Kullanışlı bir Katliam
İç Savaş hakkında tüm söylenenler, şimdi de bu
Robert Fisk
6 Mart 2004,
Independent
Tuhaf, değil mi? Irak’ta asla iç savaş olmamıştı. Irak’taki
Sünniler ve Şiiler arasında bir husumet olduğuna dair asla tek bir
kelime dahi duymamıştım.
El-Kaide hiçbir zaman Şiilere dönük bir tehdit olmadı – El-Kaide’nin
tamamen Sünni bir örgüt olmasına rağmen. Yine de haftalardır
Amerikan işgal otoriteleri bizi bir iç savaş tehlikesine karşı
uyarıyorlar, hatta bir El-Kaideli tarafından yazıldığı söylenen ve
Sünni-Şii zıtlaşmasını savunan bir mektup bile ürettiler. Ve doğal
olarak da akıllı habercilerimiz hemen bu konunun üstüne atladılar.
İç savaş.
Ben nedense buna inanmıyorum. Hayır, dün Irak’ta hayatta kalanların
suçlama dolu çığlıklarına rağmen dünkü saldırının arkasında
Amerika’nın olduğunu düşünmüyorum. Ama kendi eylemlerinin
Amerikalıların istediği sonucu (Iraklıların Amerika’nın Mezopotamya
için kurguladığı her türlü planı kabullenmesini sağlayacak kadar
güçlü bir iç savaş korkusu) doğuracağını düşünen Irak’lı sürgün
gruplar beni endişelendiriyor.
1962’de Fransa’nın Müslüman Cezayir’li toplulukları arasına bombalar
koyan Cezayir’deki Fransız OAS’si aklıma geliyor. Müslüman
Cezayirlileri Müslüman Cezayirlilere kırdırıp yarım milyon kişiyi
ölüme sürükleyen Fransız otoritelerin dehşedengiz çabalarını
hatırlıyorum.
Ve korkarım ki aklıma İrlanda ve 1974’te Dublin ve Monaghan’da
patlayan bombalar geliyor. Yıllar geçtikçe bu bombaların “kralına
sadık” Protestan paramiliterler aracılığıyla İngiltere askeri
emniyetiyle ne kadar yakın bir ilişkisi olduğu ortaya çıkıyor.
Ama Kerbela ve Bağdat’ta patlayan bombalar çok net bir biçimde
birbiriyle ilişkiliydi. İkisinin de arkasında aynı beyin vardı. Bu
bir Sünni beyin miydi? Dün işgalci güçlerin temsilcisi bunun
El-Kaide’nin işi olduğunu söylediğinde, ne dediğini herhalde
biliyordu: El-Kaide sünni bir harekettir ve kurbanlar Şiilerdi.
El-Kaide’nin böylesine kan dökeceğine inanmadığımdan dolayı böyle
söylemiyorum. Ama Amerikalıların neden Sünni-Şii meselesini bu kadar
kaşıdığını da kendi kendime soruyorum. Veya bir de madalyonun öbür
yüzüne bakalım. Eğer vahşi bir Sünni hareketi Amerikalıları Iraktan
atmak isteseydi – ve zaten bunu yapmak için çok kanlı bir savaş
veren bir direniş grubu da var – neden Irak’ın Şii nüfusunu, Irak’ın
yüzde altmışını, karşısına almak istesin ki? Böyle bir direniş
hareketinin isteyeceği son şey Irak’ın çoğunluğunu karşısına
almaktır.
Peki ya El-Kaide? Amerikalılar bize tekrar tekrar intihar
bombacılarının “yabancılar” olduğunu söylediler. Oladabilirler. Ama
rica etsek kimliklerini veya milletlerini öğrenebilir miyiz?
Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Suudi Arabistan’ın
“geçirgen” sınırlarını geçen yüzlerce savaşçıdan bahsetti.
Amerikan basını bunu ısrarla tekrar etmeyi bir görev bildi. Irak
polisi bombacıların pasaportlarını bulduğunu söyledi; peki öyleyse,
numaralarını öğrenebilir miyiz?
Irak tarihinde karanlık ve uğursuz bir döneme giriyoruz. Ama bir
işgal gücü, en son ümit edeceği şey olan “iç savaş”ı kulağımıza
kulağımıza bağırıyorsa, ben bundan endişeleniyorum. Özellikle de
bombalar bu fikri hayata geçiriyorsa.
|