Yeni Afgan Anayasası Kadın Haklarına Giden Uzun Yolda Sadece
Bir Adım
Cynthia Peters
17 Ocak 2004
George Bush yeni onaylanan Afgan yönetmeliğini “tüm Afgan
halkının çıkarlarına ve haklı isteklerine hizmet edecek” bir araç
olarak gördüğünü söylese de, Afgan kadınlarının daha ihtiyatlı olmak
için nedenleri var.
4 Ocak 2004’te büyük meclis Loya Jirga tarafından onaylanan yeni
anayasa, kadınları ve erkekleri “yasalar önünde eşit hak ve
yükümlülükler”e sahip olarak tanımlamasına rağmen, aynı zamanda
“hiçbir yasanın İslam’ın inanç ve pratiklerine aykırı olamayacağını”
da beyan ediyor.
Kadın haklarının anayasal koruma altına alınmasının,
Afganistan’ın pek çok bölgesinde uygulanan, kızların kocaya
satılmasına, babaların ve erkek kardeşlerin ailenin kadın üyeleri
üzerinde hakimiyet kurmasına izin veren, zina ve fahişelik için
kadınları acımasızca cezalandıran İslam hukukunun köktenci
yorumlarıyla nasıl rekabet edeceğini daha sonra göreceğiz. Anayasa
Mahkemesi’ne hangi güçlerin hükmedeceği konusunda henüz hiçbir
netlik yokken ve kırsal bölgeler hâlâ çoğunlukla İslam hukukunu katı
bir şekilde yorumlayan ve uygulayan güçlü köktencilerin
denetimindeyken, Afgan kadınlarının önünde temel insan haklarına
ulaşmak için uzun bir mücadele var.
Anayasanın, bu mücadelede kadınlara yardımcı olacak, Wolesi
Jirga’da (Halk Meclisi) her vilayetten en az iki kadın vekilin
bulunması ve Meshrano Jirga’ya (Yaşlılar Meclisi) yapılan başkanlık
atamalarının %50’sinin kadın olması gerektiği şeklinde bir maddeyi
de içeren çok sayıda şartı bulunuyor.
Köktenci liderler kadınlara erkeklerin yarısı kadar değer veriyor
olabilir, ancak Afgan kadınları açıkça dikkate alınması gereken bir
güç. Anayasadaki bu şartlar Afgan kadınları için ileri bir adım olsa
da; onları kadınların erkeklerden daha değersiz olduğunu ve bağımsız
hareket etmemeleri gerektiğini güçlü bir şekilde savunan sağ kanat
İslami görüşlerden her zaman korumuyor.
Batı Afganistan’daki Ferah bölgesini temsil eden bir kadın vekil,
Malalai Joya, Loya Jirga’da görüşlerini dile getirdiği zaman,
kadınların siyasi sürece katılmaları hakkında tahmin edilebilecek
geri tepmenin belki de ilk işaretlerini aldı. Joya’nın 17 Aralık
2003’te yaptığı iki dakikalık konuşma, “ülkeyi harap eden” cihat
yanlısı liderlerin bazılarını “suçlu” olmakla itham ederek
yargılanmaları gerektiğine dikkat çekiyordu. Savaş ve Barış
Enstitüsü’ne (Institue for War & Peace Reporting-IWPR) göre “O (Joya)
komünist olmakla suçlandı ve neredeyse toplantıdan çıkarılıyordu.”
Bir görüşmede Joya IWPR’ye, yaptığı konuşmada üç noktayı
vurgulamaya çalıştığını söyledi: “Birincisi, savaş lordları
yargılanmalı ve suçsuz bulunurlarsa Jirga’ya gelebilmeli. İkincisi,
Loya Jirga’nın mahiyeti uygun değil –tüm cihat yanlısı ve güçlü
insanlar orada-. Ve üçüncü olarak, ortam demokratik değil.”
Joya IWPR’ye, bu görüşte olan tek kadının kendisi olmadığını;
ancak diğerlerinin “korku, iktidar ve silahlar(ı denetleyen erkekler)
egemen olduğu” için ortaya çıkmadığını söyledi.
Bangor Daily News’in bildirdiğine göre BM personeli, Joya’nın
açıklamalarının ardından onu meclis oturumları süresince korumak ve
“sonra uyumak için kullandıkları gizli mekana götürmek” zorunda
kaldı. Haberde, Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm tehditlerini ve
cihat yanlılarının “kadın vekillerin yatakhanesine sessizce
girdiğini...” belgelediği yazıyordu.
