipüle etmekle suçluyor. Ayrıca Lula yönetimini değerlendirmek için çok erken olduğuna inanıyor ve tarım reformunun önümüzdeki altı ay süresinde başlayacağından umutlu. Ancak Stédile’ye göre, ne başkan ne PT(4) ne de ülkedeki başka bir siyasal güç, toplumsal hareketlerin –kırsal alanda ya da şehirlerde- hakları olduklarını düşündükleri şeyi alma kararlılıklarının önünde duramayacak.

MST ile toplantıda söylediğiniz ve Rio Grande do Sul basını tarafından çarpıtıldığını düşündüğünüz şey tam olarak neydi?

Brezilya’daki “latifùndio”nun kökenlerini anlattığım 40 dakikalık uzun bir açıklama yaptım. Brezilya toplumunun geçmişte tarım reformunu gerçekleştirmek için kaçırdığı tarihi fırsatları anlattım. Mesela 1888’de kölelerin özgürleştikleri zaman. Ya da 1930 ve 1964. Modern ve endüstrileşmiş ülkeler bulundukları düzeye ulaştılar çünkü onlar toprak mülklerini bölüp dağıttılar. Bizde ise, ne yazık ki aksi yönde, 500 yıllık bir miras vardı ve bu eşitsiz ve çatışmalı bir toplum doğurdu. Şimdi bir yanda, biraraya geldiğinde toplam 26 bin “latifundiaristas” oluşturan ve 178 milyon hektar toprağa sahip olan yüzde birlik büyük toprak sahipleri, diğer yanda da kırsal alanda yaşayan 23 milyon fakir var. Bunun doğurduğu toplumsal eşitsizlik öyle büyük ve adaletsiz ki şimdi yeni ve elverişli bir durum ortaya çıktı. Böylesine büyük bir sosyal farklılığa maruz kalan güçler arasında karşılıklı bir ilişki var.

Peki, bu yanlış anlama nasıl oldu?

Daha sonra, tarım reformunu gerçekleştirmenin çok kolay olduğunu söyledim, çünkü mülkiyet altındaki her toprağa bin kadar aile yerleştirebiliriz; ve onlar tek bir kişiden çok daha güçlü ve çok daha önemli. Ayrıca, kendini tarım reformuna adamış ve büyük halk desteği olan bir yönetimimiz var. Yeniyetme gazeteci de bunu kaydedip, konuşmada bir savaş ilanı olduğunu “keşfeden” patronlarına gönderdi. Gazetecilik açısından baktığımızda, Rio Grande do Sul’daki bu işletmenin gerçekleri utanç verici bir olağanlıkla manipüle etmesinin de ötesinde, profesyonel etikten tamamıyla yoksun bir durumla karşı karşıyayız.

Size göre, basın sektörü ülkede toplumsal istikrarsızlık yaratmak üzere kasıtlı bir manevra içinde mi?

Rio Grande do Sul özel vakasında, toplumsal hareketlere ve Brezilya soluna sürekli olarak saldırıda bulunan bir şirketin gerçek anlamda medya tekeli olduğu bir durumla karşı karşıyayız. Şirket, Rio Grande do Sul’da gerçek bir sağ kanat parti haline geldi. Olivia Dutra’ya yönetimi boyunca eziyet etti, hatta son seçimlerde seçim anketi sonuçlarına hile karıştırdı. Brezilya basınına gelirsek, bunun sadece hakim sınıfın çıkarlarını koruyan, burjuva bir basın olduğu açıktır. Aralarında bir yarış varmış gibi yapıyorlar ama gerçekte bir tekeller. Brezilya basınında da bir “latifùndio” var. Şimdi Lula yönetimi döneminde bunların davranışları açık bir projeyi gösteriyor. Hükümeti köşeye sıkıştırmak ve değişiklik yapmaktan korkmasını sağlamak için sürekli olarak sahte bir toplumsal gerilim hali yaratıyorlar.

Sizin bakış açınıza göre bu nasıl gerçekleşiyor?

