Irak’ta Anarşi

Robert Fisk

7 Nisan 2004



Felluce. Bağdat’ın batısındaki en büyük sünni şehrini, tanklarla, zırhlı personel taşıyıcılarıyla ve ağır makinelilerle kuşatan Amerikan güçleri bununla tatmin olmayarak, dün Şula’daki şii gecekondularına apaçi helikopterleriyle saldırdı, düzinelerce ağır savaş tankını Sadr şehrinin harabelerine yolladı ve şii lider Muktada Sadr hakkında -ki o, Amerikalıların bunu yapmasını yürekten istiyordur- tutuklama kararı çıkardı.

Sadr şehrindeki çatışmalar, bir gece içinde 40 Iraklı ve en az 8 Amerikalı’nın canına mal oldu, fakat dün, iddiaya göre Felluce’deki sünni halk nemli ve pis sokaklarda bildiri dağıtıyordu. Bu bildirilerde “Kardeşlerimiz kavganızda sizi destekliyoruz” yazıyordu. Eğer bunlar doğru ise Amerikalı sivil yönetici Paul Bremer’in, Washington’un Irak’ta paçasını kurtarıp kurtaramayacağını düşünmeye başlaması gerekmektedir. İngiltere 1920’de hem sünnileri hem de şiileri kendisine düşman edebilmek için üç sene uğraşmıştı. Amerikalılar bunu neredeyse sadece bir sene içerisinde başaracaklar.

Irak’ın tarihinin ve altyapısının çapulcular ve kundakçılar tarafından yok edilmesine izin verdiğimiz ilk günden beri anarşi, işgalimizin bir koşulu haline gelmiştir. Fakat bu kanunsuzluk, şimdi bizi rahatsız etmeye başladı. Ne dilimiz, ne dinimiz ne de kültürümüzün ortak olduğu Iraklıların ortasında anarşiye batmış durumdayız.

Normal olarak Bay Bremer ve muterem başkanı kuyruğu dik tutuyorlar, şiddete ve demokrasiye karşı olanlara “tolerans” göstermeyeceklerini iddia ediyorlar. Fakat daha şiddetli isyanlar bekleyen işgal kuvvetleri görevlileri gizli olarak uygulanan sıkıyönetimin meşruiyetini tartışmaya başladı. Ayrıca Bay Bremer ve başkan George Bush’un Irak “egemenliğinin” sözde “devir tesliminin” 30 haziran’ a kadar gerçekleştirileceğini kamuoyunda ısrarla söylemesine rağmen Amerika’nın atadığı Geçici Irak Hükümet Konseyine bağlı hukuk uzmanları, bunun ancak aylar sonra gerçekleştirilebileceğini belirtiyorlar.

Amerika’nın Irakta bir felaket mi istediğini şu an pek çok Irak’lı soruyor. Şüphesiz hayır. Ancak dün gerçekleşen şiddet, körlemesine yapılan askeri operasyonlar ve politik provokasyonlar, Bay Bremer’in -iddiaya göre batı yanlısı şii lider Abdül Mecid el Kai’nin öldürülmesinden sorumlu tutularak- tutuklatmak istediği itici ve provokatif Şii liderin kamuoyundaki desteğini arttırıyor. Sadr, dün Kufe’deki bir camide, militanları tarafından çevrelendi. Burada düzenli olarak işgal hakkında açıklamalar yapıyordu.

Fakat, Dan Senor, işgal güçlerinin sözcüsü, Sadr’a karşı kullanılabilecek –Irak yargıcının bir kaç ay önce çıkardığı tutuklama kararının dayandığı iddia edilen - bir kanıttan kimseye bahsetmedi.

ABD askeri güçlerinin geçen hafta Felluce’de dört Amerikan paralı askerine uygulanan vahşete cevabı, bütün bir şehri kuşatmak, Bağdat, Amman ve Şam arasındaki uluslararası otobanı keserek Irak ve iki komşusu arasındaki ticareti tamamen engelleyeceğini bildirmek olmuştu.

Bu “yeni” Irak’ın ne olduğunu herkes tahmin edebilir. Geniş beton duvarlar geçişi engelleyecek şekilde yola indirildi ve sivilleri uzaklaştırmak için askeri araçlar kullanıldı. Dört Amerikalıya ilk kurşunu sıkanları bulmak için Felluce halkına İsrail tarzı uzun süreli ev baskınları planlandı. (Bu dört Amerikalı daha sonra soyulmuş, vücutları kesilmiş ve sonunda da asılmıştı)

Şula’daki helikopter saldırıları İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki baskınlarının bir karbon kopyası görünümündeydi. -Korkunç bir raslantı sonucu geçen sene de aynı Şula varoşlarındaki siviller bir Amerikan uçağı tarafından katledilmişti- Gerçekten de Iraklılar, ABD askeri güçlerinin Şaron yönetiminden İsrail’in “muharebe kurallarını” talep ettiklerinin ve bu taleplerinin de kabul gördüğünün farkında. Amerika’nın son 24 saat içindeki kayıpları -en az 12 ölü ve pek çok yaralı- Iraklıların kayıpları yanında şu an pek bir şey ifade etmiyor ancak düşmanları pek yakında bu sayıyı arttıracaklardır.

Sadr şehrindeki Amerikan güçleri, dün sabah erken saatlerde Sadr’ın yönetimindeki 500 kadar siyah üniformalı Mehdi ordusu militanıyla savaştığını düşünüyordu. Yine de yoğun nüfuslu bölgelerde Apaçi helikopterleri kullanarak operasyon yapmak, işgal birliklerinin hangi kurallarla yönetildiği hakkında sorular uyandırıyor.

Şehir merkezini ele geçiren milislere şiddet uygulamayan İngilizler Basra’da daha iyi durumdaydı. Yine İspanyol kuvvetleri Necef’te milislerele beraber savaştı. Ancak acı bir gerçek var; işgal kuvvetleri artık neredeyse bütün büyük şehirlerde güçlü isyanlarla karşılaşıyor.

İşgal kuvvetleri henüz bu gerçekle yüzleşemedi. Son dokuz gecede örneğin, Bağdat hava alanının yakınındaki ana Amerikan üssü roket saldırılarına uğradı. İşgal güçleri bunu hala gizli tutuyor. “İşler kötüye gidiyor ve daha da kötüye gidecek” bunu dün bir özel kuvvet yetkilisi söyledi. “Ama hiç kimse bundan söz etmiyor- ya henüz farkında olmadıkları için ya da sizin farkında olmamanız için.”

Sadr’a gelince, şüphesiz destekçileriyle ve pek çok silahlı güçle etrafına duvar örmeye çalışacak ve Amerikalıların zorla içeriye girmeye cesaret edemeyeceğini umacak. Veya yer altına çekilecek ve seçim çalışmalarında kullanılacak yeni bir “demokrasi düşmanımız” olacak. Veya en kötüsü de yakalanması sonucunda destekçileri çok daha fazla şiddete sebebiyet verecek.

Ve unutmayın ki bütün bunlar, Bay Bremer’in Sadr’ın uyduruk haftalık 10,000-tirajlı gazetesini “şiddeti teşvik” ettiği gerekçesiyle kapatması sonucu başladı.