Ekim ve Hasatlara Dair: Komutan Yardımcısı İsyancı Marcos’un Gazze Üzerine Konuşması
Komutan Yardımcısı İsyancı Marcos
04 Ocak 2009
Çeviren: Onur Günay
Yazının orijinali için tıklayınız.
İki gün önce, şiddeti tartıştığımız gün, anlatmakta
kelimelerin kifayetsiz kaldığı Condoleezza Rice, bir ABD
yetkilisi, Gazze’de olup bitenlerin vahşi doğalarından ötürü
Filistinlilerin hatası olduğunu beyan etti.
Dünyayı çapraz kesen yeraltı nehirleri kendi coğrafyalarını
değiştirebilir ancak aynı şarkıyı söylerler.
Ve şuan bizim duyduğumuz, savaşın ve acının şarkısı.
Buradan çok uzakta değil, Gazze adında bir yerde,
Ortadoğu’da, tam burada bizim yanı başımızda, İsrail hükümetinin
ağır eğitimli ve silahlı ordusu ölüm ve yıkım yürüyüşüne devam
ediyor.
Attığı adımlar klasik bir askeri işgal savaşının adımları:
öncelikle “stratejik” askeri noktaları (askeri kılavuzların
söylediği şekliyle) yok etmek amaçlı yoğun bir toplu bombalama
ve direniş güçlerini “zayıflatmak”; sonra istihbarat üzerinde
sıkı bir kontrol : “dış dünyada”, operasyon alanının dışı,
görülen ve duyulan her şey askeri kriterlerle seçilmelidir;
şimdi de taburların yeni mevzilere ilerlemesi için düşman
askerlerinin üzerine yoğun top atışı; sonra da düşmanın
garnizonunu zayıflatmak için bir kuşatma olacak; sonrasında da
mevzi işgal eden ve düşmanı yok eden saldırı, ve muhtemel
“direniş yuvalarının” “temizlenmesi”.
Modern savaşın askeri kitapçığı, birkaç varyasyon ve
eklemeyle adım adım istilacı askeri güçler tarafından takip
ediliyor.
Bunun hakkında çok şey bilmiyoruz ve “Ortadoğu’da çatışma”
diye adlandırılan konu hakkında şüphe yok ki uzmanlar var, ancak
dünyanın bu köşesinden bizim de söyleyeceğimiz bir şey var:
Haberlerdeki fotoğraflara göre İsrail hükümetinin hava
güçlerince imha edilen “stratejik” noktalar; evler, kulübeler,
sivil binalardır. Yıkıntıların ortasında tek bir sığınak, kışla,
askeri havaalanı ya da bombardıman silahı görmüyoruz. Yani —ve
lütfen cahilliğimizi bağışlayın— bize göre ya uçakların
silahlarının kötü amaçları var ya da Gazze’de öyle “stratejik”
noktalar yok.
Hiçbir zaman Filistin’i ziyaret etme onuruna sahip olmadık
ancak insanların, erkeklerin, kadınların, çocukların ve
yaşlıların -askerlerin değil- evlerde, kulübelerde ve binalarda
yaşadıklarını varsayıyoruz.
Henüz direnişin takviye kuvvetlerini de görmedik, sadece
yıkıntılar.
Ancak istihbarat kuşatmasının nafile çabalarını gördük ve
işgali görmezden gelmekle alkışlamak arasında karar vermeye
çalışan dünya hükümetlerini ve epey zamandır bir işe yaramayan,
dışarıya ılımlı basın açıklamaları gönderen Birleşmiş
Milletleri.
Ancak bekleyin. Birden aklımıza geldi belki de İsrail
hükümetine göre bu erkekler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar
düşman askerleri; ve böylece ikamet ettikleri kulübeler, evler
ve binalar da yok edilmesi gereken kışlalardır.
Yani şüphe yok ki bu sabah Gazze’ye yağan kurşun yağmuru,
İsrail birliklerinin ilerleyişini bu erkekler, kadınlar,
çocuklar ve yaşlılardan korumak içindi.
Ve bütün Gazze’ye yayılan kuşatma ile zayıflatmak istedikleri
düşman garnizonu orada yaşayan Filistin nüfusunun ta kendisi.