Hakları için savaşan toplumsal hareketleri sistematik bir biçimde suçlu duruma düşürüyorlar. Son sekiz yıldır tek seçenek olarak şevkle destekledikleri neoliberal modelin tetiklediği toplumsal krizin önemini gizliyorlar. Demeçlerin etrafında gerçeklerden ve kurgulardan bir karışım yaratıyorlar. Jornal do Brasil’in okuyucuları son karnavalda, ordunun müdahalesine yönelik taleplerle yaratılan havayı hatırlayacaktır. Rio de Janerio’daki şiddeti çözmeye yönelik hiç bir adım atılmadı. Sonra Lula’nın yasama hakkındaki tek bir sözü kurumsal bir krize dönüştürüldü. Kısa süre önce Sao Paulo’da bir fotoğrafçının esef edilecek bir şekilde öldürülmesinin suçu evsizlere atıldı. Benim konuşmamın çarpıtılması da bu bağlama uymaktadır.

MST’yi ulusal siyasi çerçevede nereye koyuyorsunuz?

Tek yaptığı yoksulluğu, toplumsal eşitsizlikleri ve işsizliği artırmak olan 12 yıllık bir neoliberal yönetim miras aldık. Kriz öyle derin ki Brezilya’daki kitle hareketlerinde bir azalma var. Çok derinlerde işçi sınıfının siyasal yenilgisi öyle büyüktü ki insanlar hayatta kalmak için bireysel çözümler aramak zorunda kaldılar. Ve daha kötü olan da şu: bulamadılar.

Ya şimdi?

Çok zor bir durumun ortasında bulunuyoruz. Egemen sınıf bütün bu yıllarda çok fazla para biriktirdi ve toplumsal eşitsizliklerin arttığını biliyor. Bu nedenle kitle hareketlerinin yeniden yükselişinden korkuyorlar. Bir kitle hareketi olması durumunda Lula yönetiminin daha çok sola yöneleceğini ve modeli değiştireceğini biliyorlar. Basının, toplumsal seferberliği önlemeye yönelik tüm ideolojik gücünü kullanarak, bu hareketleri suçlu duruma düşürmeye yönelik girişimlerinin ardındaki neden budur. Ancak bundan sonra kendi ayrıcalıklarını sürdürebilecek ve neoliberal modeli tekrar hayata geçirmeye devam edecekler.

Öyleyse bu bağlamda toplumsal hareketlerin oynayacakları rol nedir?

Hareketlere ve entellektüel çevrelere baktığımızda, toplumsal hareketlerin, insanları örgütleyerek ve toplumsal mücadele hakkında bilinçlilik yaratarak medenileştirici bir rol oynadığını biliyoruz. İnsanların toplumsal hareketler örgütleyemedikleri yerlerde sadece barbarlık vardır, çünkü bireysel şiddet kural haline gelir, ya da insanlar - aslında varolmayan - mucizevi, dini çözümlere sığınmaya çalışan arayışların tuzağına düşerler. Bizim ülkemizde eksik olan şey şu: medyanın demokratikleşmesi süreci ve bununla birlikte de bizi ekonomik modelin empoze ettiği krizden ve gittikçe daha da derinleşen toplumsal krizden kurtaracak bir proje hakkında toplum içinde yaygın bir tartışma.

Hükümetle MST arasında ülkedeki işler konusunda yaşanabilecek bir karşılaşmadan korkuyor musunuz?

Tam tersine. Bazı nedenlerden dolayı, tarım reformu konusunda oldukça iyimseriz. İlk olarak, hükümet tarımın ve tarım reformunun, kamu işlerinin yanında fakir insanlara kısa zamanda, düşük maliyetle ve binlerce iş yaratmak için sahip olduğumuz az sayıdaki çözümden biri olduğunu biliyor. Örneğin bir milyon aileyi yerleştirdiğimizde 3.5 milyondan fazla doğrudan ve şüphesiz ki bir 2 milyon kadar da dolaylı olarak ticarette ve sanayide, iş yaratmış olacağız. Ayrıca sol içinde, hükümet ve Lula’nın kendisi arasında tarım reformunun gerekliliği hakkında tarihi bir anlaşma var. Aynı zamanda “latifundios”ların kamulaştırılması için tüm Brezilya toplumunun da gayet etkili desteği var.

