ZAPATİSTA KADINLARI
Paula Grosso
16 Nisan 2002
2000 yılında, yeni bir Temmuz günü öncesinde,
sabah saat dörttü. Mexico’nun güneydoğu eyaleti Chiapas’daki San
Cristobal’in sakin sokaklarında dolaşırken varolan karanlık ve
sessizlik beni sardı. Beni, Zapatistalar’ın 38 özerk topluluğundan
birini yerleştirdiği yerin kuzeyine, çatışma bölgesinin kuzeyine
götürecek olan küçük otobüse bineceğim pazara doğru gidiyordum.
Destek çalışması yapan ve halkı Zapatistalar hakkında eğiten insan
hakları grupları hakkında bir şeyler okumuştum ve bu destek ağının
bir parçası olmanın önemli olduğunu hissettim. San Cristobal dışında
çalışan Fray Bartolome de Las Casas insan hakları merkezi için
çalışan bir insan hakları gözlemcisi oldum.
Yakın Dönem Tarihi
1970’lerin sonlarında, Mexico’nun güneyindeki
örgütlü köylü hareketlerinin sayısında bir artış vardı ve ordu bu
duruma bölgenin yoğun bir şekilde (düşük yoğunluklu savaş olarak
bilinen) militarizasyonuyla cevap verdi. Bunun yanı sıra, toprak
bağışlarının azalması ve toprakların azınlık bir grubun elinde
yoğunlaşması, köylülerin özel mülkiyete ait topraklara izinsiz
yerleşmesi ile sonuçlandı. Bu durum karşısında toprak sahipleri
paramiliterler kiraladı. Piskopos Samuel Ruiz, daha da kötüleşen
duruma bir cevap olarak, 1989’da, Fray de Las Casas İnsan Hakları
Merkezi’ni kurdu. 1 Ocak 1994’te (Kuzey Amerika Serbest Ticaret
Anlaşması-NAFTA’nın resmi olarak imzalandığı gün), Mexico kendini
Meksika’nın ekonomik ve siyasi politikalarının neden olduğu bir iç
savaşın içinde bularak uyandı. Kendilerini Ejercito De Liberacion
Nacional (EZLN) olarak adlandıran yerli bir çiftçi grubu, Mexico’da,
Chiapas eyaletinin önemli birçok merkezini işgal etti. 1994’deki
Zapatista ayaklanmasının sonrasında militarizasyon önemli ölçüde
arttı. Zapatistalar’ın talepleri Latin Amerika’daki diğer isyan
gruplarınınkilerle benzer. Toprak, barınma, yiyecek güvenliği,
pazarlara erişim, hükümetten bağımsız kooperatifler kurma hakkı,
ürünleri için adil fiyatlar ve kırsal kesimler için su ve lağım
tesisatı sistemleri, yollar ve diğer altyapı sistemleri gibi temel
hizmetler istiyorlar. Yerlilerin hakları da hareket içinde yaşamsal
bir yer tutuyor. Zapatistalar, yerli dilleri, kültürleri ve
gelenekleri yaşatmak için, kendi toplulukları içindeki eğitim
sistemini, siyasi ve adli sistemleri denetleme hakkı talep ediyorlar.
Zapatistalar ayrıca topluluk temelli bir toplumsal örgütlenmeyle;
sivil toplum hakları ve gelişimi, Mexico’daki siyasi sistemin
demokratikleşmesi, bölgesel özerklik ve egemen ekonomik ve siyasi
sistemlere alternatif oluşturmak için kampanya yürütüyorlar.
Kadınların hareket içindeki yeri karmaşık ve çok yönlü. Hareket, bir
taraftan; tıp ve ebelik, eğitim ve yemek hazırlanması gibi
kadınların ev içi rollerini yeniden oluşturmak için mücadele etti.
Bunu, devletin bu rolleri yok etme çabasına karşı çıkarak yaptılar.
Hareket, geleneksel rolleri koruma mücadelesiyle modern liberal
feminizmi bir araya getiriyor.
