Kayıp Sesler
İsrail Barış Hareketinin Güçsüzlüğü
Jonathan Cook
18 Ağustos 2003, Al-Ahram
Nazareth’den Jonathan Cook, Sharon yol haritasının gölgesinde
manevralar yaparken ana-akım İsrail barış kampının eksiklikleri
hiçbir zaman bundan daha açık olmamıştı, diye yazıyor.
Bu Cumartesi Yahudi ve Arap barış aktivistlerinden oluşan bir konvoy,
İsrail ile 1967 öncesi sınıra yakın olan Batı Şeria’nın kuzeyinde
bir Filistin köyü olan Anin’nin zeytinliklerine gitmeyi deneyecek.
Anin çiftçilerinin sonbahar hasadı için hazırlığına yardım etmek ve
İsrail vatandaşlıklarını kullanmayı umarak, askeri sınırlamalara ve
İsrail’in son günlerde apartheid duvarını inşa etmesinden sonra
köylülere yasaklanmış olan 2500 dönümden daha fazla alana ulaşan
bölgeye karşı çıkmak için orada olacaklar.
Yolculuk risksiz değil: sadece iki hafta önce, duvara karşı çıkmak
için köylülere katılan uluslararası göstericiler İsrail polisi ve
askerleri tarafından vurulmuştu. Uyluğu delinen bir Amerikalı dahil,
beş yabancı aktivist yaralanmıştı.
Ancak Taayush’a göre (“Ortaklığın” Arapça’sı) otoritelerle mücadele
etmek –ve onları kızdırmak- oyunun kuralıdır. Eylül 2000 Al-Aksa
İntifada’sından sonraki haftalarda kurulan grup İsrail barış kampı
içerisindeki en yeni ve dinamik gruplardan biridir.
Geçen üç yıl içerisinde, insani destek sağlamak ve Filistinlilerin
yanında dayanışma göstermek için doğrudan eyleme adanmış,
Yahudi-Arap ortak grubu İsrail askeri otoritelerine karşı birçok
heyecan verici çatışmasının merkezinde oldu.
Grubun aktivistleri geçen sonbahar yerleşimci tehdidi karşısında
zeytin hasadına yardım örgütlemekte ön planda olmuştu. Aktivistler,
Nablus’un yanındaki, küçük Yanun köyünü zıvanadan çıkmış yerleşimci
komşularından koruyorlardı. Ayrıca evlerin ve toprakların –ama
köylülerin değil- Kudüs belediyesine katılması yoluyla - İsrail
tarafından Kafkaesk tarzda mülkü çalınan, bir Batı Şeria köyü olan
Al-Nuaman’nın - etnik temizliğine meydan vermemek için mücadele
etmekteler.
Ancak Taayush İsrail barış hareketinin en mücadeleci yönünü temsil
ederken, aynı zamanda hareketin esas zayıflığını ortaya çıkarır:
grup muhtemelen bin aktif üyeden daha fazla olduğunu iddia edemez.
Cumartesi günü, Anin çiftçilerine yardım etmek için eğer yüz elli
insanı toplayabilirlerse, ki bunların çoğu Yahudilerden ziyade
ülkedeki Arap azınlıkları olacak, grubun liderleri memnun olacaktır.
Eleştirmenler İsrail’deki barış hareketinin, Camp David 2000
görüşmelerinin başarısızlığından sonra fiilen ortadan kalktığını
söylüyor. Grubun Tel Aviv’deki en büyük gösterisi zar zor birkaç bin
gösterici topladı.
Şu anda bile, İsrail istemeyerek yol haritasının gölgesinde manevra
yapmaya başladığı sırada, ana akım barış kampından hiçbir yerde ses
seda çıkmadığı ortadadır. Sol, İsrail Başbakanı Ariel Sharon’un
mevcut tek barış önerisine daha fazla bağlılık göstermesi için baskı
yapabildiğinde bile ya da yol haritasının birçok eksikliklerini
teşhis ettiğinde bile, barış hareketi bunun aksine sessiz kalır.
