Feminist Bir Devrim Yapmak

Judy Rebick

8 Mart 2005

8 Mart, Uluslararası Kadınlar Günü’dür. Dünyanın büyük bir kısmında, kadınların eşitlik mücadelesini bir kez daha tanıyan önemli bir tatil günüdür. Doğu Avrupa’da, bizim Anneler Günü’nü kutladığımız gibi kutlanır. Burada, kadın hareketinin büyük olasılıkla her yerdekinden daha güçlü olduğu Kuzey Amerika’da, Dünya Kadınlar Günü (DKG) yalnızca bir hatırlatma olarak değerlendirilir. 

Bununla birlikte DKG daima kadın hareketinin güncel durumunun değerlendirildiği önemli bir zaman kesiti olmuştur. İşte bu yüzden yeni kitabım Ten Thousand Roses: the Making of a Feminist Revolution* (Penguin) bugün piyasaya sürülüyor. 

Kitap, 60’larda başlayan ikinci dalga feminizmle ilgili bir sözlü tarih çalışması. O tarihi kendi bakış açımla anlatmaktansa, eşitlik elde etme mücadelesini örgütlemiş, bu mücadelede savaşmış ve genelde zafer kazanmış kadınlarla yapılan görüşmelerden bir kısmını bir araya getirdim. 

Kanada kadın hareketi dünyadaki en ilginç, en geniş ve en başarılı hareket. Şüphesiz böyle bir iddia National Post yazarlarının birçoğunu barikatlara sürükleyecek, ancak bunu kanıtlamak kolay. 

Kanada’daki kadınlar Dr. Henry Morgentaler ile beraber yirmi yıl boyunca yasal kürtaj hakkı için savaştılar ve uzun soluklu bir zafer kazandılar. Kanada kürtajın tamamen yasal olduğu birkaç ülkeden biri. Erişimle ilgili birkaç probleme rağmen, bir arka sokak kürtajına ya da utanmayla geçirilen aylara sebep olan istenmeyen bir hamileliğin korku dolu günleri geride kaldı. 

Yasalarda** eşitlik, Kanada kadın hareketinin zor bir savaşım sonucunda elde ettiği zaferlerden bir diğeri. Pierre Eliot Trudeau anayasayı yurda getirdiğinde, o ve onun Adalet Bakanı Jean Chreitien, kadın hareketinin yasanın dili üzerindeki etkisini bir kenara atabileceklerini düşündüler. Bunun üzerine kadınlar yeniden harekete geçtiler. Bu sefer birkaç olağanüstü haftada Kanada’nın dört bir yanından kadınlar, kadınların anayasal konferansında seslerini duyurmak için Ottawa’ya geldiler. Sonuç, mümkün olan en güçlü eşitlik diliydi. 

Ontario’da kadınlar işçi hareketiyle işbirliği içinde, kapsamlı ücret hakkaniyeti yasasını çıkarttırmak için örgütlendiler. Kanada’daki kadın hareketi ve işçi hareketi arasındaki işbirliği Kanada feminizminin eşsiz özelliklerinden biridir ve feminizmin birçok zaferine katkısı olmuştur. Bunun yanında, Kanada işçi hareketi, tabanını, ABD işçi hareketi -kadın işçi çalıştırılmasına itiraz ettiği için- önemli ölçüde düşüşe geçtiğinde elde etmiştir.

Kadına yönelik şiddet öylesine gizleniyordu ki; 1970 yılında Kadının Statüsü Kraliyet Komisyonu’nun*** raporunda kadına yönelik şiddetle ilgili neredeyse tek bir kelime bile yoktu; bu rapor daha çok ulusal çocuk bakımı programı, yasal kürtaj hakkı, politikada, bürokraside ve mesleklerde daha fazla kadının bulunması gibi talepleri içeren hayalperest bir rapordu. Halbuki ne zaman bir kadın merkezi kapılarını açsa, şiddet uygulayan erkeklere karşı korunma talep eden kadınlar başvuruyordu. Kadın hareketi, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti kapalı kapılar ardındaki utanç dolu bir sırdan, temel bir kamu politikası başlığı haline getirmeyi başardı. Geriye buna bir son verme işi kaldı.

