Latin Amerika’da Umut Tehdidi

4 Kasım 2005

Naomi Klein


Geçen ay bir gece vakti Manuel Rozental evine vardığında, arkadaşları ona, iki yabancı adamın kendisi hakkında sorular sorduğunu söyledi. Güneybatı Kolombiya’da, askerler tarafından kuşatılmış (sağ-kanat paramiliterler ve sol-kanat gerillalar) birbirine sıkı sıkıya bağlı bu yerli toplumda, hakkınızda sorular soran yabancılar olması hiç de iyi bir haber değildir.

Tüm bu silahlı kuvvetlerden özerk, politik bir hareketin başını çeken Kuzey Cauca Yerli Konseyler Birliği, acil bir toplantı yaptı. Zirai reform için ve ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması’na karşı yapılan kampanyalarda etkili olan iletişim koordinatörleri Rozental’in hızlı bir şekilde ülkeyi terk etmesi gerektiğine karar verdiler. 

O yabancıların Rozental’i öldürmek için gönderildiğine emindiler, tek soru şuydu: “ Kim tarafından?” Kirli işlerini yaptırmak için sağ-kanat paramiliterleri kullandıkları dillerde dolaşan ABD-destekli ulusal hükümet mi? Yoksa kirli işlerini kendisi yapan, Latin Amerika’nın en eski Marksist gerilla ordusu Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia (FARC) mı? Tuhaf bir şekilde, her ikisi de çok farklı olasılıklardı. Kırk bir yıllık bir iç savaşın karşılıklı tarafları olmalarına rağmen, Uribe hükümeti ve FARC samimi biçimde, Bolivya’dan Meksika’ya geleneksel iktidar yapılarını sarsan, Latin Amerika’yı istila eden ve giderek güçlenen bir politik gücün parçası olan Cauca yerli hareketi olmadan hayatın son derece basit olacağı konusunda hemfikirler. 

Kuzey Cauca’nın tanınmış yerli liderleri, Kolombiya yoksullarının özgün sesi olmaya çabalayan FARC tarafından kaçırıldılar veya katledildiler. Yerli otoritelere, FARC’ın Rozental’in ölmesini istediği bildirilmişti. Aylardır, onun sol-kanat gerilla hareketinin kitabında olabilecek en kötü şey olduğu söylentileri dolaşıyordu: bir CIA ajanı. Ancak bu, yabancıların FARC suikastçıları olduğu anlamına gelmiyordu, çünkü hükümet memurları tarafından medya kanalıyla yayılan başka söylentiler de vardı. Rozental’in, Bush tarafından finanse edilen sağ-kanat bir politikacının kitabında olabilecek en kötü şey olduğunu düşünüyorlardı: “uluslararası bir terörist.”

27 Ekim’de, bölgedeki yaklaşık 110.000 Nasa yerlisini temsil eden Yerli Konseyi, öfkeli bir bildiri yayımladı: “Manuel terörist değildir. Paramiliter değildir. CIA ajanı değildir. Kurşunlarla susturulmaması gereken toplumumuzun bir parçasıdır.” Nasa liderleri, şimdi Kanada’da sürgünde yaşayan Rozental’in niçin tehdit edildiğini bildiklerini söylüyorlar. Bu olay, geçtiğimiz Nisan ayında, FARC’ın şehir merkezlerindeki polis karakollarına saldırarak hükümete geniş çaplı bir işgal için gereken bahaneyi sağlamasından sonra, Kuzey Cauca’da kendi halinde iki yerli köyünün savaş alanına dönmesi ile aynı sebebe dayanıyordu.

Bütün bunlar, Latin Amerika’nın birçok yerinde olduğu gibi Cauca’da da yerli hareketi ilerlediği için oluyor. Geçen yıl, Kuzey Cauca’daki Nasa yerlileri, Kolombiya tarihinin son dönemindeki en büyük hükümet karşıtı protestoları örgütlediler ve katılımın %70 olduğu (bu oran herhangi bir resmi seçimdeki oranın çok üstünde) ve neredeyse oybirliğiyle “hayır” sonucunun çıktığı serbest ticaret karşıtı yerel referandumlar düzenlediler. Eylül’de binlerce kişi, uzun süre önce verdiği toprak düzenlemesi sözünü yerine getirmesi için hükümeti zorlamak amacıyla iki büyük haciendası* ele geçirdi. Tüm bu eylemler, kendi bölgelerinde yalnızca sopalarla devriye gezen Nasa yerlilerinin eşsiz Yerli Muhafızlarının koruması altında gerçekleşti.