İsrail’de bu küçük radikal barış hareketlerinde başı çekenlerin
kafalarındaki soru niçindir. Beersheva’daki Ben Gurion
Üniversitesi’nde siyasal bilimler öğretim görevlisi ve Taayush’un
kıdemli bir üyesi olan Neve Gordon, kamuoyu araştırmalarının düzenli
olarak İsrail halkının –yerleşimcilerin bile- ezici bir çoğunluğunun
topraklardan geri çekilmesi yönünde imza verdiğine dikkat çekiyor.
“Ancak insanları harekete katılmaya ikna etmek, onları sokaklara
çıkmaya ikna etmek bir başka sorundur” diyor.
1980’lerin başlarındaki, İsrail’in en büyük barış bloğu, Barış Şimdi
(Peace Now)’nin kuruluşundan hemen sonraki baş döndürücü günlerden
bu günlere uzun bir zaman geçti. Bu hareket İsrail’in Lübnan’a
saldırısına karşı Tel Aviv ve Kudüs’te çok büyük gösteriler
örgütledi. 1982’de Lübnan mülteci kampları Sabra ve Şatilla’daki
Filistinlilerin katliamında İsrail’in oynadığı role karşı hükümetin
Kahan soruşturmasını –ki bu soruşturma yüzlerce Filistinlinin
öldürülmesinden, daha sonra Savunma Bakanı olan Ariel Sharon’u
kısmen sorumlu buldu- kararlaştırmaya mecbur eden 400.000 kişilik
güçlü bir Barış Şimdi mitingi oldu.
Ancak Jeff Halper, Ev Yıkımlarına Karşı İsrail Komitesinin (ICAHD)
başkanı, barış hareketinin altın dönemi hakkında konuşmakta
isteksizdir. “Barış Şimdi 1980’lerin başlarında fevkalâde
başarılıydı ancak mesajları son derece sınırlıydı. İşgal konusunda
Filistinlilerin deneyimine ilişkin söyleyecek çok az şeyi vardı ve
sanki bütün sorunlar halledilmiş gibi Oslo sırasında büyük ölçüde
atıl kaldı.”
Ama yine de birinci İntifada, 1988’de, Barış Şimdi’nin en gözle
görülür kampanyası olan, yerleşimlerin gelişimini takip ederek ve
gözleyerek hükümetin yanlış bilgilendirmesine karşı durmak için
Yerleşimlerin Takibi’nin [Settlement Watch] doğuşuna neden oldu.
İntifada aynı zamanda Filistin halkıyla ilgili ihlalleri önlemeye
çalışan İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komiteleri’nden B’Tselem ve
Haham İnsan Hakları’na kadar son derece dikkate değer insan hakları
ve legal savunma örgütleri meydana getirdi.
Halper, ancak radikal barış hareketinin asıl gelişiminin Oslo
sonrasında ve özellikle 1996’da Benyamin Netanyahu’nun seçilmesinin
ardından olduğunu söyler. “İki devletli çözüm fikri gerçekten
anlaşılmaya başlandı ve sol, Netanyahu’nun barış yolunu baltalamaya
çalışacağından korktu” diye devam eder. “Gruplar otoritelere karşı
daha mücadeleci bir yaklaşım almaya başladı.”
Halper 1993’de politik bir baskı grubu olarak kurulan Gush Shalom’a,
ve ev yıkımlarını durdurmaya çalışan ICAHD’nin kuruluşuna yardım
etti –1990’ların sonlarına yaklaşıldığında, Bat Shalom ve Fifth
Mothers dahil, bir sürü özerk radikal kadın örgütü ortaya çıktı.
Bugünkü İntifada sırasında, Taayush gibi, kontrol noktalarındaki
askerlerin kadınları tacizlerini takip eden kadınlara ait Makhsoum
Watch (İzleme), Yahudi medyasının işgalin niteliği hakkındaki genel
suskunluğundan kaçınan İndymedya Web sitelerinin İsrail kolu ve çok
daha provokatif aktivist gruplar ortaya çıktı. “Filistinliler için
yaşamın neye benzediğini, orada gerçekten neler olup bittiğini
görmek için İsraillilerin işgal topraklarına götürmeleri bu gruplar
için ayırtedicidir” diyor Halper.