Eğer Loya Jirga bir şey gösterdiyse bu, Afganistan’da tartışmanın
başladığı ve kadın haklarının en azından görüşüldüğüdür; ancak
kadınlar tartışmalara büyük kişisel riskler alarak ve aşırı baskı
ortamında katılıyorlar. Joya’nın konuşmasına, Loya Jirga’nın başkanı
Sighbatullah Mojadeddi “Kendinizi erkeklerle aynı kefeye koymaya
çalışmayın. Allah bile size eşit haklar vermedi; çünkü onun indinde
iki kadın bir erkeğe eşittir.” diye karşılık vermişti.
Köktenci liderler kadınlara erkeklerin yarısı kadar değer veriyor
olabilir, ancak Afgan kadınları açıkça dikkate alınması gereken bir
güç. Anayasanın geçen yaz dolaşımda olan ilk taslağında kadınların
eşitliğinin bahsi bile geçmiyordu. Kadın gruplarının uluslararası
insan hakları gruplarıyla beraber yaptığı baskılar, kadınların
anayasanın son şeklinde çok daha iyi temsil edilmesini sağladı.
Joya’nın Loya Jirga’da gösterdiği cesaret yalnızca kendi kişisel
gücünün değil, yıllar süren kolektif mücadeleyle kazandığı gücün
göstergesiydi. Diğer yüz kadın vekil, onu konuşması sırasında
mecliste patlak veren kargaşadan korudu. Mojadeddi özür çağrısında
bulunduğunda Joya bunu, çevresindeki kadınlardan ve Afganistan’daki
şiddet ve baskının kaynağının köktenci liderler olduğunu söyleyen
pek çok cesur Afgan kadınının ve erkeğinin süregelen çabalarından
gelen desteğe güvenerek reddetti.
Anayasa, kadınların siyasal katılımını –en azından kağıt üzerinde-
sağlamaya ek olarak, tüm çocuklar için zorunlu eğitimi şart koşuyor.
Okuryazarlık, kızlara kamusal hayata katılımda ihtiyaç duydukları
becerileri kazandırdığı için, kadın haklarının garanti altına
alınmasında anahtar bir rol oynuyor. Aslında ülkedeki bağımsız
feminist örgütlerin en eskisi olan RAWA (Afganistan Kadınlarının
Devrimci Birliği), epeydir kadınların okuryazarlığını artırmaya
odaklanmıştı. Başlangıçta Sovyet işgaline tepki olarak, sonra da
Sovyet karşıtı mücahitlerin pek çoğunun baskıcı taktiklerine karşı
koymak amacıyla, RAWA gizli okullar açtı ve kadınlara okumayı
öğretmek için hapsi, işkenceyi ve ölümü göze aldı.
Eğitim tüm çocuklara zorunlu tutulduysa da RAWA gibi örgütlerin
işi bitmiş değil. Okulu olmayan pek çok köy var. Ve kızlar okullara
ve okula gitme hakkına sahip olsalar dahi, yılların getirdiği
şiddetli baskılardan kaynaklanan korkunun üstesinden gelmek
zorundalar. Kabil’in güneyindeki Char Asiab’da oturan 22 yaşındaki
Latife, “Babalarımız ve erkek kardeşlerimiz okula gitmemizi
engelliyorlar; çünkü Taliban askerlerinin veya diğer grupların
kendilerini öldüreceğini düşünüyorlar.” diyor.
Yasalar muhtemelen, muhafazakâr babaların ve Afganistan’ın pek
çok bölgesindeki şehir yöneticilerinin, kızların evde tutulması veya
erken yaşta kocaya satılması gerektiği yönündeki inançlarının önüne
geçecektir. Ancak insanları yeni anayasa hakkında eğiten veya kadın
hakları konusunda bilinçlerini artıran tabana yönelik çalışmalar
olmaksızın yasa çok az şey ifade ediyor.
IWPR için yapılmış görüşmelerin olduğu bir yazıda muhabirler,
köylülerin çoğunun Loya Jirga’nın yeni bir anayasayı tartışmak üzere
bir araya geldiğini bilmediklerini anlatıyorlardı. Afganların
çoğunluğu okuma bilmiyor ve hükümet de sıradan vatandaşı anayasanın
oluşum sürecine katmak için pek az çaba gösterdi.
Tüm Afganlara ulaşmak için gerçek bir çaba gösterilmezse, mevcut
anayasa yetersiz bir şekilde muhtemelen başkentte yaşayan birkaç
ayrıcalıklı kadının hakkını koruyacaktır. Yoksul ve köylü kadınlar
büyük olasılıkla “yasalar önünde eşit hak ve yükümlülükler”e sahip
olmanın ne anlama geldiğini pek tecrübe edemeyecekler.
Bu makale ilk kez (
http://newstandardnews.net ) adlı sitede yayımlanmıştır.
Çeviren : Songül (Feminist Kadın
Çevresi)
|