|
IRAK DİRENİŞİ ÜZERİNETARIK ALİ17 Mart 2005Tarık Ali ile
Socialist Worker tarafından yapılan röportaj Irak işgalinden iki sene sonra, yazar ve eylemci Tarık Ali, Ortadoğu’daki
Amerikan stratejileri ve işgale karşı Iraklı direnişin artması ile
ilgili olarak Socialist Worker’a konuştu. Socialist
Worker: Iraklı
direniş, Bush ve Blair tarafından terörist, Saddam Hüseyin yanlısı,
Köktenci İslamcı, vb. denilerek değişikliğe uğratıldı. Direniş
hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız? Tarık
Ali: Emperyalizme
karşı her direniş hareketi, terörist olarak sınıflandırıldı:
Kenya’daki Mau Maular değişikliğe uğratıldı ve İngilizler tarafından
vahşi bir şekilde işkenceye maruz kaldılar; aynı şekilde, Cezayirli
Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) Fransızlar tarafından, Vietnamlılar,
Fransızlar ve Amerikalılar tarafından. Bugün
İsrailli Şaron, Filistinlileri terörist olarak adlandırıyor,
Rusya’da Vladimir Putin terör ile savaş adına Çeçenleri eziyor ve
Tony Blair bu ülkede, terör ile savaşmak adına geleneksel sivil özgürlüklere
saldırıyor. Iraklı direnişin aynı şekilde sınıflandırılması bu
yüzden şaşırtıcı değildir. Şu
açıktır ki, emperyalist işgalcileri ülkeden kovmak için kullanılan
yöntemler, işgalin doğası tarafından belirlenmiştir. Amerikan
birliklerinin gaddarlığı ve yapmakta oldukları sistematik işkence
belgelenmektedir. Bu yüzden,
direnişin neresi güzel olabilir ki? Cezayir
Savaşı sırasında, Ulusal Kurtuluş Cephesi, FLN’nin bir liderine,
Cezayir’deki kafelerin bombalanmasında Fransız sivillere yönelik terör
uygulanması ile ilgili soru sorulur. O da cevap verir: “Size söz
veriyorum ki, bir hava gücümüz olsaydı, sadece Fransız kışlalarını
hedef alırdık, ama o zamana kadar...” SW:
Irak’taki, emperyalizm ve direniş arasındaki mücadele ile
Cezayir’deki Fransız kolonisinin yasalarına karşı ya da Vietnam’da
Amerika’ya karşı verilen mücadele nasıl kıyaslanabilir? İmparatorluğun
teknikleri mi değişmekte? Direnişin doğası mı farklı? TA:
İmparatorluğun
teknikleri tamamen değişmedi. Vietnam’da iki milyon Vietnamlı öldü,
elli bin de Amerikan askeri. Irak’ta yüz binin üstünde Iraklı ve bin
beşyüz kadar Amerikalı öldü. Oranlar değişmez. Değişen
içinde yaşadığımız dünyadır. Geleneksek solun çöküşü
nedeniyle, büyük bir boşluk doğdu. Vietnam ve Cezayir’de hareket ya
komünistler (Vietnam) ya da seküler nasyonalistler (Cezayir) tarafından
yürütüldü. Irak’ta
bugün, Iraklı Komünistlerin –liderleri Britanya İmparatorluğu tarafından
asılan- mirasçıları her aşamada, düşüncesiz işbirlikçilerdir. Silahlı
direniş, dini gruplar, eski Baasçılar ve belirli bölgelerde Iraklı
nasyonalistler tarafından yürütülüyor. Bir, Ulusal (Nasyonalist)
Kurtuluş Cephesi oluşturmaktaki politik hata direnişin Aşil topuğudur.
Zerkavi’nin
El Kaide grubu ülkeye sadece Amerikan işgalinden sonra girdi. Bu
taktikleri, işgale karşı olan çoğu Iraklı tarafından ifşa edilen küçük
bir azınlıktır. Aynı
zamanda bir de, Bağdat’ın yoksul Şii bölgelerinde, Basra’nın
yoksul kısımlarında ve Irak’ın güneyinin diğer şehirlerinde konuşlanmış
Mukteda El Sadr’ın ve onun grubunun politik direnişi vardır. O
tüm yabancı birliklerin çekilmesini talep edecek ve ülkede kalıcı
Amerikan üslerine hayır diyecektir. Eğer
Birleşik Irak İttifakı’nın önde gelen isimleri Abdul Aziz el Hakim,
ve Şii din adamı Ali Sistani –hilekar Ahmet Çelebi’den bahsetmeye
gerek yok- bu ittifakı bozarsa, direniş Irak’ın güneyine sıçrayacaktır.
Benim
nazarıma göre, işgalci emperyalist ordunun koruması altında bir seçimi
talep ve kabul etmek, sadece daha ileri bir işbirliğine neden olabilir.