Gözlemlerim
Kendimden geçmiştim. Yaklaşık iki yıldan beri
okuduğum her şeyi pek yakında yaşayacaktım. Daracık dağ yollarında,
el işlerini satmak için yolculuk eden kadınlar ve çalışma alanlarına
giden erkekler arasında sıkışarak geçen iki saatlik yolculuktan
sonra, nihayet gideceğimiz yere vardık: Acteal’deki iki topluluk.
Acteal Üssü’ndeki (Zapatista destek üssü) topluluğa ait okulun alt
katında kaldık; ama her gün Acteal’in komşu topluluğu olan Acteal
Las Abejas’ı (arılar) –Zapatistalar’ı davalarında destekleyen
barışçı bir Katolik kolonisi- ziyaret ettik. Topluluğa girer girmez,
durumun ciddiyetini anladık. Dağın bir tarafına umutsuzca sarılmış,
küçücük tahta parçaları, eski billboardlar ya da plastik
tabakalardan yapılmış, ince çatılı derme çatma kulübeler vardı.
Tortilla yapmak için fasulye, pirinç ve buğdaydan oluşan yarım aylık
erzak yeni gelmişti ve topluluğun erkekleri, bunları dağıtmak için
Uluslararası Kızılhaç’a yardım ediyorlardı. Kızılhaç ve diğer
uluslararası kurumların kurduğu yeni tuvaletler ve su tanklarına
doğru yönelmiştik. Okul açık olmadığı için çocuklar ortalıkta
geziniyordu ve yaşlı adamlar oturup bekliyorlardı. Bütün bir
topluluğun, böyle bir yaşam için evlerini ve topraklarını
satmalarını gerektiren ne olabilirdi? Topluluk liderlerinden biri
olan Marcelino’ya, sadece iki saat kuzeyde olan evleri Chimix’i
neden terk ettiklerini sorduğumda şöyle cevap verdi:
“Topraklarımızda kahve hasadımızı biçerken, ateş edildiğini duyduk
ve köyümüzden yayılan duman ve alevleri gördük. Paramiliterler,
silahlarını ateşlerken evlerimizi yakıp yağmalıyordu. Biz, topluluk,
dağlara koştuk ve bütün bir gece yürüdük. Orada, bulduğumuz her şeyi
yiyerek ve geçici barınaklarda yaşayarak kaldık. İki ay sonra,
dağlardan aşağı indik ve Acteal’e yerleştik.”
Bir gözlemci olduğum için, iki topluluğun
bulunduğu anayolda ordu ve paramiliter olup olmadığını bildirmek
benim işimdi. Neredeyse her 5-10 dakikada bir asker ve silahlı
adamlarla dolu bir jip, kamyon ya da tank geçiyordu. Toplulukta
bulunduğum süre içinde, Chiapas’ta (paramiliterleri saymadan) 70.000
asker ya da tüm Meksika ordusunun üçte biri vardı. 53 askeri kontrol
noktası ve yedi askeri üs vardı. İş bulmak veya kahve hasatlarını
biçmek için Chimix’e dönerek Acteal topluluklarını terk etmeye
kalkışanlar, Zapatistalar’la siyasi yakınlıkları yüzünden hemen
tutuklandılar. Acteal Las Abejas’ta, ordunun varlığının çok daha
sert bir yankısı vardı. Acteal Las Abejas’ta, 22 Aralık 1997’de,
Noel öncesi duası için toplanan silahsız 45 kadın ve çocuk,
paramiliterler tarafından katledilmişti.
Topluluğun girişine yakın bir yerde, ölüleri
anmak için bir alçaklık anıtı dikilmişti. Her iki topluluktan
çocukların çizdiği katliam resimleri toplantı salonunun duvarlarını
süslüyordu ve iki topluluğun paylaştığı direnişi hatırlatıyordu. Bu
iki topluluğun yaratıcı bir biçimde kurulan hayallerle dolu olduğunu
ve daha iyi bir geleceği yeniden kurduklarını anladım. Sessiz bir
biçimde, sahnenin gerisinde, topluluğun merkezinde olan kadınlardı.