Saldırıları bu nüfusu imha etmeye çalışacak. Ve bu kanlı
geçeceği kolaylıkla tahmin edilebilir saldırıdan kaçmayı ya da
saklanmayı başaran herhangi bir erkek, kadın, çocuk ya da yaşlı
daha sonra “avlanacak”, böylece temizlik tamamlanacak ve
operasyonları yöneten komutanlar da kendi efendilerine rapor
verebilecekler: “Görevi tamamladık.”
Cahilliğimizi tekrar bağışlayın, belki de söylediğimiz asıl
mevzunun dışındadır. Ve devam eden suçu mahkum etmek yerine, biz
yerliler ve savaşçılar olarak, olup bitenin “siyonizm” mi
“antisemitizm” mi olduğunu, ya da bunu başlatanın Hamas’ın
bombaları olup olmadığını tartışıyor olmamız ve bu tartışmaların
içinde bir konum almamız gerekiyor.
Belki bizim düşüncemiz çok basit ve analizler için çok
gerekli olan nüansları ve dipnotları kaçırıyoruz, ancak
Zapatistalar için bu durum profesyonel bir ordunun savunmasız
bir nüfusu katletmesi gibi görünüyor.
Ezilenlerden ve soldan kim buna sessiz kalabilir?
Bir şeyler söylemek işe yarar mı? Bizim ağlayışlarımız bir
bombayı dahi durdurur mu? Bizim sözümüz bir tek Filistinlinin
dahi yaşamını kurtarır mı?
Evet, bize göre bu işe yarar. Belki bir bombayı durduramayız
ve sözümüz böylelikle fişeğinin üzerine “IMI” ya da “Israeli
Military Industry” (İsrail Askeri Endüstrisi) harfleri kazınmış
5.56 mm ya da 9 mm kalibrelik mermilerin bir kız ya da oğlan
çocuğunun göğsüne saplanmasını engelleyen bir zırhlı kalkana
dönüşmeyecek. Ancak belki de sözümüz Meksika’daki ve dünyadaki
öteki sözlerle güç birliği yapmayı başarır ve belki de ilk
etapta bir mırıltı olarak duyulur, giderek gürleşir ve sonra
Gazze’de duyulabilecek bir çığlık, feryat olur.
Biz sizin hakkınızda bir şey bilmiyoruz, ancak biz EZLN’den
Zapatistalar, biz, yıkımın ve ölümün ortasında birkaç cesaret
sözü duymanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Bunu nasıl açıklamam gerektiğini bilmiyorum ama olan şu ki,
evet çok uzaktan sözler bir bombayı durduramaz ancak adeta
ölümün kara odasında bir delik açılmış ve ufak bir ışık
parıltısı içeriye düşermiş gibi olur.
Diğer her şey için olduğu gibi, ne olacaksa olacaktır. İsrail
hükümeti terörizme ağır bir darbe indirdiğini açıklayacak,
katliamın büyüklüğünü kendi halkından saklayacak, büyük silah
üreticileri krizi göğüslemek için ekonomik destek sağlayacaklar
ve “küresel kamuoyu”, her zaman moda olan kolayca
biçimlendirilebilir varlık, başka tarafa yönelecek.
Ancak hepsi bu değil. Filistin halkı da direnecek ve
yaşayacak ve mücadele etmeye devam edecek ve amaçları için
ezilenlerden sempati görmeye devam edecek.
Ve belki Gazze’den bir kız ya da erkek çocuğu da yaşayacak.
Belki büyüyecekler, onlarla beraber kuvvetleri, kızgınlıkları ve
öfkeleri de büyüyecek. Belki Filistin’de mücadele eden
gruplardan biri için asker ya da milis olacaklar. Belki
kendilerini İsrail’le savaş halinde bulacaklar. Belki bunu bir
silahı ateşleyerek yapacaklar. Belki kendilerini bellerine
sarılı bir kuşak dinamitle feda edecekler.
Ve sonra tepede, yukarıdan birileri Filistinlilerin vahşi
doğaları hakkında yazacak ve bu şiddeti kınayan açıklamalar
yapacak ve bunun siyonizm mi anti-semitizm mi olduğunu
tartışmaya geri dönecekler.
Ve hiç kimse şu anda hasat edileni kimin ektiğini sormayacak.
Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu erkekleri, kadınları,
çocukları ve yaşlıları adına,
Komutan Yardımcısı İsyancı Marcos
Meksika, 4 Ocak, 2009
|