Sistani kendisine Gandi’yi örnek alıyor ama Hindistan’ın Irak’a göre
oldukça farklı bir tarihi var ve Gandi İngilizleri, Hindistan’ı terk
etmeye II. Dünya Savaşı zirvedeyken çağırmıştı. Amerikan yönetimi Irak’ı kimin yöneteceği konusunda farklı görüşlere sahiptir. Birinci seçenek Ayad Allavi idi, ikinci seçenek ise Sistani / el Hakim / Çelebidir. Ama eğer bir Sistani idaresi hızlı bir geri çekilmeyi sağlayamazsa, kağıttan yapılan ev çabucak dağılabilir. SW:
2003’den beri, Felluce’ye yapılan iki saldırıyı, Necef’teki
isyanı, geçici hükümetin seçimlerini ve görevi devralmasını
seyretmekteyiz. 2003’ten beri Iraklı direniş nasıl gelişti ve değişti?
TA:
Felluce Arap dünyasının Guernika’sıdır.* Bir şehir yıkıma uğratıldı,
insanları öldürüldü, işkenceye uğradı, yerlerinden edildi, onların
çocukları öksüz, yetim kaldı. Trajik bir şekilde, Sistani şehre yapılan
ilk saldırının aksine, Kasım ayında sessiz kaldı. Diğer
bir deyişle, önderlik ettiği cephe, güç paylaşımın karşılığı
olarak, Felluce’nin yıkımına sessiz kaldı. Bu, Irak’ın birliğine
yönelik ilk ciddi açığı gösterir. Seçimler, Washington tarafından öncelikle bir teslim olarak görülse de, Amerikalı gazeteci Thomas Friedman, New York Times’da, Sistani’nin Amerikalıların yerine isyanı bastırmasının en iyisi olacağını güçlü bir şekilde savunur. Ebu Mazen’in (Mahmud Abbas) Şaron yerine Filistin direnişini ezmesinin daha iyi olacağı gibi. İşgal edilen bir ülkede emperyalizm her zaman parçalar ve yönetir – Hindistan, Afrika, Vietnam, Kore, Kıbrıs, İrlanda ve Araplar geçmişten örneklerdir-. Amerikan emperyalizmi, bölgelerde bağımlı bir idare isteyecek ve her grubu bir diğerine karşı kullanacaktır. Sistani’ye karşı Allavi, el Sadr’a karşı silahlı direniş grupları. Bu politik düzeyde temel bir birliğin neden hayati olduğuna bir yanıttır. Eğer Sistani, toplumun çoğunluğunun sesi olarak, Felluce’nin yıkımını ifşa etmiş olsaydı, bu birliğin bazı şekilleri için bir temel hazırlamış olabilirdi. Bu yüzden, benim nazarıma göre direniş Irak’ta çok az ilerleme sağlamıştır. Bu Irak için bir trajedidir. SW:
Askeri, politik ve ekonomik bakımdan Amerika’nın Irak’a yaptıklarının
çeşitli unsurları var. Direniş bu üç alanla ne ölçüde mücadele
ediyor? TA:
Askeri olarak, direniş milyonlarca insanın yaşadığı Bağdatı da
kapsayarak ülkeyi yönetilemez bir hale getiriyor. Ekonomik olarak,
yabancı şirketlerin ve boru hatlarının hedef alınması oldukça
etkili olmaktadır. Halliburton petrol şirketi Basra’da iyi şekilde
karşılandı Bağdat’ta değil. Bu
ilk neo-liberal işgal ve üçüncü büyük varlıktır –Amerikan ve İngiliz
birliklerinden sonra – o da şirketler tarafından yürütülen özel
ordulardır. Bir kaç ay önce, bir Güney Afrikalı paralı asker öldürüldü. Daha sonra onun Steve Biko’nun işkencecilerinden biri olmuş olduğu ortaya çıktı. O dönemde Güney Afrika’daydım ve bir çok insan buna çok sevindi. SW:
Direniş kazanabilir mi? Ve bu ne anlama geliyor? TA:
Tüm yabancı birliklerin çekilmesi, hiçbir yabancı üssün olmaması
ve Irakl petrollerini denetiminin Iraklıların eline geçmesi bir zafer
olurdu. Ama Amerika bunun olmasına izin verir mi? Henry
Kissinger Irak’ın Balkanlaştırılmasına yönelik çağrıda bulundu.
Buna hazır olan tek grup, petrolden iyi bir şekilde yararlanırlarsa, Kürtlerdir.
Ne Türkiye – kendi çirkin nedenlerinden ötürü – ne de Irak’ın
geri kalanı bunda istekli değiller. Sonuç
olarak bu karışık bir durum ama askeri ve politik direnişin yanında bütünü
kapsayan politik bir projenin eksikliği ciddi bir zayıflıktır.
----------------------
Çeviren: Güney Ongun
|