Bir Savaş Suçları Mahkemesi için tam zamanı değil mi?

Robert Fisk

22 Ocak 2009

Çeviren: Özgür Çiçek

Yazının orijinali için tıklayınız.

Tam da tüm dünya Gazze'nin yıkıntılarından ziyade Barack Obama’nın pırıltılı bir şekilde göreve başlaması için Washington sokaklarına bakarken İsrail ateşkesi tereyağından kıl çeker gibi gerçekleşen bir iş, bir göz bağıdır. Condi ve Bayan Livni yeni silah gücü denetleme anlaşmalarının - ki bu anlaşmaya tek bir Arap bile dahil edilmeden varılmıştır - işleyeceğini düşündüler. Ban Ki-moon tek taraflı ateşkesi hoşnutlukla karşıladı. En büyükler ve büyükler Şarm El Şeyh zirvesi için toplandı. Zirvede yalnızca Hamas’ın kendisine danışılmadı. Bu durum da, olağandır ki, planda bir takım pürüzlere neden oldu. Öncelikle, Hamas kendi ateşkesini ilan etmeden önce İsrail'e daha fazla roket atarak İsrail’in birincil savaş amacının – roketleri durdurmak – başarısızlığa uğradığını kanıtladı. Ardından Kahire pazarlığa omuz silkti çünkü hiç kimse Mısır topraklarında elektronik gözetleme araçlarını kurmayacaktı. Ve bölgeyi ziyaret eden bir Avrupalı lider bile İsrail, AB ve ABD’nin Gazze’ye uyguladığı gıda ve yakıt ambargosunun kaldırılmasıyla hayatta kalanlara yardım edilebileceğini ileri sürmedi.

Yüzlerce çocuk ve kadını öldürdükten sonra İsrail, Hamas'ın bozacağı çok aşikar olan bir ateşkes ilan ederek yeniden uslu çocuk oldu. Fakat Obama Salı günü gülümsüyor olacak. İsrail’in aniden bir ateşkes istemesinin sebebi de bu değil miydi?

Mısır'ın itirazı danışıklı dövüş olabilir; ABD geçtiğimiz yıl, Gazze'ye silah kaçakçılığı akışını engellemeleri için Mısırlı güvenlik güçlerinin eğitimine 18 milyon Sterlin harcadı. Ve Birleşik Devletler, Mısır ekonomisini iflastan kurtardığına, rejimdeki çürümeyi görmezden gelidiğine ve Hüsnü Mübarek’i desteklemeye devam ettiğine göre, şüphesiz ki çok yakında bir “uzlaşı” olacaktır.

Ve Hamas'ın pençelerindeki tırnaklar kesildi. İsrail'in Gazze'deki istihbarat kaynakları Hamas’ın evlerinin ve saklanma yerlerinin konumlarını ele verdi ve Gazze hükümeti casus çemberini bozup bozamayacağını merak ediyor olmalı. Hamas, milislerinin Hizbullah olduğunu sandı – ciddi bir hata – ve dünyanın en nihayetinde yardıma geleceğini düşündü. Kendini beğenmiş liderleri değil belki ama dünya, Filistinliler için muazzam bir acıma hissetti. Fakat aynı acımayı 2007'de 151 Filistinli'nin öldürüldüğü hükümet darbesini tezgâhlayan Hamas'ın sinik adamları için hissetmedi. Her zaman olduğu gibi Avrupalı devlet yöneticileri, seçmenlerinin ne düşündüğünü umursamıyordu.

Ve tarih neredeyse unutulmuştu. Hamas roketleri gıda ve yakıt ambargosunun sonucuydu; İsrail 4 ve 17 Kasım'da Hamas'ın kendi ateşkesini bozdu. Unutulmuş gerçek şu ki, her ne kadar İsrail galiplerin bir pençesini koparmış olsa da, Hamas 2006 seçimlerini kazandı.

Üç BM okulunun İsrail tarafından hedef alınmasına ve içindeki sivillerin katliamına tepki vermek için Şarm El Şeyh'in barış girişimcilerinin çok az zamanı olacak. Zavallı yaşlı Ban Ki-moon. Ateşkesten hemen önce sesinin duyulmasını sağlamayı denedi. İsrail birliklerinin "acımasızca" hareket ettiklerini ve üç okul katliamı için "cezalandırılmaları" gerektiğini söyledi. Biraz umut. Beyrut'ta bir basın toplantısında, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nı kınamak için yaptığı çağrının başarısızlığa uğradığını itiraf etmişti. 

Acıklıydı. Bay Ban'a Gazze'de bir BM savaş suçları mahkemesi düşünüp düşünmeyeceğini sorduğumda bunu kendisinin "kararlaştıramayacağını" söyledi. Fakat yalnızca birkaç gazeteci onu dinleme zahmetinde bulundu ve resmi memurları çabucak masanın üzerindeki BM bayrağını katlamaya başlamıştı. Tam da zamanıydı. Milletler Cemiyeti'ni geri getirin. Her şey bağışlanır.

Dün kimsenin, ne Arapların, ne İsraillilerin, ne de Avrupa'dan gelen uğursuz adamların fark edemediği şey, dün akşamki Şarm El Şeyh toplantısının, modern Ortadoğu'yu yaratmış olan Paris Barış Konferansı'nın başlangıç gününün 90. yıldönümünde başlıyor olduğuydu. Paris Barış Konferansı'nın ana başlıklarından biri  "Filistin'in sınırları" idi. Bunu Versailles Anlaşması takip etti. Ve sonrasında neler olduğunu biliyoruz. Geri kalan gerçekten de tarihtir. Hayaletleri geri getiren.