Bush'u Devirmek

Jeff Cohen ve Norman Solomon

11 Ağustos 2004

ABD hükümetinin uyguladığı politikalar, küresel çapta o kadar büyük bir etki alanına sahip ki, bazı insanlar –haklı olarak- dünya üzerinde yaşayan herkesin ABD başkanlık seçimlerinde oy kullanması gerektiğini savunuyorlar.

Uluslararası sol hareketin önde gelen isimlerinden ve “Bush Babil’de” (Bush in Babylon) kitabının yazarı Tarık Ali, ABD dış politikasının en güçlü muhaliflerinden biri. Birleşik Devletler’de yaşayan ilericiler başkanlık seçimlerinden mantıklı bir sonuç çıkartmaya uğraşadursunlar, Tarık Ali’nin, Bush’un kaderinin küresel etkileri ile ilgili görüşlerine kulak vermek gerekiyor.

Tarık Ali, 5 Ağustos 2004’te New York’taki WBAI radyosunda yayınlanan röportajında “Çok fazla seyahat ediyorum ve dünyanın her yerine gidiyorum. Gittiğim her yerde büyüyen bir öfke, daha açık söylemek gerekirse, (Bush) yönetimine karşı gerçek bir nefretle karşılaşıyorum” diyordu, “Irak’ta yaptıkları, çıkardığı savaş, öldürdüğü siviller, neden olduğu felaket ve üstelik, bütün bunların boyutunu anlamaktan bile aciz olması yüzünden... Duruma bu açıdan baktığınızda, bana göre, ABD seçmeninin Bush’u yönetimden indirmesinin küresel etkisi çok büyük olacaktır. İnsanlar, ‘bu adam ülkesini savaşa soktu, etrafındaki ‘Neocon’ların uydurduğu bahaneler ve yalanlara dayanarak Irak’a saldırdı, kendi insanlarına yalan söyledi, istihbarat bilgilerini kötüye kullandı ve Amerikan halkı da onu görevden aldı’ diyeceklerdir. Sadece bu bile, dünya kamuoyu üzerinde müthiş etkili olacaktır.

“Washington’daki savaş çığırtkanı hükümetin yenilgisi, ileriye doğru atılmış olumlu bir adım olarak değerlendirilecektir. Şimdilik bundan ötesine geçmek istemiyorum ama, (Bush’un muhtemel seçim yenilgisinin) küresel bir sonuç doğuracağından hiç kuşkum yok.”

Tabii John Kerry’nin de kendine özgü, benzer militer eğilimleri var ve bu gerçek ABD’li ilericilerin gözünden kaçmıyor. WBAI’de Tarık Ali ile röportaj yapan Left Business Observer’ın editörü Doug Henwood bu sorunu gündeme getirdi. “Birleşik Devletler Solu’nda Kerry’nin de pek matah olmadığı, Bush’la aynı kumaştan biçildiği ve tıpkı kendisinden önce gelenler gibi onun da bir savaş çığırtkanı olduğu söyleniyor ve başkan adayı olarak yaptığı ilk konuşmasına askeri bir selamla başlaması eleştiriliyor. Buna ne diyorsunuz?”

Ali bu soruyu, “Biz Birleşik Devletler’i savaşa sokan bir hükümetten bahsediyoruz” diye cevapladı, “... Eğer (2000 seçimlerinde) Al Gore başkan olsaydı, 9/11 felaketinden sonra muhtemelen Afganistan’a saldırırdı fakat, Irak’ı istila etmeye kalkışacağından şüpheliyim. (Irak’ın istilası) Neoconlar’a ait bir gündemdir ve asıl sebebi, bir yandan bu ülkedeki petrolü ele geçirirken bir yandan da savaş konusunda oldukça hevesli görünen İsrail’i yatıştırmaktır. Bu savaş Bush yönetiminin istediği bir şeydi. Dolayısıyla, bu yönetimin seçim yenilgisi, aynı zamanda savaş yanlılarının yenilgisi anlamına gelecektir.”

Ali, en kötünün sonuçta iyiye dönüşebileceği görüşünü sorgulamaktan çekinmiyordu. “ABD’nin sol çevrelerinde dile getirilen bir görüş var: ‘Bush eninde sonunda dünyayı Amerikan İmparatorluğu karşısında birleştirmeyi başardı ki, bu iyi bir şey’ deniliyor. Ben bu tür önermelere katılmıyorum. ABD’deki güvenli evinizin lüks mutfağında otururken böyle fikirler üretebilirsiniz ama bu yönetim Irak’ta en azından 37 bin sivilin hayatına maloldu. Eski Irak ordusundaki askerleri saymıyorum bile... 37 bin sivil öldü ve bu onlar için teorik bir sorundan çok daha öteydi. Dolayısıyla Bush’un yenilmesi, dünyanın pek çok yerinde küçük bir zafer olarak karşılanacak ve kutlanacaktır.

“Bu gerçek, insanın Kerry hakkında boş hayallere kapılmasını gerektirmez. Benim kesinlikle böyle bir beklentim yok. Demokrat Parti Kongresi’ndeki askeri hava beni gerçekten iğrendirdi. Demokratlar’ın kim olduklarını ve neden oldukları savaşları hepimiz biliyoruz. Ama buna rağmen, halihazırdaki seçeneklerimiz çok sınırlı. Bu savaş çığırtkanı hükümeti indirecek miyiz, indirmeyecek miyiz...”

Ali’ye göre, “Bush’un yenilgisi ABD siyasi kültüründe farklı bir atmosfer yaratacak ve bunun mümkün olduğunu kanıtlayacaktır.”

Tarık Ali bu analizini, ABD solu için oldukça kritik bir zamanda yaptı. Bir yandan liberaller Kerry-Edwards ikilisinin ilerici bir “rüya takımı” olduğunu iddia ederek solcuların oylarını etkilemeye çalışıyorlar. Bu, ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın, inandırıcılıktan yoksun, hayalperest bir görüş. Öte yandan, “Bush ile Kerry arasında pek bir fark yok, önümüzdeki dört yılı kiminle geçirirsek geçirelim bir şey değişmeyecek” türünden yaklaşımlar oldukça tehlikeli. Bu açıdan Ali’nin ortaya attığı soruya doğru cevap vermek gerekiyor: “Bu savaş çığırtkanı hükümeti indirecek miyiz, indirmeyecek miyiz...”

Çeviri: OkanPelikan ve Müge Bilgutay
www.gergindergi.net