Benzer gruplar, buna ek olarak İsrail toplumundaki iç aksaklıklar
üzerinde odaklanmaya başladı. Ekim 2000’de İsrail’in içerisindeki
Arap nüfusunun kısa İntifada’sı üstüne kaygılanan Sikkuy, Givat
Haviva ve Galilee’deki Alternative Voice (Alternatif Sesler) gibi
örgütler Arap azınlığa yönelik ayrımcılık hakkında ciddi kaygılarını
ortaya koydular.
Bununla birlikte başka gruplar Yahudi devleti ruhunun derinliklerine
bakarak daha ihtilaflı meseleleri incelemeye başladı: New Family (Yeni
Aile) İsrail aile yaşamının nosyonlarını eleştirdi ve New Profile (Yeni
Profil) toplumun militarizasyondan arındırılması için kampanya
başlattı.
Ancak tüm bu faaliyetlere rağmen birçok deneyimli barış girişimcisi,
bilhassa bu İntifada sırasında, medya ilgisinin olmamasından ötürü
kamuoyu görüşlerinin değiştirilmesinde sınırlı kaldıklarından
şikayet ediyor. Taayush içerisindeki bir Arap kadın öğrenci lideri
ve aktivistti Khuloud Bedawi, bu değerlendirmeyi kısmen reddeder.
“Barış Şimdi, İsrail halkının otoritelerle doğrudan karşı karşıya
getirmeyerek düşmanlık oluşmamaması gerektiğini ileri sürerken, halk
ilgisinin olmamasından yakınıyorlar” diyor.
“Fakat, çoğu kez olumlu olmasa da, İsrail basınında en fazla yer
alan Taayush’a bakın. Yanun’daki Taayush kampanyaları köylerin kötü
durumu hakkında ulusal ilgiye yol açtı ve İsrail kamuoyunu şok etti.
Kamuoyunu izlemek kadar onu biçimlendirmeniz de gerekir.”
Adının saklı kalmasını isteyen kıdemli bir Yahudi insan hakları
avukatı paradoksal bir biçimde bugünkü barış hareketinin büyük
ölçüde kendi sınırlı başarısının kurbanı olduğunu söylüyor. Barış
kampı mesajının özü –işgalin İsrail’e zarar verdiği ve çoğu
yerleşimin en sonunda yerle bir edilmek zorunda kalınacağı- ana akım
İsrail toplumuna nüfuz ettiğini söylüyor.
“Camp David’in başarısızlığından sonra –ve Filistin liderliğine
iftira eden İsrail’in başarılı kampanyasından sonra- İsraillilerin
karşılaşacağı seçenekler çok daha ciddi, çok daha var oluşsalmış
gibi görünüyor. İsrailliler devletimizin bekası için savaşmaya
yoğunlaşmalıyız fikrine kapılıyor.”
Bedawi, barış kampının kırılganlığının Siyonizm üstüne politik
soldaki temel anlaşmazlıklar yoluyla açıklanabileceğini ileri
sürüyor. Daha geniş bir İsrail kamuoyunun şekillendirilmesi için
tutarlı bir strateji geliştirilmesinde ya da Filistin kamuoyuyla
ortaklaşmasında sonuç başarısız oldu. Bedawi işgale son verilmesi
için başlıca üç barış kampı tavrı olduğuna ve her birinin Siyonizme
kendi bakışları ile oluşturulduğuna inanıyor. Bunları sırasıyla
geleneksel Siyonist sol, ahlaki Siyonist sol ve anti-Siyonist sol
olarak sınıflandırıyor.
“İlk sıradakiler Filistinliler ve İsraillilerin ayrı yaşaması
gerektiğini, çünkü bunun İsraillilere daha büyük koruma
sağlayacağını söyleyenlerdir. Bunlar tek taraflı ayrılık isterler,
ve Filistinliler açısından anlaşma koşullarının iyi ya da kötü olup
olmadığına çok fazla aldırmazlar. Eğer Arap yurttaşların ülkeleriyle
açık bir ayrışma olsaydı, Arapların İsrail’deki evlerini terk
etmeleri ve Filistin devletine taşınmaları için özendirilseydi, çoğu
gizliden daha mutlu olacaktı” diye açıklar.
