Tanya Reinhart’ın Anısına
Noam Chomsky
23 Mart 2007
Kadim ve sevgiyle anılan bir dostun kaybı üzerine yazmak üzücü ve zor. Tanya Reinhart kesinlikle böyle bir insandı.
Tanya zeki ve yaratıcı bir biliminsanıydı. Onun çalışmalarına dair takdirimi, kısaca, yıllar önce benim emekliliğimden sonra bölümümün geleceğinin ne olacağını düşünürken, Tanya’yı benden sonra yerimi alması için davet etmeye çalıştığımı, büyük ölçüde bürokratik nedenlerden ötürü gerçekleşmeyen -bu nedenle esef duyduğum- planları anımsayarak açıklayabilirim.
Onun dilbilim araştırmalarının temel alanlarına yaptığı fevkalade katkıları tekrarlamaya çalışmayacağım. Bu katkılar arasında sözdizimsel yapı ve işlemler, göndergesel bağımlılık, sözcük anlambilimin ilkeleri ve bunların sözdizimsel düzenleme için anlamları, çok çeşitli ancak yüzeysel görünen kompleks yapıların dillerarası anlambilimsel yorumlarına birleştirici yaklaşımlar, vurgu ve tonlama teorisi, etkili sözdizimsel analiz sistemleri, dahili ölçümlerin düşünce ve duyusal-motor sistemleri ile etkileşimi, dilin temel prensibi olarak optimum tasarım ve daha başka konular üzerine özgün ve büyük ölçüde etkili araştırmalar yer alıyor. Onun akademik çalışmaları, yazınsal teorinin ötesinde, kitle iletişim araçları ve propagandaya ve entelektüel kültürün diğer temel bileşenlerine kadar genişledi.
Fakat Tanya’nın çarpıcı profesyonel çalışmaları, hayatının ve bizim yıllardır süren candan dostluğumuzun yalnızca bir kısmını oluşturuyordu. O, tanışma ayrıcalığına sahip olduğum en cesur ve onurlu insan hakları savunucularından biriydi. Bütün onurlu insanların yapması gerektiği gibi dikkatini ve enerjisini kendi devletinin ve toplumunun eylemlerine verdi, zira sorumluluğu paylaşıyordu; asla kaçınmadan, devlet suçlarını ortaya çıkarmanın ve baskının, şiddetin ve işgalin kurbanlarını savunmanın sorumluluğunu da alarak.
Onun sayısız makale ve kitabı kriminal ve çirkin eylemleri gizleyen peçeyi kaldırdı, ve üzeri örtülmüş gerçekliğe yakıcı bir ışık tuttu, anlamaya ve insanca bir yolla tepki üretmeye ihtiyaç duyanlara da tüm asli değerleri hatırlattı. Onun aktivizmi sözcüklerle sınırlı değildi, tüm bunlar kadar önemliydi. Tahammül edilemez eylemlere karşı geliştirilen dolaysız direnişte ön saflarda, bir örgütleyici ve bir katılımcı olarak yer aldı, çok fazla saygı görmeyecek bir konumda. O sadece Filistinlilerin haklarının kararlı ve onurlu bir savunucusu olarak değil, aynı zamanda İsrail toplumunun manevi bütünlüğünü ve saygın bir yaşayış umudunu savunmak için savaşmış biri olarak da hatırlanacak.
Tanya’nın ölümü, sadece ailesi, onu kişisel olarak tanıdıkları için şanslı olanlar ve böylesi bir adanmışlık ve cesaretle savunup koruduğu kişiler için değil, özgürlüğün, adaletin ve onurlu bir barışın kaygısını duyan herkes için müthiş bir kayıp.
Makalenin orijinali için
tıklayınız.
Çeviren: Banu Karakaş (Feminist Kadın
Çevresi)
|