Mavi Periye acil çağrı: Lütfen Bu Çocukları Taşa Çevir!

Zeynep Toufe

8 Kasım 2002

 

Peri masalları genellikle evrensel bir çekim gücüne sahiptir ve her milletten çocuğu kendi sihirli dünyasına çeker. Mavi perinin ahlaklı davranışı ödüllendirdiği ve bir kuklayı etten-kemikten bir çocuğa dönüştürdüğü Pinokyo masalı da böyledir.

Fakat ben, Irak veya Afganistan'daki çocukların cansız, yapay nesnelerin kanlı canlı bir çocuğa dönüşmek istemesini anlayabildiklerinden şüpheliyim. Onların dünyasında -korunması ve üzerine titrenmesi gereken güzel, kutsal sanat eserlerinden farklı olarak -çocukların kanları akıtılmak bedenleri ise yaralanmak içindir.
İngiliz Independent'ın bildirdiği üzere: "11 yıl önceki Körfez Savaşı'ında Irak gömülerinin uğradığı zararın tekrarlanacağından endişelenen uluslararası müze müdürleri ve tarihçiler topluluğu Amerikan Hükümetine tarihi yerleri dikkate alması için başvuruda bulunuyor." (http://www.commondreams.org/headlines02/1107-04.htm)

Benzer bir endişe dalgası 9 Eylül saldırılarından altı ay önce, Afganistan haberlerde şöyle bir göründüğünde de gözlemlendi. Tüm dünya öfkelenmişti; fakat eğitimsizlik, gıdasızlık ve imkansızlıkların çocukluklarını çaldığı; hastalıkların ve sağlık bakımı eksikliğinin birçok çocuğun birer yetişkin olmasını engelleyeceği mülteci kamplarında yüz binlerce çocuğun hayatının yok olmasından dolayı değil. Dünya; kadın sağlık görevlilerinin çalışmasına ve erkeklerin kadınları muayene etmesine izin vermeyerek Taliban yönetiminin kadınları (ve çocukları) sağlık hizmetinden yoksun bırakmasına öfkelenmiyordu. Dünya Afganistan'ın - Usame Bin Ladin'i devirmeyi reddetmesi sebebiyle- ABD'nin BM'yi Irak'a ekonomik yaptırımlar uygulaması yönünde baskı yapmasına öfkelenmiyordu. Bu yaptırımlar durumu iyileştirmek için sonuç verecek hiçbir araç sağlamayarak ülkede kötü durumda olan yoksul, zayıf halkın durumunu daha da kötüleştirdi. (Bazı tahminlere göre yaptırımlar temel ilaçların fiyatını %50 arttırdı)

Yürek parçalayan endişe çığlıklarını ateşleyen Bamiyan Dağlarına oyulmuş 1400 yıllık Buda heykelleriydi. New York Times'ın (03/19/2001) haberine göre Taliban elçisi Rahmatullah Hashimi, kararın uluslararası bir sivil toplum örgütünün heykelin onarımı için para teklif etmesi fakat paranın -300 çocuğun öldüğü- mülteci kamplarında kullanılmasına izin vermemesi üzerine alındığını açıkladı. Hashimi, Sivil toplum örgütüne 'parayı heykeller için harcamak yerine niçin gıdasızlıktan ölen çocuklarımıza yardım etmediler' diye sorduklarını anlattı. 'Bu paranın sadece heykeller için' olduğunu öğrenince onlara zarar vermeye karar verdiler.
Almanya, Malezya ve Japonya; Rusya, Hindistan, ABD, Mısır ve barbarlığı kınayan diğer ülkelere katıldılar. Öneriler yağıyordu: heykelleri onarmak için para, heykelleri daha güvenli bir yere taşımak için para, yöneticilerin düşüncelerini değiştirmek için para. Mülteci kampları, yiyecek ve temiz su için ise para yoktu.

Şimdi, tüm dünyadaki arkeologlar ve müze müdürleri, Irak'taki tarihi eserlerin de benzer bir zulümle karşı karşıya kalmasından korkuyorlar.

The Independent gazetesi; son olarak Iraklılar'ın değerli eşyalarının büyük bir kısmını kırsal bölgelerdeki depolara yığmaya çalıştıklarını ve yine aynı şeyi yapmaya başladıklarını açıklayan ; Cambridge Üniversitesine bağlı Irak'taki İngiliz Arkeoloji Yüksekokulu'ndan Helen McDonald'ın sözlerine yer veriyor: “Bazı şeyler yerinden oynamaz, büyük kayalar gibi. Bir müzeye bomba düşmesi böyle bir şey olacaktır” dedi.
Emin bir biçimde devam etti. “Irak`taki İngiliz arkeoloji okulu bunun hakkında yazmıştı. Sadece insani sebeplerle değil aynı zamanda kültür üzerinde meydana gelebilecek etkiler dolasıyla endişelerini ifade etmek için; Körfez Savaşı boyunca Dışişleri Bakanlığı`na yazı yazdılar.”