“Bunun ardından sadece Filistinlilere İsrail’in yanında varlığını
sürdürebilir bir devlet önererek -onlara kendi demokratik kurumların
geliştirilmesine ve İsrail içindeki Arap azınlığın tamamen eşit
yurttaşlar olarak topluma kazandırılmasına yardım ederek- barışın
korunabileceğine inatla inananlar gelir.
Bedawi, son olarak diğer ikisinin kabullenemediklerini kabul eden
küçücük, radikal bir anti-Siyonist topluluk vardır, diyor: iki halk
için eşit hakları içeren iki uluslu bir devlete dayanan bir gelecek.
“Sadece bu grup, en azından prensipte, Filistinli mültecilerin geri
dönüş hakkı fikri hususunda sorun teşkil etmez.”
Bu üç kategori barış hareketindeki ihtilafları açık bir biçimde
yansıtır. İzole edilmiş radikal kampta, kadınların barış
koalisyonunun, Taayush ve ICAHD’nın, ve bir avuç Yahudi üyeden
oluşan parlamento dışı Arap politik partisi Ibn Al-Balad’ın bazı
üyeleri bulunur.
Ortada –muhtemelen birkaç bine varan- çoğundan daha eski, daha
kurumsal olan ve 2002’in başlarında çalışmaya karşı dilekçeleriyle
gazete manşetlerine egemen olan birçok yeni “refuseniks”(reddiyecilerin)
yanı sıra bölgedeki hareketlerde çalışmayı da reddeden deneyimli Uri
Avnery, Gush Shalom ve Yesh Gvul gibiler vardır. Örneğin Avnery, son
zamanlarda sadece Filistinli başkanın halkını makbul bir iki
devletli çözüme ikna edebileceği inancı içerisinde, neredeyse tek
başına Yaser Arafat’ın şöhretini canlandırmaya çalışmaktadır.
Ve ilk kategori içerisindeki geleneksel Siyonist sol potansiyel
olarak yüz bin İsrailliyi olmasa da on binleri temsil eden en geniş
ve en etkili barış bloğu, Barış Şimdi içinde görülebilir. Ve bu
barış hareketi için, daha radikal aktivistler diyelim, kesinlikle
sorundur.
“Barış Şimdi liderlerinin ihtiyatı, ana akımının düşman haline
getirilmesinden korkmaları barış hareketini öldürdü” diyor Neve
Gordon. Gordon, bu İntifada sırasında barış kampının kötüye gidişi
konusunda Barış Şimdi’yi suçlar. “Kamuoyunun hayal gücünü ele
geçirebilecek olan ama susturulan Barış Şimdi’nin reddiyecilerin bir
çoğu dahil daha genç bir çok üyesi eski vasilerden daha radikal bir
gündeme sahipti.”
Aslında, İntifada’nın ilk zamanlarında Barış Şimdi’nin liderleri
arasında reddiyecileri destekleyip desteklememe hususunda şiddetli
bir kavga patlak verdi ancak sonunda –Siyonist İşçi ve Meretz
partisinin ateşli taraftarları tarafından temsil edilen- “eski
vasilerin” görüşü egemen oldu.
Gordon, Barış Şimdi’nin bir çok nedenden ötürü bugünkü İntifada
sırasında etkili bir barış hareketini geliştirmekte başarısız
olduğunu iddia ediyor. Birinci neden, bloğun Tzali Reshef ve Yossi
Sarid gibi, Oslo’da şahsi politik sorumluluğu olan İşçi ve Meretz
partilerinden şahsiyetler tarafından yönetilmesiydi diyor. Sürecin
başarısız olmasıyla birlikte, daha eleştirel bir duruş benimsemek
yerine krizlerden ötürü Filistinlilerin suçlanması konusunda eski
Başbakan Ehud Barak’a katılma ihtiyacı hissettiler. Barış kampını
canlandırabilecek daha genç potansiyel liderleri engellediler.