Bu senaryoda MTS’nin rolü ne?

MST’nin rolü kesinlikle fakirleri örgütlemek. Fakirlerin bilinçlenmesini sağlamak ki böylece fakirlikten kurtuluş örgütlü ve medeni bir biçimde gerçekleştirilebilsin. MST olmasa hepsi şehirlere, gecekondu mahallelerine geleceklerdir, binlercesi.

Sizden bir “latifundio”nın ne olduğunu, asıl olarak da verimsiz bir latifundionın ne olduğunu, olabilecek en kesin şekilde tanımlamanızı rica ediyorum.

Latifùndio kelimesi Latinceden gelmektedir. Tek kişinin sahip olduğu büyük genişlikte toprak anlamına gelir. Daha sonra Toprak Yasası’nda kanuni bir tanım kaleme alınıyor, buna göre istismar edilen latifùndio, kapasitelerinin altında üretim yapan ve toplumun yararına olmayan topraklar olarak tanımlanıyor. Yeni anayasada ve 1993 Toprak Yasası’nda büyük, verimsiz arsa kavramı ortaya çıktı. Arazi büyüklüğünü ölçmenin ortalama araçları tayin edildi. Genel olarak Brezilya’da büyük arsa demek bin hektardan büyük toprak demektir. Verimsiz arsa, düşük verimlilikle kendini gösteren, sosyal bir işlevi olmayan ya da iş yasalarına ve çevreye saygı göstermeyenlerin sahip olduğu topraktır. Bunların arasında, örneğin köle işçiler kullanarak, uyuşturucu ekerek, kaçakçılığa karışarak vs. ile yasaları çiğneyenler de bulunmaktadır.

MST bunu mu savunuyor?

Canguşu’da söylediğim MST’nin politikası idi. Hükümetin, işçileri toplumla bütünleştirmek için en büyük latifundioları, 2 bin hektardan fazla verimli toprağa sahip ve pazarlara yakın olanları, kamulaştırması gerektiğini savunuyoruz. Aklı başında hiç kimse bir kişinin 5, 10, 50 bin hektar toprağa tek başına sahip olmasını kabul etmez. Aklı başında hiç kimse bu kadar çok topraksız Brezilyalı varken yabancı şirketlerin 30 milyon hektar toprağa sahip olmasını kabul etmez. Aklı başında hiç kimse Kanadalı bir çelik şirketinin Sao Paulo’da en verimlisinden 25 bin hektar toprağa sahip olmasına izin vermez. Ve bir inşaat şirketi olan CR Almeida’nın 2 milyon hektardan fazla kayıtlı toprağa sahip olmasını kesinlikle kabul etmez.

Bu, Jornal do Brasil’in yürütme kurulu başkanı Sonia Araripe’nin bir sorusu: “Freio Betto JB’ye olumsuz düşüncelerimizi daha iyi günler için saklamamız gerektiğini söyledi. Tabloda toplumsal gerilimin yükseldiğini görüyordu, evsizlerin saldırıları, işsizliğin güçlenmesi. MST; PT’yi, hükümeti geri dönüşü olmayan tehlikeli bir uçuruma itmiş olmuyor mu?”

Toplumsal seferberlikler toplumumuz içindeki çelişkilerin bir sonucudur. Bir yanda zengin bir toplum, diğer yanda milyonlarca fakir. Fakirler, kamusal hizmetlere ve temel haklara erişimlerindeki eksikliği nasıl çözebilirler? Örgütlenerek ve savaşarak. Brezilya’da binlerce fakir çalışma, işleyecek toprak, barınma ve eğitim gibi cumhuriyete ait hakları için savaşıyor. Fakirler temel istihkak istemiyorlar. İş istiyorlar ve seçkinler onların çalışmasına izin vermiyor. Fakirlerin örgütlenip kendi hakları için savaşmaya başladıkları her zaman, bu medenileştirici etkisi olan bir harekettir –isterseniz cumhuriyetçi bir harekettir de denebilir. Sadece Arnaldo Jabor bunda bir sosyalizm ve solculuk görüyor. Bu yüzden onun anladığı sinemadır, insanlar değil.