M-16’lar, AK-47’ler, el bombaları ve Kara Şahin helikopterleri tarafından yönetilen bir ülkede, militanlığın ve pasif direnişin böyle bileşimi duyulmamış şey. Bu, Nasa yerlilerinin başardığı sessiz mucize: Paramiliterler sistematik olarak, onlarca seçilmiş bürokrat ve iki Unión Patriótica başkan adayı dahil, sol kanattan politikacıları katlettiklerinde öldürülen umudu yeniden canlandırdılar. 90’ların başındaki kanlı seferberliğin sonunda FARC, mantıklı bir biçimde, açık politika ile iştigal etmenin intihar olduğuna karar verdi. Rozental’in dediğine göre, Nasa yerlilerinin başarısının anahtarı, “tüm meşruluğunu yitirmiş” devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışmaması. Bunun yerine, katılımcı kongrelerden, meclislerden ve seçimlerden kaynaklanan yerli ve halkın yetkisine dayanan yeni bir meşruiyet inşa ediyorlar. Yöntemimiz ve alternatif kurumlarımız resmi demokrasiyi gölgede bıraktı. Hükümetin bu kadar kızgın olmasının sebebi işte bu.”

Nasa yerlileri, her iki tarafın bağrına bastığı, Kolombiya’daki ihtilafın ikili bir savaşa indirgenebileceği yönündeki yanılsamayı paramparça ettiler. Serbest ticaret referandumları, yerli olmayan sendikalar, öğrenciler, çiftçiler ve yerel politikacılar tarafından ülke çapında taklit edildi. Toprakları ele geçirmeleri, diğer yerli ve köylü gruplarına da aynısını yapma ilhamını verdi. Bir yıl önce 60.000 kişi barış ve özerklik talebiyle yürüdü; geçen ay aynı talepler Kolombiya’nın 32 eyaletinde eşzamanlı yürüyüşlerle tekrarlandı. Kolombiyalı tanınmış ekonomist ve aktivist Hector Mondragon’a göre her eylemin “çarpan etkisi oldu.”

Latin Amerika’nın tamamında, yalnızca “haklarını” değil, devletin derinlemesine demokratik çizgilerle yeniden kurulmasını talep eden, kıtanın siyasi haritasını yeniden çizecek yerli hareketleriyle, benzer bir patlayıcı çarpan etkisi devam ediyor. Bolivya’da ve Ekvador’da, yerli grupları hükümetleri devirecek güçleri olduğunu gösterdiler. Arjantin’de, 2001 ve 2002’de kitlesel protestolar beş başkanı kapı dışarı ettiği zaman, sözleri Buenos Aires sokaklarında Meksika Zapatistalarının haykırılıyordu. 

Dün Arjantin’de Amerikalar Zirvesi sırasında kitlesel protestolarla karşılaşan George W. Bush, o isyan ruhunun sağ salim durduğunu kendi gözleriyle gördü. Başkan Bush, Hugo Chavez’in “serbest ticaret”in erdemleri hakkında açık bir münazara yürütme teklifini kabul etmediği halde, gerçek şu ki, kıtanın sokaklarında ve oy sandıklarında münazara çoktan yapılmış ve Bush kaybetmişti. Bir düşünün: bu devletlerin 34 lideri son olarak 2001 yılının Nisan ayında Ouebec’te toplanmışlardı; Bush’un başkan seçildikten sonra katıldığı ilk zirveydi ve büyük bir güvenle Amerikalar Serbest Ticaret Bölgesi’nin (FTAA: Free Trade Area of the Americas) 2005 yılında yasalaşmış olacağını ilan etti. Şimdi, dört yıl sonra, meslektaşlarının birçoğunun yüzü değişti ve Bush bırakın imzalatmayı, FTAA’yı toplantının gündemine bile sokamıyor.

Kolombiya’da olduğu gibi kıtanın genelinde de, bu kitlesel siyasi değişimin arkasında bulunan, yerli-esinli hareketleri terörist olarak adlandırma teşebbüsleri var. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, Washington hem askeri hem de ideolojik yardım teklif ediyor. Kongre, Kolombiya’daki Amerikan askerlerinin sayısının iki katına çıkarılmasını onayladı. Paraguay’da, endişe verici şekilde, yaklaşan seçimlerde kararlı bir biçimde sola kayması muhtemel bir ülke olan Bolivya sınırı yakınlarındaki ABD birliklerinin eylemlerinde belirgin bir artış var. Bu arada, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi tarafında yapılan bir araştırma, yerli hareketlerinin, şimdilik sakin görümekle birlikte, ileride “daha zorlayıcı yollara başvurabilecekleri” yönünde bir uyarı yaptı.

Yerli hareketleri, aslında Bush’un şimdilerde pazarlamaya çalıştığı, Latin Amerika çapında alıcısı azalan, tükenmiş serbest ticaret politikaları için bir tehdit. Güçlerini terörden değil, teröre-dirençli bir umuttan alıyorlar, o kadar dayanıklı bir umut ki Kolombiya’nın görünüşe göre ümitsiz iç savaşının ortasında bile kök salabiliyor. Ve eğer orada büyüyebilirse, her yerde kök salabilir. 

Bu yazı ilk olarak The Nation’da yayımlanmıştır.

------------------
* Haciendas: Meksika’da tarım yapılan ve kendisine özgü bir yaşam biçimi olan geniş toprak parçalarına verilen isim. Hepsinin ayrı isimleri vardır ve kilise, market, postane gibi bağımsız bir topluluğun ihtiyaç duyacağı herşey mevcuttur.