Londra`daki Doğu ve Afrika Araştırmaları Okulu`ndan Charles Tripp`e göre muhtemel korkunun tek nedeni taşların bombalanması değil. Tripp, Körfez Savaşı`nın hemen ardından uygulanan yaptırımların doğrudan saldırılar kadar Irak`ın arkeolojik bölgelerine zarar verdiği şartları en iyi parçalar Bağdat`a götürüldükten sonra bile genellikle önemli buluntulara sahip olan müzelerin ve arkeolojik bölgelerin daha fazla yağmaya uğramasına yol açmıştı. çok sayıda buluntu Batı`da sanat pazarlarında ortaya çıktı.” Dr. Tripp “fakir bir ülkede Batı`da satılabilen herhangi bir şeye küfretme eğiliminin çok fazla” olduğunu gözlemliyor.

Evet, özellikle UNICEF en az yarım milyon çocuğun bu yaptırımlar sebebiyle öldüğünü açıklamasından bu yana. (http://www.scn.org/ccpi/HarpersJoyGordonNov02.html) Yiyeceğe veya basit ilaçlara sahip olabilmek için ülkedeki her bir taşı, kayayı, mücevheri veya başka cansız bir nesneyi yağmalayan anne babaları gözlerimin önüne getirebiliyorum.

Mahatma Gandhi`nin Batı uygarlığı hakkında ne düşündüğünü soran bir gazeteciye şöyle cevap verdiği belirtildi: “iyi bir fikir olabilirdi.” Gerçekten iyi bir fikir olabilirdi. Ne yazık ki kısa vadede bunun altından kalkabilecekmişiz gibi gözükmüyor. Daha ciddi, acil ve mucizevi bir mudahaleye ihtyacımız var.
Tam tersi bir mucize yaratması için Pinokyo`ya hayat veren Mavi Peri`ye ihtiyacımız var.
Ve iste başlıyorum.

Lütfen, Mavi Peri, Irak`taki çocukları taşa çevir. Taş ne kadar eski olursa o kadar iyi. Çatlaklarla, yaşlanmışlığın izleriyle dolu; yağmurun,karın ,güneşin eskittiği bir taş mükemmel olurdu. Umarım bu durum onlarda bir miktar koruma duygusu ve ilgi uyandıracaktır.

Ve, Mavi Peri, bu işe başlamışken, gerekli olan ve söz verilen yatırımlar gerçekleşmediği için tekrar açlıkla karşı karşıya kalan Afganistan çocuklarına da aynısını yap. Kısmen küresel ısınma tarafından tetiklenmiş olabilecek kuraklığın sebep olduğu ilerleyen kıtlığın orta yerindeki Güney Afrika çocuklarına bunu yap. Büyük gelirlerinden çiftçilere acınacak kadar az bir miktar ödeyen kahve endüstrisindeki krizin yol açtığı kıtlığın tehdidi altında kalmış Orta Amerika çocuklarına da bunu yap. Bu çocukları taşa çevir. Eğer Mavi Peri başarılı olamazsa ben Irak’lılara; ölümcül hastalıkları olan çocukların dileklerini gerçekleştiren ‘bir dilek tut’ vakfi kurmalarını öneriyorum. Kolay tedavi edilebilen kolera gibi hastalıklar, lösemi gibi çocuk hastalıkları Irak`ta, tabi ki yaptırımlar yüzünden, ölümle sonuçlanıyor. Uranyum atıklarıyla kirletilmiş güney kesimde çocuklarda doğuştan gelen bir takım özürler de meydana geliyor. ‘Bir dilek tut’ vakfı bizim hep birlikte çocukluklarını yok ettiğimiz çocukları müzelere götürmeli ve müzedeki tüm o değerli taşlarla ve tablolarla oynamalarına izin vermeli. Çocuklar taşları, tabloları silinmez mürekkeple boyamalılar; hangi kattan düştüklerinde daha kolay tuzla buz olabileceklerini görmek için onları yüksek binalardan yere atmalılar. Grup oyunlarında bir tabloyu ilk önce toza çevirmek üzerine yarışmalar yapılmalı.

Belki de, kesinlikle olmasi gereken belki de, bu çocukların ve ailelerinin dileklerini gerçekleştirmek. Belki de dünya parçalanmış taşlara duyduğu üzüntü arasında bu çocukların varlığını fark eder. Belki de, hepsinden daha büyük bir mucize Mavi Peri olmadan gerçekleşir— Taştan kalplerimiz canlanır, hayata döner.

 

Zeynep Toufe Texas Auistin’de doktora öğrencisidir; kendisine şu adresten ulaşılabilinir: zeynep@tao.ca