Bunda hükümetin rolü nedir.

Lula yönetimi gibi halka dayalı bir hükümet insanların örgütlenmesine ihtiyaç duyar; aksi takdirde bankerlerin, inşaat şirketlerinin, yabancı sermayenin ve medya sahiplerinin baskılarına tutsak olur. Ve dahası; Brezilyalı seçkinleri temsil eden muhafazakar milletvekillerinin de. Bizim kurmak istediğimiz –tahrikleri kabul edersek- “geri dönüşü olmayan” çözüm, ekonomik modeli değiştirmektir. Uçuruma giden yol halihazırdaki ekonomik politikaları ve “tucanos”tan miras alınan neoliberal modeli sürdürmektir. Arjantin trajedisini neden burada da yaşayalım?

Topraksızların ve evsizlerin mücadelesi PT yönetiminden öncesine dayanıyor. Pek çok PT üyesi bu ortam içinde büyüdü. PT’nin bu hareketleri uluslararası ve ulusal, ekonomik ve siyasal baskılar nedeniyle terkedebileceğini düşünüyor musunuz?

Bu görev başındakilere ya da bütün olarak partiye bağlı değil. Değişiklikler Lula’ya bile bağlı değil. Bu ülkedeki toplumsal değişimler insanların örgütlenme kapasitelerine bağlıdır. Eğer insanlar örgütlenir ve hakları için harekete geçerlerse, tekrar tekrar söylediğim gibi Fransız devrimine kadar uzandığı üzere, ilerlemeci bir hükümete ve insanların yanında yer alan bir PT’ye sahip olacağız. Eğer insanlar önümüzdeki dört yılda örgütlenmezlerse, bu durumda hakikaten olumsuz bir tabloya sahip olacağız.

Başkan Lula’nın bu engelleri cesaretle karşılayacak kadar güçlü olduğuna inanıyor musunuz?

İşte tam da bu nedenle Lula, halkın, sorunların ve gerçek çözümlerin farkında olmasına gerek duymaktadır. Hükümetin, halkın harekete geçmesine ve mücadele etmesine ihtiyacı var. Hükümetin, ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyenlerin güçlü çıkarlarına karşı koyması için gerekli olan kuvvet, geniş bir toplumsal seferberlik süreci ile birlikte gelecek. Hükümetin bu çıkarlara karşı durabilmesine ve halihazırdaki ekonomik modeli değiştirmesine sadece seferberlik halinde ve siyasal bilince sahip milyonlarca Brezilyalı’nın gücü yardımcı olabilir. Bizler umutluyuz. Brezilyalı insanların enerjileri ve örgütlenme konusunda çok tecrübeleri var. Sadece şu var ki kitle hareketleri inişte.

Bu kitle hareketleri örgütlü mü?

Muazzam bir halk ittifakı kuruyoruz, CUT’u, UNA’yi, MST’yi, şehirli toplumsal hareketleri ve kiliseleri biraraya getiren Toplumsal Hareketler Birliği; ve 8-13 Eylül arasında, ulusal egemenliğimizin savunması için, iş ve zenginliğin dağılımı için yeni bir gelişmeye doğru, ulusal bir etkinlik organize ediyoruz.

MST’nin başlıca düşman(lar)ı kim?

MST’nin düşmanları Brezilya halkının ve fakirlerin düşmanlarıyla aynı. Bizim düşmanlarımız sadece çıkar elde etmek üzere ülkeye giren spekülatif yabancı sermaye. Bir de hiçbir zaman FHC (Fernando Henrique Cardoso) yönetiminin son sekiz yılında kazandıkları kadar çok para kazanmamış olan bankerler var. Bizim düşmanımız Amerikan çokuluslularının FTAA (Amerika Kıtası Serbest Ticaret Bölgeleri) yoluyla ekonomimizi, Amazonları ve zenginliğimizi kontrol etmeyi amaçlayan stratejik planı.

