KÜRESEL ISINMA
TED GLICK
13 Ocak 2004
Philadelphia, Pa’da yaşarken 1970’de katıldığım birinci Dünya
Günü’nden beri çevre hareketinin içinde ve çevresinde yer aldım.
Yıllardır küresel ısınmanın tehlikeleri hakkında makaleler ve
haberleri takip ediyorum. 2002’de Yeşil Parti’nin New Jersey’deki
ABD senatosu kampanyam sırasında, bu benim en önemli konularımdan
biriydi. Başka şeylerin yanısıra, biz 100.000’den fazla bir kampanya
broşürü dağıttık. Bu broşürler ehemniyetle şu durumu öne
çıkartıyordu: “enerji bağımsızlığını hedef al, küresel ısınmayı
tersine çevir ve güneşten, rüzgardan ve diğer yenilenebilir
yakıtlardan enerji elde etmek için acil bir program aracılığıyla iş
yarat.”
Fakat işin gerçeği şu ki, ilk politik ve yaşam taahütlerim
bağlamında elimden geleni yaparken, bunun ırkçılık, şirket sömürüsü,
cinsiyetçilik, savaş, sağlık hizmetleri, işçi hakları, vb. gibi
belli başlı meselelerden birisi olduğunu gördüm. Bu meselenin özel
bir önceliğe ihtiyacı olmadığını düşündüm.
Bununla birlikte yeni yıl başladığında durum değişti. Yeni yılda
en önemli kararım, küresel ısınma veya daha doğrusu felaket halini
alan iklim tahribatı konusunda kitlesel ve aktivist bir hareket
oluşturulmasına olabildiğince hızlı bir şekilde yardımcı olmaya
çalışarak işin içine daha doğrudan dahil olmaktı.
Bu basitçe diğer sorunlar gibi bir sorun değil. Bu kesinlikle
merkezi bir sorun. Dünya bilimsel cemaatinde, radikal bir şekilde
fosil atıklarının kullanımından temiz ve yenilenebilir enerji
kullanımına geçmediğimiz sürece, gerçekten kıyamet gibi bir
gelecekle karşı karşıya kalacağımıza dair geniş bir fikir birliği
vardır. Muhtemel sonuçlar arasında şunlar yer alıyor:
- Britanya’daki önemli bir iklim araştırmaları laboratuarı olan
Hadley Center geçenlerde şöyle demiştir: “2040 yılına geldiğimizde
dünyadaki ormanların çoğu yok olmaya başlayacak.”(1). Kuzey kutbu
denizinin buzu yok olmaya yakın “40 yıl önceki halinden %40 daha
ince”.(2). İklim değişikliği muhtemelen dünyanın her yanında açlık
ve yoksulluğu şiddetlendirebilir... Çiftçilik, balıkçılık veya
ormancılığa büyük oranda bağlı olan insanlar geçim alanlarının yok
olduğunu görecekler.”(3). Geçen yaz 35.000’den fazla insanı öldüren
Avrupa’daki sıcaklık dalgalarından daha kötülerini göreceğiz.
Kasırgalar, hortumlar ve diğer sert fırtınalar daha sık ve öldürücü
olacak. 2003 Mayıs’ı ABD’ye 562 hortum getirdi. Bunların 163’ü,
1992’de saptanan daha önceki aylık en yüksek 399 hortumdan daha
yüksekti. “Temel bir çalışmanın sonuçları dün, gelecek 50 yıl
içindeki küresel ısınmanın bir sonucu olarak bir milyondan fazla
türün yok olacağını gösterdi. “(4). Avustralya’daki yeni
araştırmalara göre nehirlere ulaşan su miktarının, kuru alanlara
düşen yağışın azalma yüzdesinden 4 kat daha hızlı azalacağını
gösteriyor. Bu, buzulların yok olmasının yanında, sulamalı tarımın
sonunu ifade ediyor.”(5). Buzulların ve kuzey kutbu denizi buzunun
erimesi Gulf Stream’in durmasına yol açabilir.
“Gulf Stream, Karaipler’den Kuzeye doğru taşınan sıcak suyla
Kuzeybatı Avrupa ve Birleşik Krallık’ı yıkar.”(6). Ve Golf Stream,
Büyük Okyanus Konveyörü olarak adlandırılan şeye güç veren
“motor”...ve dünyanın bütün okyanuslarını kateden, bükülen, kıvrılan
bir akıntı olduğu için ”(7) Atlantik akıntılarının kesilmesi
olasılığının varolmasının, soğuk bir Birleşik Krallık ve Kuzeybatı
Avrupa’nın çok daha ötesinde etkileri olabilir; belki de tüm
gezegende keskin iklimsel değişikliklere yol açabilir.(8).
Bu “diğer meselelerin yanısıra başka bir mesele olmaktan” çok
daha önemli bir şeydir. Çağımızın temel meselesinden başka bir
şekilde tanımlamak zordur. Bildiğimiz dünyadaki yaşamın devamından
daha temel bir şey var mıdır?
Biz adalet taraftarı aktivistler – hepimiz, sadece çevre
hareketinin parçası olanlar değil –
– buna öncelik vermedikçe ve bunu yönetenlerin ve partilerinin
karşılık vermek zorunda olacağı bir mesele haline getirmek için
Amerika Birleşik Devletleri’nde güçlü, görünür, geniş bir temele
dayalı ve birleşik bir hareket inşa etmek için hızla harekete
geçmedikçe, şiddetli bir eşitsizlik, ırkçılık, savaş ve fakirliğin
hakim olduğu bir dünyadan ekonomik ve sosyal adaletin varolduğu bir
dünyaya geçemeyiz. 2004 yılı bunu yapmak için çok uygun. Böyle bir
kampanya, Bushçuların petrol ve kömür şirketlerine nasıl bağlı
olduğunu anlayan ve Kasım'da demokrasi, barış ve adalet için en
fazla ve en geniş tabanlı oyu seferber etmeye çalışan bizlerin
kesinlikle başarabileceği bir şeydir.