Günlük yemek, temizlik, elbiseleri yıkama, eve ve çocuklara bakma
işleriyle uğraşırken, duruma bir normallik hissi katıyorlardı. Aynı
zamanda, topluluğa para getirenler de yalnızca onlardı. Kontrol
noktalarında gözleri korkutulmuş ve tartaklanmış olsalar da,
kırlarda kurdukları bahçelerde yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri,
dokuma kooperatiflerinde yaptıkları nakışlı işleri satıyorlardı.
Hazırladıkları her yemekle, sattıkları her nakış işiyle,
çocuklarıyla yerli dillerinde konuştukları her vakitle, yerli
kültürleri ve Zapatista davasının kendisini destekliyor ve
geliştiriyorlardı.
Acteal’in iki topluluğu, kendi
topluluklarını yeniden kuruyorlar ve kadınlar bu çabanın önemli bir
parçası. Acteal Las Abejas, geleneksel Maya tıbbını ve günümüzün
Batı tıbbını birleştiren bir yerel topluluk kliniğini kurmayı henüz
tamamladı. Diğer Katolik örgütlenmeleri ve Abejas kolonileriyle
güçlü bir dayanışma ağları var ve hem bir dokuma kooperatifi, hem de
bir kahve kooperatifi kurdular. Acteal Üsleri, şu anda bir topluluk
kliniği yaratma sürecinde ve öğretmen seçimiyle ve Meksika milli
müfredatına yerli dilleri, tarihi ve kültürünü de katan bir
müfredatla her iki topluluğa da hizmet verecek bir okulu tekrar
açmaya uğraşıyor. Kadınlar, sağlık ve eğitim işlerinde kilit bir
rolü güvence altına aldı.
Geleneksel yerli topluluklarda, tıp ve eğitim
onların alanıydı. Kamusal alanda, ünlü Zapatista kumandanı Ramona,
Zapatista ordusunda kilit bir role sahip. Protestolarda ve diğer
Zapatista toplantılarında kilit bir figür. Ramona gibi erkeklerle
birlikte savaşan Zapatista kadınları, kadınların hakları ve
meselelerinin aynı derecede öneme sahip sayılmasını sağlayarak,
hareketin içine kendi özel gündemlerini soktular. Devrimci yasalarda,
kadınların “mücadele içinde yer alma, topluluk işlerini yönetme, iş
sahibi olma, eğitim ve Zapatista örgütlenmesi içinde liderlik
pozisyonu elde etme ve askeri kadroya katılma hakkı olduğu” hükmü
bulunur. Kadın haklarına ve aile içindeki rollerine dair de
referanslar vardır.
Zapatistalar, “hiçbir kadının dövülemeyeceğini ya
da kötü muamele göremeyeceğini, kadınların kaç çocuk sahibi
olacaklarına karar verme ve eşini seçme hakkı olduğunu ve evlilik
anlaşması yapmaya zorlanamayacağını” ilan ettiler. Son olarak,
tecavüz eden ya da tecavüz girişiminde bulunanların çok ciddi bir
biçimde cezalandırılacağını yazdılar. Bu hükümler, Meksika Ulusal
Anayasası’nda güvence altına alındığı için gereksiz görülebilir ama
kadınların en temel haklarından bile yoksun bırakıldığı geleneksel
topluluklarda, sürekli tekrar edilmeleri gerekiyor. Bu, Zapatista
kadınlarının ikili rolü: yürüyüşler için yemek hazırlarken,
elbiseleri onarıp dağıtırken ve Zapatista askerlerinin evlerine
bakarken, hareketin bakıcıları gibiler ve aynı zamanda Zapatista
ordusu içinde eşit birer partnerler. Çoğunlukla unutulsalar da ve
medya önemlerini fark etmese de, Zapatista kadınları hareket
içindeki önemli unsurlardan biri. Kabul edilmesi gereken çok yönlü
bir rolleri var.
Paulo Grosso, Saskatchewan Üniversitesi’nde,
Zapatista hareketiyle ilgili Tarih yüksek lisansını yeni bitirdi.
Oxfam ve CHEP’in (Çocuk Açlığı ve Eğitimi Programı) üyesi ve şu anda
Saskatoon’daki Yoksulluk Karşıtı Koalisyon’da çalışıyor.
|