Listedeki diğer isimler?

2 bin hektardan büyük tarlalara sahip olan ve genellikle yaygın sığır yetiştiriciliğine yoğunlaşan ya da değeri yükselirken toprağı sadece elinde bulunduran büyük verimsiz toprak sahipleri. İyi bir tarım uzmanı olan ama sosyal sınıf hakkında tek bir şey bilmeyen saygıdeğer bakan Roberto Rodrigues’e de bir mesaj yollamak istiyorum: Endişelenmeyin, siz bizim düşmanımız değilsiniz. Tarım burjuvazisinin, çiftliklerini modernize etmiş, ve verimli, ve genellikle 100 ila 1000 hektar arasında çiftliklere sahip bir kısmını temsil ettiğinizi biliyoruz. Yapmanız gereken, toplumsal tabanınızı, Brezilya tarımının çıkış yolunun ihracatta değil iç pazarda olduğuna ikna etmektir. En büyük potansiyel gıda pazarı, yeterli şekilde beslenemeyen 110 milyonluk Brezilya nüfusudur. Son birkaç yılda gittikçe artan bir şekilde yetiştirilen iki ürün olan soya ve şeker ihraç etme fikriyle kendinizi yanlış yola sevketmekten vazgeçin. Tüm diğer ürünlerin üretiminde bir düşüş var. Yiyecekte, iç pazarda ve aile çiftçiliğinde egemenliğimizi geliştirmemize yardımcı olun.

MST’nin gelecek altı ay için planladığı faaliyetler nelerdir?

Hiçbir toplumsal hareket, faaliyetlerini planlamaz. Diğer toplumsal hareketler gibi MST de toplumsal azimkarlığı yoluyla, yorulmak bilmeden sürekli görevini, yani fakirleri örgütleme ve bilinçlilik düzeyini artırma işini yapıyor. Her bölge, kendi sorunları çözmek için ne yapmak gerektiğine karar veriyor. Esasen tarım reformu da sadece kırsal alandaki fakirlere toprakta iş sağlamanın bir aracı. Aynı zamanda imza toplayarak ve bunları Brezilya halkının bu anlaşmayı kabul etmeye ya da reddetmeye karar verme hakkını kullanmasını sağlamak amacıyla kongreye yollayarak FTAA’ya karşı ulusal kampanyaya da katkıda bulunuyoruz.

Topraksızlar toprak mı istiyorlar, yoksa Brezilya’da bir sosyalist devrim mi?