İkincisi, Barış Şimdi’nin liderlerindeki güçlü Siyonist ahlak,
toplumlarındaki bir milyon Arap azınlığı kendi seviyelerinde kabul
etmekte sorunları olacağı anlamına gelir. Topluluğun içine ilk Arap
üyeye 2001’de izin verildi. Nüfusun beşte birinin dışlanması hem
hareketi zayıflattı hem de onun barışı nasıl kurabileceği hakkındaki
vizyonunu saptırdı.
Üçüncüsü, Barış Şimdi’nin intihar bombalamaları görüntülerinin
sonsuz tekrarı yoluyla hükümet ve medya tarafından teşvik edilen
korku kültürüne meydan okumayı reddetmesidir. Gordon, bunun genel
kamuoyu üzerinde zarar verici psikolojik etkileri olduğunu,
kamuoyunun gerçekliği algılayışını saptırdığını ve onların barış
mesajına karşı sağırlaştığını söylüyor.
Ve dördüncüsü, Barış Şimdi işgal ile İsrail’in iç ekonomik
sıkıntıları arasındaki bağlantıyı kurmakta başarısız olmuştur. “Şu
anda en yoksullara yüklenen devasa bütçe kesintilerinin doğrudan
yerleşim yerlerine, yan yollara ve şimdi de duvara aktarılan haddi
hesabı olmayan tutarlarla ilişkili olduğu neden belirtilmemektedir?”
diyor Gordon.
Gordon, İsrailliler arasında, sıradan İsraillileri –bizzat Sharon’a
kadar uzanan, artan rüşvetçilik tarafından teşvik edilen skandallar
ile- hayal kırıklığına uğratan ve onların kendi güçsüzlüklerini bir
bakıma kabullenmeye terk eden politik liderler hakkındaki büyüyen
kinizmden korkuyor.
Öte yandan Halper barış kampını defterden silmek için çok erken
olduğunu düşünüyor. “Birçok bakımdan, İsrail’de barış hareketi her
zamankinden daha güçlüdür. Daha fazla muhalif ses duyuluyor ve daha
fazla İsrailli işgalin pratikte ne anlama geldiğine bizzat tanık
oluyor. İnsanların sayısı küçük olabilir ancak bu bir başlangıçtır.”
Kıdemli barış aktivistlerinin ilk defa –solun kutsal kâsesi olan-
iki devletli çözüm görüşünün gerçekleşmeyecek bir rüya olabileceğini
dile getirmeleri, son günlerdeki beklenmeyen bir gelişmedir. Halper,
geçen haftanın Ha’aretz gazetesinde yayınlanan “iki halk için iki
devlet”’in iki eski savunucusunun, eski Kudüs Belediye Başkanı
Yardımcısı Meron Benvesti ve eski Gush Shalom lideri Haim Hanegbi,
bir inanç krizini itiraf ettiği bir makaleden özellikle söz eder.
Hanegbi şöyle dedi: “Duvar Yahudi-Siyonist toplumu için büyük
umutsuzluk yaratan bir çözümdür. Bu Filistin meselesine karşı
koyamayanların son gözü dönmüş hareketidir. Elbette bu,
yaşamlarından ve bilinçlerinden Filistin meselesini çıkarmak zorunda
bırakılanların işidir. Buna karşı ben tersini söylüyorum. ”
Halper, hem Benvenisti hem de Hanegbi’nin son birkaç ay içerisinde
Filistinliler ve İsrailliler için ortak bir devlet yönündeki
dönüşümlerini itiraf ettiklerine dikkat çekiyor. “barış kampındaki
bir çoğumuzun şu anda, eski dogmaları reddederek, bir geçiş
aşamasından geçtiğini düşünüyorum” diyor. “İşgal edilen topraklarda
ne olup bittiğine tanık oluyoruz ve çoğumuz artık bir Filistin
devletinin mümkün olmadığı sonucunu çıkarıyoruz.”
Böyle bir kanının İsrail barış hareketini zayıflatıp
zayıflatmayacağını ve halen iki devlet çözümüne bağlı olan Filistin
kamuoyunda bir taraftar bulup bulmayacağını daha sonra göreceğiz.
|