Kanada feminizminin en büyük başarısı etnik ya da coğrafi, her türlü topluluğa ulaşmış olmasıdır. Bugün, ülkenin dört bir tarafındaki yüzlerce toplulukta, kadın merkezleri, sığınaklar ve tecavüzle ilgili kriz merkezleri var. Ülkemizin her köşesinde kadın kuruluşları kadın haklarını geliştirmek için çalışmaya devam ediyor. Kadın hizmet kuruluşları ise dikkatini bütün dünyadaki kadınlara yardım sağlamaya yöneltti.

Çokkültürlü, çokırklı ülkemizde, Kanadalı feministler farklılıklarıyla birlikte hareket etmeyi öğrenmede ve bu ülkenin kadınlarını doğru yansıtan bir hareket yaratmada öncü olmuşlardır. Geçtiğimiz cumartesi, 1978’den beri Toronto’da her yıl yapılan Dünya Kadınlar Günü yürüyüşüne katıldım. Bir zamanlar olduğu kadar büyük değildi ancak o zamanki gibi çeşitliydi. Şehirdeki her topluluktan kadınlar barış, adalet ve eşitlik için birlikte yürüdü. 

Bu kazançların hiçbiri bedelsiz elde edilmedi. Kadınların uğruna savaştığı her değişikliğe erkeklerden, hükümetten ve medyadan inanılmaz büyük direnç vardı. Ten Thousand Roses’ı okuyan genç kadınlar bir nesil önce işlerin bu kadar kötü olduğuna “şok olduklarını” söylüyorlar. 

Bazıları Ten Thousand Roses’ı ikinci dalga feminizmin ağlayıp sızlaması olarak okuyor. Tam tersine, bu kitap, bu ülkede ve dünyada bir devrim yapan kadın nesillerine bir övgüdür. Benim neslimin feministlerinin uğruna savaştıklarının çoğu kazanıldı. Ancak hâlâ kadınlar çifte yük içinde daha fazla çabalıyorlar, hâlâ şiddet korkusuyla yüz yüzeler ve hatta imkânsız bir güzellik modeline sığmak için daha ağır baskılara maruz kalıyorlar. 

Ve hâlâ erkekler güç kilidini ellerinde tutuyor. Bazı kadınlar hükümette ve iş dünyasında en yüksek kademelere ulaşıyorlar, ama hâlâ bir avuç kadarlar. Bazı kadınlar erkek kulüplerine kabul edilse de, ataerki hâlâ hayatta ve sağlığı yerinde...

Feminizmin bu yeni gerçeklerle mücadele etmek için kendini yeniden keşfetmeye ihtiyacı var. Üçüncü dalga feministler kendilerini yeniden tanımlamaya başladılar ancak bu daha çok kültürel alanda kalıyor. Küresel bir kadın hareketi, ulusötesi şirketlerin hâkimiyetindeki küreselleşmesinin meydan okuduklarına karşılık vermek için kendisini dünya ölçeğinde yeniden tanımlıyor. Bu bahar, Afganistan’dan Alberta’ya, bütün kadınların ihtiyaçlarını yansıtmayı amaçlayan bir Dünya Kadın Beyannamesi(*4) dünyayı dolaşacak. Bu yeni gelişmeler anaakıma karışmaya başladıkça, Ten Thousand Roses şimdiye kadar yapılan değişiklikleri ve bunlardan ne öğrendiğimizi belgelemek ve üzerine düşünmek için bir fırsat yaratıyor.

Judy Rebick, rabble.ca’nın yayıncısıdır ve Toronto Ryerson Üniversitesi Sam Gindin Kürsüsü’nde Sosyal Adalet ve Demokrasi üzerine çalışmaktadır. Judy Rebick ‘blog’u www.penguinblogs.ca/rebick adresinden ziyaret edebilirsiniz. 

--------------------------------
* On Bin Gül: Feminist Bir Devrim Yapmak
** Kanada’daki mevcut anayasa Hak ve Özgürlükler Temel Yasası’nı (Charter of Rights and Freedoms) içermektedir (ç. n.).
*** Royal Comission on the Status of Women
(*4) World Charter of Women

Çeviren: Tuğçe (Feminist Kadın Çevresi)