Aslında analistler ve sosyologlar arasında Brezilya’daki toplumsal hareketlerin doğası hakkında çok fazla kafa karışıklığı var. Neler oluyor? Öyle bir şekilde oluyordu ki tüm dünyadaki sol gelenek ve klasik sosyolojinin toplumsal hareketleri yorumlamaktaki tavrı, el kitabına uygun şekilde idi. Toplumsal gruplar ve kesimler arasında gruplaşmalar vardı. Ve genel olarak bu grupların sadece gruplarıyla bağlantılı salt korporatif çıkarları vardı ve ideolojik olarak sağ ya da sol kanattan partiler ya da kiliseler tarafından yönlendiriliyorlardı. Kapitalizmin finans sermayesi tarafından kontrol edildiği şu andaki aşamanın ortaya çıkması ve sanayi yatırımı olmaması ile birlikte. Alt sınıflar ve toplumsal gruplar birbirlerine karıştılar ve farklılıklarını, ayrı ayrı çıkarlarını kaybettiler. Üstünlük sağlayan diğer bir nokta şuydu ki, kapitalizm insanları politize etti. Örneğin, evsizlerin, bir Alman uluslararası şirketinin boş bıraktığı toprağı ele geçirmek zorunda kaldıkları Sao Bernardo’ya bakın... Diğer bir bakış açısından ise partilerin ve kilisenin, hareketleri ideolojik olarak denetim altına aldığı klasik araçlar krize girmişti. Sonuç olarak Brezilya’da ve tüm dünyada, MST ve pek çokları gibi, sosyal hareketlerin artık sadece korporatif olmadığı, daha büyük bir toplumsal bilinçliliği içeren yeni bir toplumsal hareket tipi ortaya çıktı. Örgütlenebilecekleri daha geniş araçları var. Toplum projesinin kendisini tartışmanın içine katıyorlar. Fakirliği ve dışlamayı doğuran, bu ekonomik modeldir. Ve bu insanları politize ediyor. Bu şekilde, partiler ve kiliseler için taşıyıcı kayış olmaya son verdiler. Şimdi özerklikleri var. Ve bu rahatsızlık yaratıyor çünkü elkitaplarının hiçbiri fakirlerin ideolojik özerkliğe sahip olabileceklerini söylemiyor. Aslında Brezilya vakasında, seçkinler fakirlerin bir temel istihkak için mücadele edebileceğini kabul ediyorlar ama fikirleri olabileceğini kabul etmiyorlar. Halk, toplumsal hareketlerin nasıl işlediğini anlıyor. Kendi uygulamalarıyla bu hareketleri yaratanlar kendileri. Anlamayanlar halkın çok uzağında olan ve Habermas okuyarak kendini mutlu eden akademik entellektüeller. Ve röportaj yapma hakkına sahip olmalarına bile izin vermeyerek kendi “gazeteciler”ini manipüle eden ve onları aptallaştıran burjuva basını.

Peki ya sosyalizm?

Her siyasi lider, okumayı seven her insan, halktan herhangi biri Brezilya’da sosyalizmin sorunun bir parçası olmadığını bilir. Ve bu, insanların gönüllüğüne bağlı değildir. Tüm toplumsal hareketlerin isteği toprak, iş, ev, eğitim ve kültür gibi temel hakları garanti edecek yeni bir toplumsal ve ekonomik proje. Bizim istediğimiz eşitlik, dayanışma ve adalet gibi geleneksel insani değerlere dayanan bir toplum kurmak. Bizim projemiz budur. Brezilya için halkçı bir proje.

Lula hükümeti ilk altı ayını henüz bitirdi. Bu başlangıç süreci hakkındaki düşünceniz nedir?

Yalnızca 6 ay sonra birşey söylemek zor. Hükümeti henüz yargılayamayız. Sadece 6 ayı analiz edebiliriz. PT içinde ve solda hükümet en azından 5 farklı şekilde değerlendiriliyor. Tarım reformuna bakarsak bu konuda henüz hiçbir şey yapmadılar. Kredi sorunu konusunda zaten birşeyler yapmışlardı. Ancak hala evin içini toparlıyorlar. Umarım önümüzdeki altı ayda tarım reformu için ulusal reformu bitirmiş oluruz, böylece bir milyon ya da daha fazla aileyi 4 yıllık süre içinde yerleştirebiliriz. INCRA’nın tarım reformu için geniş bir kamu teşekkülü olarak hazırlanacağını ve güçlendirileceğini umuyorum. Genel olarak söylemek gerekirse hükümetin ekonomik modeli değiştirmesi gerekiyor. Eğer ekonomi politikalarını değiştirmezlerse hükümet, Lula ve sol, oyunu kaybederler. Ve fakirler de toplumsal trajediye düşerler. Bir hareket olarak ve toplumsal hareketler koordinasyonu içinde çabalarımız tam olarak insanları örgütlemek ve ekonomik modeli değiştirmesi için hükümete yardımcı olmak üzere harekete geçmelerini sağlamak için. Hükümetle insanlarımızın yaşam koşullarını geliştirecek toplumsal ve ekonomik politikaları benimsemesi için tartışmamızın nedeni bu.

 

1 CUT:Merkezi Sendikal Federasyon
2 MST: Topraksız İşçiler Hareketi
3 Latifundia: Büyük arazi
4 PT: İşçi Partisi

 

 

 

 
çeviren: Aylin Kürkçü