Bu meselede Amerikan halkı bizimle beraberdir. “1999’daki bir
araştırmada toplumun % 62’sinin geleneksel kaynakların yerine
yenilebilir enerjiyi tercih ettiği bulgulanmıştır. Sierra Kulübü
benzer bir araştırmada %80’nin değişimi desteklediğini
göstermiştir.”(9). Dünyadaki yaşamı korumak için gelişkin,
çok-taktikli bir acil durum kampanyasına ihtiyacımız var. Bu
kampanya, kapı kapı dolaşarak kampanya yürütmekten büyük gazetelerde
tam sayfa ilan vermeye ve eğer gerekirse ofislerinde şiddet
içermeyen oturma eylemi de dahil, Kongre üyeleri üzerinde sürekli
bir baskı oluşturmak için Sonbaharda Washington’a kitlesel bir
yürüyüş yapmaya kadar herşeyi içerir. Böyle bir kampanya kamuoyunun
görüşünü vergilerimizin petrol, kömür ve nükleer enerjinin sübvanse
edilmesi için kullanılmaktansa acil bir programın desteklenmesi için
kullanılmasını öngören somut yasalara çevirmeye başlayabilir. Böyle
bir programla, hızla temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları
kullanmaya ve bütün evlerimizi ve binalarımızı yeni sistemlerle
donatarak ve soğuk havalara karşı dayanıklı hale getirerek enerjiyi
korumaya başlayabiliriz.
Böyle bir program aynı zamanda kitlesel bir iş programıdır. Bu,
Ortadoğu’da petrolün kontrolü amacıyla süregiden savaşa ve
imparatorluk inşasına dönük olarak yapılan planlara karşı güçlü bir
argüman sağlar.
Bu bizi “enerji bağımsızlığına” ve Ortadoğu’nun dışına doğru
götürebilecek “anti-terörizm” programdır. Bu aynı zamanda temiz
enerjinin fakir ülkelere aktarılması için uluslararası bir plana
zemin oluşturabilir. “Neredeyse bütün gelişmekte olan ülkeler güneş
enerjisi kullanmayı isteyecektir ve neredeyse hiçbirinin buna gücü
yetmez.” [Yılda 300 milyar dolarlık] fon, günlük hacmi toplam 1,5
trilyon dolar olan uluslararası döviz işlemleri üzerinden alınacak
küçük bir vergiden gelebilir. Bu döviz işlemler üzerinden alınacak
dolar başına çeyrek penilik bir vergi, Hindistan’daki “rüzgar
tarlaları*”, El Salvador’daki güneş enerjisi tesisleri, Güney
Afrika’daki yakıt pili fabrikaları ve Ortadoğu’daki geniş güneş
enerjili hidrojen çiftlikleri için yılda yaklaşık 300 milyar dolar
gelir sağlayacaktır. “(10).
Belki de bu Nisan ayındaki Dünya Günü, Vermont çevre aktivisti
Doyle Canning’in deyimiyle, “ekolojik krizleri yutmak ve bir halkla
ilişkiler fırsatı olarak kusmak” için doğayı kirleten şirketlere bir
fırsat sağlamaktan ziyade, böyle bir kampanyanın başlangıç noktası
haline getirilebilir.
Çocuklarımız ve onların torunları için insana yaraşır bir gelecek
ihtimali bizim bu yıl ve gelecek yıllarda yapacaklarımıza bağlıymış
gibi hareket etmeye ihtiyacımız var. Çünkü gerçekten de böyle.
* Elektrik üretmek için rüzgar türbinlerinin bulunduğu alan (windfarms)
Ted Glick Independent Progressive Politics Network’ün (Bağımsız
İlerici Politika Ağı) (http://www.ippn.org)
Ulusal Kordinatörü’dür. Bununla birlikte, burada yazılanlar yalnızca
kendi fikirleridir. Ted Glick’e
futurehepeTG@aol.com
veya P.O.Box 1132, Bloomfield, N.J. 07003 adresinden ulaşabilirsiniz.
1- Ross Gelbspan, Şubat’ta yapılan
söyleşi, 2003 Z Magazin
2- Bill McKibben, “Some Like It Hot,” Temmuz, 2001 N.Y. Review of
Books
3- The United Nations Environment Programme
4- Steve Connor, “U.S. Climate Policy Bigger Threat to World Than
Terrorism,” 9 Ocak, 2004, The Independent
5- George Monbiot, “With Eyes Wide Shut,” 12 Ağustos, 2003 Guardian
6- Bill McGuire, “Will Global Warming Trigger a New Ice Age?,” 13
Kasım, 2003 Guardian
7- Brad Lemley. “The New Ice Age,” Eylül, 2002 Discover
8- Bill McGuire, “Will Global Warming Trigger a New Ice Age?,” 13
Kasım, 2003, the Guardian
9- Sidney J. Gluck, “The Necessity for a New Energy Policy “
10- Ross Gelbspan, “ Rewiring The World’s Energy,” 21 Aralık, 2003,
the Boston Globe
|